menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ariflerin Yalnızlığı

9 0
08.06.2026

Allah, Âdem’i kurutulmuş bir balçıktan yaratmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir. Allah’tan gelen bu ruh, bu emir kendine ulaşınca Âdem birden can buldu. Şeytan, Âdem’i yoldan çıkarmak için ona yasak ağacın meyvesinden yemesini telkin etti; eğer bu meyveden yerse maliklerden ve ebedîlerden olacağını söyledi ve onu kandırdı. Şeytanın Âdem’e olan düşmanlığı, kendisinin daha üstün olduğuna dair inancı ve kibriydi.

Şeytanı yoldan çıkaran kibir, Âdem’i cennetten çıkaran melik olma ve ebedî olma hırsı bugün de dünyayı cennetten cehenneme dönüştüren bir duyguyu temsil ediyor. İnsan aslında cenneti kalbinde taşıyor. İnsanın bu hırsları, önce kalbindeki cenneti yok ediyor.

Allah, insanı bu dünyada yaşayacak şekilde ona uygun bir beden ile yaratmış; yaşaması ve neslini devam ettirmesi için gerekli duygu ve düşünceleri yüklemiştir. Bunların tamamı insanın maddî yani dünyevî yönünü temsil eder; dünyada yaşamak için gereklidir.

İnsanın bir de bu bedene sığmayan aşkın bir yönü vardır; bu da manevî tarafını temsil eder. Bu iki hakikat bir ölçü ile birbirine bağlıdır. Ölçü dâhilinde birbirini tamamlarken, ölçü kaçtığında insan için bir tuzağa dönüşür.

İnsanda bu eğilimlerden biri doğuştan fazla olabilir; hayat içinde azalıp çoğalabilir. Mesela şairler, kahramanlar maneviyatı çok yüksek kişilerdir. Dünya menfaatleri onlar için değerli değildir; bir kişiye, bir duyguya, bir fikre gönülden bağlıdırlar.

Maneviyatı yüksek insanlardan, Allah’a ve onun elçilerine yürekten bağlılık duyanlara ve hikmetle hareket edenlere Arif insanlar diyoruz. Arif insan, iyiliği bir alışkanlık hâline getirmeyi başarmış insandır. Bu iyilikler çoğaldıkça insanın manevî yönü güçlenmeye başlar. Bu durum, iyiliğin ve yüceliğin kaynağı olan Rabbine karşı büyük bir hayranlığa ve onun büyüklüğü ile azametini hissetmesine neden olur. Bu sorumluluk bilinci takvaya dönüşür.

Sanki ruhunda gizlenen aşkın taraf, üflenince küllenmiş kor ateşin ortaya çıkması gibi birden ortaya çıkmıştır. Galaksilerin bir merkez etrafında dönmesi gibi yüzünü Rabbine dönmüş ve ona teslim olmuştur. Onun kendini görüyor olması, emirlerinin muhatabı olma duygusu, ondan gayrı her şeyi küçülten, değersizleştiren bir hâldir. Ondan gayrı her yer gurbete dönüşür; bu dünya bir sürgün yeri hâline gelir.

Mevlânâ Mesnevi’sinin girişinde “Dinle neyden” diye başlar ve neyin sazlıktan, yani ait olduğu yerden koparıldığı için böyle içli içli, yanık yanık nağmeler çıkardığından bahseder.

İnsan da bu........

© Merhaba Haber