menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

11 Eylül terör saldırılarının yıldönümü: Savaşın bilançosu, değişen dünya düzeni ve terörle savaş

22 0
11.09.2026

Son güncelleme: 11 Eylül 2026 -

11 Eylül terör saldırılarının yıldönümü: Savaşın bilançosu, değişen dünya düzeni ve terörle savaş

Tercih edilen kaynak olarak ekle

Bugün, 11 Eylül terör saldırılarının yıldönümü. 2001 yılının 11 Eylül’ünde 19 saldırgan, dört Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli yolcu uçağını kaçırmış ve New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin iki kulesini hedef almıştı. Gelmiş geçmiş en büyük terör saldırılarından biri olarak bilinen bu saldırılarda, üç bine yakın kişi hayatını kaybetmiş ve altı binden fazla kişi yaralanmıştı. El Kaide’nin düzenlediği bu saldırılar sadece ABD iç siyasetini değil, tüm uluslararası sistemi değiştirmişti.

11 Eylül 2001 Salı günü 19 hava korsanı ellerindeki maket bıçakları ile kokpite girerek, aşağı yukarı aynı saatlerde kalkan dört farklı yolcu uçağını kaçırmıştı. Bu uçaklardan ilki, New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin kuzey kulesini hedef alırken, ikincisi güney kulesine çarptırıldı. 

Üçüncü uçak Washington’da bulunan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) binasının batı kısmına çarparken, dördüncü uçak ise yolcuların korsanlara karşı harekete geçmesi sonucunda Pensilvanya eyaletindeki boş bir araziye düştü. Uçağa yolcular müdahale etmeseydi uçağın Kongre binasına çarpacağı belirtiliyordu. 

ABD’ye yönelik bu terör saldırılarını Usame bin Ladin liderliğindeki Afganistan merkezli El Kaide üstlendi. 

Saldırıların hemen ardından dönemin ABD Başkanı George W. Bush, olayı bir terör saldırısı olarak tanımladı ve ABD’nin iç ve dış politikasında bir dizi değişikliğe gitti.

11 Eylül terör saldırılarının ardından ABD, Taliban’dan, El Kaide’nin lideri Usame bin Ladin’i teslim etmesini istedi. Fakat Taliban, Ladin’in misafir olduğunu öne sürerek ABD’nin bu talebini reddetti. Başkan Bush da bunun üzerine, ABD Kongresi’nin ve koalisyon güçlerinin desteği ile El Kaide’nin lideri Usame bin Ladin’i ortadan kaldırmak için Afganistan’ı işgal etti ve Taliban yönetimini devirdi. 

ABD birlikleri, 2011 yılında Usame bin Ladin’in Pakistan’da olduğunu tespit etti ve düzenledikleri saldırıda Ladin’i öldürdü fakat saldırıların planlayıcısı olduğu belirtilen Halid Şeyh Muhammed hâlâ hayatta. 2003 yılında Pakistan’da yakalanmasının ardından ABD’nin Küba’da bulunan Guantanamo Üssü’nde tutuklu. 

Ruşen Çakır yorumladı: Usame bin Ladin ve El Kaide’den geriye ne kaldı?

ABD’nin “terörizmi bitirme” gerekçesiyle Afganistan’ı ve Irak’ı işgali, Bush’un ve destekçilerinin umduğu gibi sonuçlanmadı. ABD’nin bu başarısız 20 yıllık işgali, özellikle Taliban’ın 15 Ağustos’ta Afganistan’ın başkenti Kabil’i ele geçirmesi ve devamında geçici hükümeti duyurmasıyla daha da sorgulanır hale geldi. 

Okuyun: 11 Eylül’den 31 Ağustos’a: ABD’nin Afganistan işgalinin hikayesi

ABD’de 20 Ocak 2021’de görevine başlayan Başkan Joe Biden, “Sonsuz savaşı bitirmenin zamanı geldi” diyerek, Afganistan’daki tüm ABD askerlerinin çekilme işlemlerinin saldırıların 20. yıldönümünde, yani 11 Eylül’de tamamlanacağını söylemişti. Daha sonra 11 Eylül tarihi, 31 Ağustos olarak değiştirildi.

Taliban bu sürede bölgedeki ilerleyişini hızlandırdı ve 15 Ağustos’ta ülkenin başkenti Kabil’e girdi. Taliban’ın Kabil’e girmesinin ardından ABD ve NATO birlikleri bölgedeki tahliye operasyonlarını hızlandırdı. Taliban’ın 31 Ağustos “kırmızı çizgimiz” açıklamaları ile hızlanan tahliye operasyonlarında trajik görüntüler yaşandı. 

Okuyun: Taliban’dan umutsuz kaçış: Uçaklara dışarıdan tutunanlar ölüme düştü

Okuyun: Afganistan’dan kaçış: Kabil Havaalanı’nda bekleyen aileler, çocuklarını dikenli tellerden uzatarak askerlere vermeye çalışıyor

Nihayetinde ABD, 11 Eylül’ün 20. yıldönümü öncesinde Afganistan’da ağır kayıplar vererek ve ülkeyi 20 yıldır savaştığı örgüte teslim ederek çekildi. Kabil Havaalanı’ndan ayrılan son ABD askeri Tümgeneral Chris Donahue’nin yalnız ve başı öne eğilmiş biçimde havaalanını terk etmesi adeta ABD’nin ülkeden çekilme operasyonunu özetler gibiydi.

Okuyun: Son asker: ABD’nin 20 yıllık Afganistan işgalinin hafızalara kazınan fotoğrafı

20 yıllık işgalin bilançosu: 172 binden fazla ölü

ABD’nin en uzun savaşı olarak bilinen Afganistan’daki savaşında 172 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Savaşta iki bin 500 ABD askeri ve ABD için çalışan üç bin 846 Afgan da hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden Afgan sivillerin sayısı ise 47 binden fazla.

Okuyun: ABD, 11 Eylül 2001’den bu yana düzenlediği hava saldırılarında en az 22 bin sivili öldürdü

20 yıllık savaşı sırasında ABD ve NATO birlikleri, 50 binden fazla Taliban militanını öldürdü.

Afganistan’da insani yardım için bulunan 400’ün üzerinde görevli ve 70’ten fazla gazetecinin de hayatını kaybettiği belirtiliyor.

31 Ağustos’ta tüm birliklerin Afganistan’dan çekilmesiyle son bulan savaşın maliyeti de ayrı bir tartışma konusu. 2020 yılı itibarıyla Afganistan ve Irak’taki müdahalelerin maliyetinin 2 trilyon dolar olduğu düşünülüyor. Borçlanarak finanse edilen bu işgallerin faizi de eklenince, 2050 yılında bu paranın 6.5 trilyon dolar olması bekleniyor.

ABD’nin El Kaide başta olmak üzere terörle savaşı bitti mi? 

El Kaide, yaşanan onlarca olaya rağmen hâlâ ayakta. Taliban’ın Afganistan’da kontrolü ele geçirmesi ile birlikte diğer radikal İslamcı ve cihatçı örgütlerin bölgede yeniden hakimiyeti ele geçirmelerinden endişe duyuluyor. 

El Kaide’nin kuruluş hikâyesi

Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal ettiği dönemde yüzbinlerce mücahit, işgalciler ve onların yardımcılarıyla savaşmaya devam ederken Pakistan’ın sınır kasabası Peşaver’de yabancılar için ofis ve pansiyon görevi gören konuk evlerinden birinde bulunan bir grubun tek hedefi vardı: Müslümanlar’ın korunmaya ihtiyaç duyduğu her yere konuşlanabilecek kararlı ve deneyimli İslamcı savaşçılardan oluşan yeni bir birliğin yaratılması. 

Bu hedefle bir araya gelen kişiler, sadece yeni kuracakları ve ismini El Kaide koyacakları örgütü değil, Körfez ülkelerinden gelen mali ve diğer yardımların akışıyla ilgili sorunları ve iç çekişmeleri de konuşacaklardı. Fakat asıl odak noktası yeni kuracakları bu cihatçı örgüt olacaktı. El Kaide, yeni üyeler çekebilecek ve radikal görüşlerini yayabilecek öncü bir rol üstlenecekti.

Kuruluşundan tam 13 yıl sonra örgüt, 2001’de, New York ve Washington’da yaklaşık üç bin kişinin hayatını kaybettiği 11 Eylül terör saldırılarını düzenledi. Bu saldırılar, Bush yönetiminin terörle mücadele için kolları sıvamasına, Afganistan ve Irak’ın işgaline ve daha birçok küresel değişime yol açtı. Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın öldürülmesinin Birinci Dünya Savaşı’nı tetiklediği 1914 yılından beri ilk kez bir terörist grubun yaptığı bir saldırı bu denli büyük etki yaratmıştı.

El Kaide’nin bunca yıl ayakta kalması başarı mı? 

The Guardian gazetesinin başyazarlarından ve uzun yıllar boyunca Afganistan’da bulunan Jason Burke, bu hafta içi Guardian için derlediği yazısında, 11 Eylül’ün üzerinden yıllar geçse de El Kaide’nin hâlâ ayakta olduğunu söylüyor. Burke aynı zamanda El Kaide’nin öyküsünü de daha önce “Al-Qaeda: The True Story of Radical Islam” adlı kitabında anlatmıştı.

Araştırmalar, terörist grupların genellikle beş ile 10 yıl arası, hatta daha da az bir süre hayatta kaldığını gösterirken, El Kaide’nin bunca yıl ayakta kalması bir başarı olarak görülüyor ve hiç kimse bu örgütün sonunun nasıl geleceğini tahmin edemiyor. Peki bunu nasıl başardılar?

El Kaide’nin sahip olduğu en önemli avantaj, rakiplerinin başarısızlıkları ve zayıflıkları oldu. Örgüt, İslam dünyasındaki tüm yerel yönetimleri yozlaşmış, yetersiz, baskıcı ve aristokratik göstermeye çalıştı -ki bunlar haksız eleştiriler değildi-. Bu nedenle El Kaide’nin İslam dünyasındaki yanlışların “İslam’ın kutsal metinleri ve gelenekleri tarafından gösterilen doğru yolun reddedilmesinden kaynaklandığı” argümanı kolay bir şekilde yankı uyandırdı.

ABD’nin Afganistan’ı işgaliyle örgüt, ülkedeki güvenli bölgesini kaybetmiş ve birçok üyesi öldürülmüştü. Hayatta kalanlar ise komşu ülkelere dağılmış ya da başka ülkelere kaçmıştı. Usame bin Ladin, 11 Eylül’den sonra Pakistan’a kaçmış ve sürekli yer değiştiriyordu. Örgüt fiilen yöneticisizdi.

2003 yılında Irak’ın işgali ile Saddam Hüseyin’i devirme savaşı, bin Ladin’in argümanlarının pek çoğunu doğrular nitelikteydi. İslam dünyasında büyük bir öfke dalgasına yol açan Irak’ın işgali, aynı zamanda El Kaide’nin savaşa geri dönmesine neden olan yeni bir cepheydi.

Yeni hedefler ve bin Ladin’in ölümü

11 Eylül sonrası ilk 10 yılda örgüt tarafından yayılan şiddet dalgası, düşmanları terörize etmeyi, grubun üyelerini radikalleştirmeyi ve yeni destekler kazanmayı amaçlıyordu. İlk iki hedefe kısmen ulaşılsa da üçüncüsüne ulaşılamadı. Ortadoğu’da Irak, Ürdün, Pakistan ve Suudi Arabistan’da her yeni olay patlak verdiğinde, aşırılık yanlıları halkın........

© Medyascope