menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Recep Karagöz yazdı | Nesil dayatılmaz: Devlet, ahlak ve vicdan arasındaki sınır

23 1
31.01.2026

Modern siyasal iktidarların en ısrarlı yanılgılarından biri, toplumun yalnızca hukukla değil; ahlakla, inançla ve bilinçle de yönetilebileceği düşüncesidir. Bu yanılgı çoğu zaman iyi niyetli söylemlerle başlar: “çağdaş nesil”, “makbul yurttaş”, “ahlaklı toplum” ya da “dindar kuşak”… Oysa tarihsel tecrübe gösteriyor ki, devlet eliyle tanımlanan her erdem, zamanla anlamını yitirir.

Çünkü ahlak emirle kurulmaz; iman talimatla yerleşmez; vicdan yukarıdan biçimlendirilemez.

Cumhuriyet’in erken döneminde Kemalist modernleşme, toplumu ilerletme iddiasıyla tepeden inmeci bir sekülerlik inşa etmeye yöneldi. Devlet, kendi tanımladığı “akıl” ve “ilerleme” anlayışını topluma zorla benimsetmeye çalıştı. Bu süreçte bireyin ve toplumun tarihsel, kültürel ve dini tecrübeleri çoğu zaman aşılması gereken bir yük olarak görüldü.

Bu yaklaşım, sekülerliği özgürlük zemini olmaktan çıkarıp ideolojik bir kimlik dayatmasına dönüştürdü. Sonuçta toplumun geniş kesimlerinde yalnızca siyasal bir itiraz değil; derin bir ahlaki ve duygusal kopuş oluştu. Devletin inşa etmeye çalıştığı “makbul yurttaş”, sahici bir içselleştirme üretmedi.

12 Eylül darbesi bu kopuşu daha da derinleştirdi. Darbe rejimi, bir yandan siyaseti bastırırken diğer yandan kontrollü bir inanç ve ahlak çerçevesi kurmaya çalıştı. Ancak ahlakın güvenlikle, inancın disiplinle birlikte anıldığı her yerde olduğu gibi, geriye itaat eden ama inanmayan; sessiz ama ikna olmamış kuşaklar kaldı.

Bu tarihsel arka plan, AKP iktidarı döneminde........

© Medyascope