Sosyal Çürüme Kitabı Üzerine
Bir toplumun çürümesi, bir sabah aniden ortaya çıkan bir felaket değildir. Çürüme; küçük haksızlıkların görmezden gelinmesi, şiddetin sıradanlaşması, yalanın beceri sayılması ve adaletsizliğin “hayatın gerçeği” olarak kabul edilmesiyle başlar. Zeliha Bürtek ile Gülşen İşeri’nin söyleşi biçiminde hazırladığı Sosyal Çürüme adlı kitap, tam da bu görünmez dönüşüme dikkat çekiyor.
Kitabın en güçlü yanı, birçok insanın günlük yaşamda hissettiği fakat adını koymakta zorlandığı huzursuzluğu ortak bir kavram altında toplamasıdır. Trafikteki öfke, iş hayatındaki liyakatsizlik, kadınlara, çocuklara ve hayvanlara yönelen şiddet, sosyal medyada büyüyen nefret dili ve insanların birbirine karşı giderek daha güvensiz hâle gelmesi, kitabın işaret ettiği çürümenin farklı yüzleridir.
Ancak sosyal çürümeyi yalnızca bireylerin ahlaki zayıflığıyla açıklamak doğru değildir. Çünkü toplumsal davranışları şekillendiren şey yalnızca kişisel tercihler değil; ekonomi, eğitim, hukuk, siyaset ve medya düzenidir. Adaletin geciktiği, emeğin karşılığını........
