Pazar Alışverişi
Evine pazardan bir bağ üzüm, iki kilo kiraz, 1 kilogram kadar da kayısı almış; dahası, alabilmişti. Kalabalık meydandan uzaklaşıp evine doğru yürümekteydi o sırada, o sıcak temmuz gününde. Hem zengin hem de yetkin hissediyordu, o haliyle. Akşam kızı, oğlu, damadı, gelini ve torunları gelecekti.
Öyle demeyin... Ay sonunda, hem kirayı hem de ev giderlerini karşılayabilmiş olup da üstüne bir de pazara gitmek, büyük devletti! Eh... Kocasından kalan emekli aylığı neydi ki, kirada oturan birisi için?
Yiyeceklerini yanlarına alıp, yemeğe öyle geleceklerdi akşam. Musakka, bulgur pilavı, zeytinyağlı yaprak sarması ve revaniden oluşacaktı menüleri. Tabii bir geldiklerinde, bir de gittiklerinde seviniliyordu, o ayrı. Torun torba, harala gürele olunca... 76 yaşındaki bir kadının kafası, zaten çoktan dolmuş oluyordu yıllar içinde çünkü. Dahasına yer yoktu.
Eski tahta masanın üzerine camgöbeği renginde naylon bir örtü serilmiş, bahçeden toplanan kır çiçekleri pet şişeye........
