menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yener Orkunoğlu yazdı | SDG’nin üç büyük hatası ve çıkarılacak dersler

59 41
01.02.2026

Bu yazı, bir halkın hayallerine sırt çevirmek için değil; aksine, o hayallerin neden yıkıldığını anlayarak, daha sağlam bir gelecek inşa etmek adına acı da olsa gerçekleri konuşmak için kaleme alınmıştır.

Ortadoğu gibi kadim ve bir o kadar da acımasız bir coğrafyada, halkların kaderi bazen kağıt üzerindeki bir imzayla, bazen de bir “müttefikin” gece yarısı sessizce çekilmesiyle belirlenir. Yıllarca verilen emeklerin, dökülen kanların ve kurulan hayallerin ardından, Kürtler, ağır bir yenilgi yaşadı; Suriye özelinde derin bir toplumsal psikolojik sarsıntı geçirdi.

Yönettiği toprakların yüzde 80’nini kaybeden SDG, neredeyse bir varoluşsal krizle karşı karşıya geldi. Yaşanan askeri, siyasal ve ideolojik yenilgi (Arap aşiretlerinin ayrılması vb.), Kürtlerin toplumsal psikolojisi ve siyaseti üzerinde olumsuz etkiler yarattı. Bu sadece askeri bir geri çekilme değil; aynı zamanda Arap aşiretlerinin ayrılmasıyla derinleşen siyasal ve ideolojik bir yenilgidir.

Bu çok boyutlu yıkım ağır bir tahribat yaratsa da, tarihsel tecrübeler varoluşsal kriz yaşayan halkların en zor koşullarda büyük direnç gösterebildiğini kanıtlamaktadır. Unutmamalıyız ki; varlıkları tehdit altına giren halklar, en karanlık dönemlerde bile en parlak direniş kıvılcımlarını üretme potansiyeline sahiptir. Ve nihayet bütün dünyada Kürtler ayağa kalktı.

Varoluşun tehlikeye girmesi, yeni siyasal gelişmelere, örneğin, Kürtlerin Ortadoğu’da birleşmesi gibi gelişmeleri mümkün kılabilir. Bu olay, bana 4 Mayıs 1919 yılında Çinlilerin Versay anlaşmasına karşı gösterdikleri protesto hareketini hatırlatıyor. 4 Mayıs 1919 Çin’in uyanışı ve ayağa kalktığı gün olarak tarihe geçti.

Bu yazı, bir halkın hayallerine sırt çevirmek için değil; aksine, o hayallerin neden yıkıldığını anlayarak, daha sağlam bir gelecek inşa etmek adına acı da olsa gerçekleri konuşmak için kaleme alınmıştır.

Yapılan hataların nedenlerini irdelemek gerekir. Bu nedenle, SDG’nin yaşadığı çöküşün nedenlerini kendi perspektifimden ele alacağım.

SDG’de böylesi bir çöküşün yaşanması, tesadüf değil, bir dizi tercihin, yanlış varsayımların ve yanlış stratejik tercihlerin doğal sonucudur. Bu hataların nedenlerini hem genel çerçevede hem de somut başlıklar altında analiz etmek gerekir.

Yapılan hatalar için genel olarak şunları söylemek mümkündür:

Bunlar yapılan hatların genel nedenleri, hataların somut nedenleri konusunda ise SDG’nin temel olarak üç konuda hata yaptığını düşünüyorum:

1) Amerika’ya aşırı bel bağlamak

2) Doğru bir ittifak ve entegrasyon politikası izleyememek

3) Diplomatik hatalar

SDG’nin en büyük yapısal hatası, geçici bir askeri ortaklığı, kalıcı bir siyasi garanti sanmasıydı. ABD ile kurulan ilişki, aslında IŞİD ile mücadele için “taktiksel” bir iş birliğiydi. Ancak SDG yönetimi, bu ilişkiyi bölgedeki varlığının tek ve en temel teminatı haline getirdi, bir ölçüde tüm yumurtalarını aynı sepete koydu.

Oysa Washington’un dış politikası, her zaman Amerikan ulusal çıkarlarının rüzgârına göre yön değiştirir. Vietnam’dan Afganistan’a kadar uzanan tarihsel süreç, ABD’nin yerel müttefiklerini stratejik bir yük haline geldikleri anda terk edebileceğini defalarca kanıtlamıştır. Bütün bunlara karşın, SDG, nedense ‘Stratejik bir Körlük’ yaşadı.

ABD’ye aşırı bağımlılık, SDG’yi bölgesel aktörlerle (Türkiye, İran ve merkezi Şam yönetimi) kendi başına pazarlık yapma kabiliyetinden yoksun bıraktı. “Amerika arkamızda” güveni, sahadaki gerçek askeri tehditlere karşı diplomatik bir kalkan oluşturmak yerine, sahte bir dokunulmazlık hissi yarattı.

Biden yönetiminin belirsiz tutumları ve Trump’ın SDG ile işbirliğine son vermesi SDG’nin tüm savunma mimarisini sarsmıştır. Bir aktör, kendi coğrafyasındaki komşularıyla uzlaşmak yerine okyanus ötesinden gelen bir güce varoluşsal olarak bağlandığında, o güç çekildiği an boşlukta kalmaya mahkûmdur. Bu durum, SDG’yi sadece bir müttefik değil, yeri geldiğinde feda edilebilecek bir “vekil” pozisyonuna indirgedi. Ancak Kürtler, bundan ders çıkaracaklardır.

Arap aşiretlerinin SDG’den kopması, şimdilik “Rojava” modelinden şimdilik........

© Medyascope