menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yusuf Tunçbilek yazdı: NATO ekseninde İslami muhalefetin yeni arayışları

11 0
17.07.2026

Son güncelleme: 17 Temmuz 2026 -

Yusuf Tunçbilek yazdı: NATO ekseninde İslami muhalefetin yeni arayışları

Tercih edilen kaynak olarak ekle

Türkiye’de hükümet yıllardır hayat tarzları üzerinden toplumu kutuplaştırıyor. Vatandaşlardan mevcut siyasi kamplaşmada, dindar ya da seküler olmalarına göre oy tercihinde bulunmaları teşvik ediliyor. Bir taraf başörtüsü yasakları üzerinden mobilize edilirken, diğer taraf da laiklik kaygıları üzerinden konsolide ediliyor.

Kışkırtma siyaseti dışına çıkma girişimleri marjinalleştirilip bastırılıyor. Yine de zaman zaman bu kutuplaşma siyasetini aşan çıkışlar yaşanıyor. 7-8 Temmuz’da Ankara’daki NATO Zirvesi’ne karşı yapılan protestolarda bunun emareleri göründü. Seküler kamp içerisinde yer alan sol gruplar, beklendiği üzere çeşitli protestolar organize ettiler.

Ancak bir de iktidarın toplumsal tabanıyla benzer yaşam tarzına sahip olmasına rağmen NATO karşıtı eylemler organize edenler de vardı. Hatta bazıları sadece planlama aşamasındayken gözaltına alındılar. Örneğin, Filistin’le Dayanışma Dostları ve Direniş Çadırı’ndan aktivistler, Eğitim İlke-Sen Başkanı Ahmet Örs ve diğerleri.

Manipülasyona karşı mücadele

İktidar özellikle Gezi Olayları sonrası böl, parçala, yönet anlayışıyla ülkeyi yönetti. Hükümet yıllardır vatandaşları mutlak anlamda ya kendi safında tutmaya ya da marjinalleştirmeye çabalıyor. İktidar ve ana muhalefet arasındaki sert kutuplaşma, toplumu iki büyük siyasi kampa ayıran bir iklim üretiyor.

İşin açıkçası, bu tabloya şimdiye kadar güçlü bir toplumsal irade konulabilmiş değil. Hatta sıradan vatandaş, benimsedikleri siyasi kimlikler etrafında; aileleriyle, akrabalarıyla, komşularıyla kavga etmeyi bile göze alıyor. Böylesine kutuplaşmış bir atmosferde, en anlamlı çıkış, şüphesiz ki sivil toplum kuruluşlarından beklenirdi.

Fakat beklenenin aksine, İslami sivil toplum kuruluşları derin bir sessizliğe gömülmüş durumda. Kimse onlardan radikal bir muhalefet hattı kurmalarını beklemiyor. Ancak geçmişteki eleştirel pozisyonları nedeniyle alternatif bir tavır almaları gerekirdi. NATO Zirvesi sürecinde görüldü ki, artık kamusal alandaki ağırlıklarını yitirmiş durumdalar.

İslami kurumların etkisizleştirilmesi

1980’li yıllardan itibaren devlet, henüz kurumsallaşma sürecine girmemiş İslami hareketi çeşitli manipülasyonlarla etkisizleştirmeye çabalıyordu. Ancak daha etkili olan, Milli Görüş partilerinin 1990’lı yıllardan itibaren yerel yönetimlerdeki kazanımlarıydı. İslamcılar bu dönemden itibaren kadrolara girmeye başladı.

İçe kapalı gibi görünen İMH, Özgür-der, İHH, AKDAV gibi sivil toplum kuruluşları, sanılanın aksine farklı toplumsal kesimlerle ortak iş yapmaya en yatkın kurumlar olmuşlardı. 1990’lı ve 2000’li yıllarda başörtüsü yasakları ve Irak işgali gibi konularda solcularla bir araya gelen bu yapılar, yeni kamplaştırıcı siyasal iklimde aşılması gereken engeller olarak görülüyordu.

FETÖ ile rekabet ve ardından gelen açık savaşla birlikte yeni ittifak arayışlarını hızlandıran hükümet; Yunus Emre Enstitüsü (2009) Milli İrade Platformu (2013), Türkiye Maarif Vakfı (2016) vb. yapılar aracılığıyla İslamcılar arasından yetişen nitelikli yöneticileri devlete entegre edip sivil toplum kuruluşlarının içini boşalttı.

NATO’ya karşı İslami girişimler

Klasik İslami yapılanmaların etkisinin azalmasıyla birlikte, 7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi’ne karşı alternatif grup ve kişiler harekete geçti. Örneğin bir tanesi, Direniş Çadırı (2024) isimli oluşumdu. Filistin’le ilgili düzenledikleri protestolar ve yayımladıkları araştırma raporlarıyla, İsrail ile Türkiye arasında devam eden ilişkileri ortaya koymuşlardı.

NATO Zirvesi’ne karşı da harekete geçtiler. Bu süreçte 24 aktivist gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Mavi Marmara katılımcısı olan Fevziye Şenoğlu ve Sabiha Baturay dikkat çekiciydi. İkisi de Adana Terörle Mücadele Şubesi’nde gayriinsani şartlarda tutuldu. Aileleriyle görüşmelerine müsaade edilmedi ve 3 gün beton zeminde yattılar.

Kronik sağlık problemleri bulunan 62 yaşındaki Sabiha Baturay, emniyette ifade verirken aniden fenalaştı. Arkadaşları sağlık durumuna ilişkin kaygılarını kamuoyuyla paylaştılar. 4 günlük sürecin ardından 9 Temmuz’da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldılar. Mazlumder dışında İslamcı çevrelerden iki kadına yapılanlar karşısında önemli bir tepki gelmedi.

İslami muhalefette kırılmalar

Türkiye’de hükümet, meşruiyetini hep din ve dindar kitlelerden alıyor. Kendi iktidarı sona ererse, dindarlara zulmedileceği, başörtüsünün yasaklanacağı gibi korkutucu senaryolar dolaşıma sokuluyor. Kazanımlardan bahsediliyor. Ancak iktidar gerçekte kendisine muhalif dindar aktörlere karşı baskıcı yöntemlere başvuruyor, herkesin biat etmesini istiyor.

Şu an Türkiye’deki atmosfer, NATO protestosu bile yapılamayacak halde. Buna rağmen Filistin ve NATO ekseninde ortaya çıkan yeni girişimler, İslami çevrelerde hala muhalif bir damar olduğunu gösteriyor. İktidar açısından en hassas alanlardan biri, kendi mahallesinden çıkacak yeni alternatifler.

Geçmişte de İslamcı mahalleden yeni muhalif yapılar ortaya çıkmıştı. 2010’lu yıllarda Antikapitalist Müslümanlar’dan HAS Parti’ye kadar denemeler vardı. Fakat iktidar hepsinin zayıf taraflarını biliyordu ve bu hareketler henüz filizlenme aşamasında yok edildi. Yeni itirazların benzer bir akıbetle karşılaşıp karşılaşmayacağını zaman gösterecek.

islamcılık ve islamofobi muhalefet NATO

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Yusuf Tunçbilek / Diğer yazıları

Yusuf Tunçbilek yazdı: Türkiye’nin haysiyetini Komünistler kurtarmıştır

Yusuf Tunçbilek yazdı: Bir müstemleke ülkesi olarak Türkiye

Yusuf Tunçbilek yazdı: Göktürk Ömer Çakır neden Çerkes kadınlarına saldırdı?

Yusuf Tunçbilek yazdı: Çerkes akademisyen Balkar Selçuk Bağlar’a yapılanlar

Yusuf........

© Medyascope