Tahta Köprü
Benim bir anneannem vardı,
Herkes sever kendinden olanı,
Ama benim anneannem bir başkaydı.
Güzel Behice derlermiş gençken,
Kalbin güzelliği vurmuş yüze.
Ağır ağır yürüyen, kibar, nazik,
O güzel yüz anlamlanmış acı ile.
Bir göz ki yüreğe dokunan,
Bir insan ki hâlden anlayan.
Borlu Mehmet derler dedeme.
Hasan Dağı'ndan uçan,
Yaralı bir kartal gibi
Gelmiş konmuş buraya.
Sadece bir ev değil yaptığı,
Bir yurt kurmak yeniden.
Çok çileler çekmiş biri,
Babalıyken yetim büyümüş,
Üvey ana eli ile sürülmüş.
Rabbim, "Çok eziyet çekti kulum." der gibi,
Göz aydınlığı olsun diye
Anneannemi göndermiş ona.
Ereğli'de dereler akardı o zaman,
Şehrin içinden geçerdi.
Bir şehir değil, sanki cennet bahçesi;
Küçük bir ev, derenin yanında,
Kendi küçük, içi geniş.
Bir terası var güller arasında,
Sanki İrem Bağı'ndan kalma.
Önünde rengârenk çiçekler,
Hepsine can veriyor elleri.
Sanki onun yüzünü görünce
Sevgiyle çiçek açıyor her biri.
Evin yanında bir bakkal dükkânı,
Bir tahta........
