Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?
Son güncelleme: 11 Ağustos 2026 -
Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?
Tercih edilen kaynak olarak ekle
ANKARA (Medyascope) – Haftalardır beklenen, tartışılan, eleştirilen çerçeve yasa TBMM Genel Kurulu’nda yarım gün sürmeyen bir mesaiyle kabul edildi. Bu sürecin en çok merak edileni YENİ Parti oldu. Özgür Özel teklife “evet” dedi ve bu bazı kesimleri öfkelendirdi, bazılarını şaşkına çevirdi. Peki neden? Özel’in nerede durduğu başından beri belliydi. CHP, daha sonra YENİ Parti’nin ve Özgür Özel’in bütün süreç boyunca ne tutum aldığını bütün detaylarıyla ele aldık.
Tarafların “Terörsüz Türkiye” veya “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak adlandırdığı çözüm sürecinde önemli eşiklerden biri aşıldı ve çerçeve yasa Meclis’te kabul edildi. “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” adıyla bu kanun, örgütün tasfiyesinin tespit edildiğine dair Milli Güvenlik Kurulu karar aldığı zaman yürürlüğe girecek.
Ancak çerçeve yasa Meclis’e sunulduğundan bu yana en çok konuşulan, tartışılan ve belki de “ayar verilmeye çalışılan” şey YENİ Parti’nin ne tutum alacağı oldu. Ortak imzayla teklifin sunulmasını istediklerini ifade etmelerine rağmen AKP’nin son güne kadar teklif taslağını siyasi partilerle paylaşmaması, içeriğini görmeden AKP ve MHP milletvekillerinin imzalaması, atanmış CHP’nin ilk imzacılar arasında yer almasının gerekçeleri, DEM Parti’nin etkin pişmanlık ve hak yoksunluğu konusundaki itirazlarına rağmen teklife son anda imza vermesi; YENİ Parti’nin ne yapacağı kadar merak edilmedi ya da tartışılmadı. Özel’in de aralarında olduğu 35 YENİ Parti milletvekili “evet” dedi, 54’ü ise “hayır” oyu kullandı.
Biz bir yankı odasından mı olayları görüyoruz, yoksa sosyal medyanın azizliğine mi uğruyoruz, ya da süreç karşıtlarının başarılı bir stratejisini mi izliyoruz; bunun yanıtı bende yok. Ancak YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel herhangi bir açıklama yapmadan veya teklif henüz komisyona gelmeden önce ne tutum alacaklarının yanıtı vardı. Çünkü Özel’in “tarihsel tutarlılık” olarak işaret ettiği tutumlarını, iki yıldır yakından izliyorum. Sürecin başından bu yana Özgür Özel’in, CHP’nin ve mutlak butlan kararından sonra kurdukları YENİ Parti’nin nasıl refleksler gösterdiğini, zihnimden geçenleri derleyip toparlayıp yazarak hatırlatma ihtiyacı duyuyorum.
İlk çıkış “Kürtlere devlet vaadi” oldu
Özel Kürt sorununun çözümüne ilişkin ilk radikal çıkışı 22 Ekim 2024’te yaptı. Bu tarih, süreçteki ilk kritik eşiklerden biriydi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 1 Ekim’de DEM Parti sıralarına gitmesinin ardından grup toplantısında herkesi şaşkına çeviren bir konuşma yaptı. Bahçeli, Abdullah Öcalan’ın tecridi kaldırılırsa DEM Parti grup toplantısına gelerek örgütünü lağvettiğini açıklamasını istedi.
Birkaç saat sonra grup kürsüsüne çıkan Özgür Özel ise “El yükseltiyorum Devlet Bey. Ben de Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Tam olarak kendilerini ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sahibi olmayı teklif ediyorum. Varsanız hep beraber bunu yapalım. Tüm Kürtleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi yapalım” ifadelerini kullandı. Özel, beş gün sürecek güneydoğu programı için o akşam Diyarbakır’a gitti.
23 Ekim 2024’te Diyarbakır’dan Özel’in verdiği ilk mesaj “Kürt’ün sorununun olup olmadığına Kürtler karar verir. Devlet karar veremez” şeklinde oldu. Eşit yurttaşlık vurgusu, ilk günden bu yana konuşmalarında öne çıktı. Özel güneydoğu programını tamamlayamadı, aynı gün TUSAŞ saldırısı nedeniyle Ankara’ya döndü. Çok geçmedi, bir hafta sonra ardı arkası kesilmeyecek operasyonların ilki gerçekleşti.
CHP’li belediyeye “kent uzlaşısı” operasyonu
CHP’li Esenyurt Belediyesi’ne “kent uzlaşısı” operasyonu düzenlendi, Belediye Başkanı Ahmet Özer PKK üyesi olmakla suçlanarak tutuklandı ve belediyeye kayyum atandı. Bir hafta önce iktidar ortağı Öcalan’ı Meclis kürsüsüne davet ederken, Türkiye’nin en büyük ilçesinin başkanı “kent uzlaşısı” denen seçim ortaklığı gerekçesiyle tutuklandı. Özer, üyelik suçlamasıyla yargılandığı davada, 15 ay sonra altı ay üç ay hapis cezası aldı.
Özel hemen ertesi gün Kürt sorununun çözümü noktasında CHP’nin kırmızı çizgileri olup olmadığı sorusuna “Herkes kırmızı çizgileri konuşursa, kimse kimseyle oturup bir şey konuşamaz. Ama CHP’nin net olarak ortaya koyduğu perspektif şudur: TBMM çatısı altında, hiçbir partinin dışlanmadığı şeffaf, demokratik, samimi, kimsenin kimseyi kandırmadığı, iyi niyetle oturulmuş, toplumsal mutabakat arayan bir iş” diye yanıt verdi. Şehit ailelerinin ve gazilerin onay vermediği hiçbir şey yapılmaması gerektiğini de vurguladı.
Şimdiden şunu söyleyeyim, CHP’ye yönelik operasyonlar Özel’in Kürt sorununun çözümü konusunda durduğu yerden geri adım atmasına neden olmadı.
27 Şubat çağrısına Özel’in tepkisi
Süreçteki en önemli eşiklerden biri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te PKK’ya silah bırakma çağrısı yapmasıydı. CHP’nin aynı gün gündeminde cumhurbaşkanlığı ön seçimi için yaptıkları “Gel, Seç, Tarihe Geç” toplantısı vardı. Öcalan’ın çağrısına ilk tepkiyi sosyal medya hesabından veren Özgür Özel “Terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısı önemlidir. Bu çağrının gereklerinin, muhatapları tarafından yapılmasını ve on binlerce cana mal olan, ağır ekonomik ve toplumsal tahribat yaratan terörün ilelebet sonlanmasını temenni ediyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Özel ayrıca “Demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış için tüm toplumun görüşlerinin, şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının öncelendiği çözüm için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bugüne kadar yaptığımız katkıları, bundan sonra da esirgemeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Demokratikleşme adımlarının atılması için ısrarını sürdürdü.
Öcalan’ın çağrısından bir buçuk ay önce CHP’li ikinci belediyeye operasyon yapılmış, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanmıştı. Ayrıca çağrıdan yalnızca iki hafta önce Kartal ve Ataşehir’den iki belediye başkan yardımcısı ile farklı ilçelerden yedi belediye meclis üyesi de yine “kent uzlaşısı” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Bu sırada Halkların Demokratik Kongresi’ne yönelik operasyonla aralarında sol parti yöneticilerinin ve gazetecilerin de olduğu 30 kişi tutuklandı.
19 Mart operasyonları
CHP’nin ve Özgür Özel’in süreçteki en büyük sınavı 19 Mart operasyonlarından sonra başladı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 18 Mart 2025’te diploması iptal edildi, ardından şafak baskınıyla gözaltına alındı. İmamoğlu’na hem yolsuzluk hem de kent uzlaşısı nedeniyle terör suçlaması yöneltildi. Terör suçlamasıyla tutuklanırsa İBB’ye kayyum atanacaktı. Türkiye PKK’nın feshini ve çözümü konuşurken, “kent uzlaşısı” nedeniyle İBB’ye kayyum riski ortadaydı. Toplumun çok farklı kesimlerinin, özellikle de öğrencilerin desteğiyle Özel Saraçhane’de, kendi ifadesiyle “kayyum tehdidine karşı”, günlerce nöbet tuttu. Eylemler sırasında polis müdahaleleri ve gerginlikler de yaşandı.
Özel o eylemleri Medyascope’a “Selahattin Demirtaş’ın bir tweetini istismar edip Genel Başkanı dokuz yıldır içeride tutuyorlar. O gün orada insanlara bir şey olsaydı, ben biliyordum benim de sonumun hapishane olacağını. Bu bir liderlik ve cesaret gerektiriyor” diye anlatmıştı. 23 Mart’ta İmamoğlu ile birlikte 50 kişi tutuklandı. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan da kent uzlaşısı gerekçesiyle tutuklanınca belediyeye kayyum atandı. Esenyurt ve Şişli hâlâ kayyum tarafından yönetiliyor.
Esenyurt operasyonunda DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 23 Mart’ta ise Saraçhane’de DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan vardı. Bu süreçte DEM Parti üst düzey temsiliyetlerle operasyonlara karşı CHP’ye desteğini gösterse de, bazı kesimler çözüm süreci nedeniyle DEM Parti’yi iktidara yedeklenmekle, muhalefet etmemekle, CHP’ye yönelik operasyonlara ses çıkarmamakla suçladı. Aynı kesimler sıklıkla CHP’ye ve Özel’e Kürt sorununun çözümü noktasındaki tutumları nedeniyle de parmak salladı.
Sırrı Süreyya Önder’in cenazesinde Özel’e saldırı
DEM Parti’nin İmralı Heyeti’nde yer alan, TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder 3 Mayıs 2025’te hayatını kaybetti. 4 Mayıs’ta İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen cenaze töreninden çıktığı sırada Özgür Özel yumruklu saldırıya uğradı. Özel bu saldırının Önder’in cenazesinin önüne geçmemesi hassasiyetiyle yaklaşırken “Bugün sadece barışın konuşulması gerekli” dedi.
Özel “Bugün Türkiye’nin hem terör sorunundan kurtulmasının hem demokratik açılımlarla Türkiye’deki tüm hak ihlallerinin son bulması lazım. Tüm tutsak siyasetçilerin dışarıda olması lazım. Birileri bu konuşulsun istemediği için, bugünkü o saldırının gerçekleştirilmesine ön açtılar, yol verdiler” ifadelerini kullandı.
Önder’in Gezi Parkı’nda dozerlerin önüne geçtiğini ve AKM’nin AVM olmasını engellediğini hatırlatan Özel, Sırrı Süreyya Önder’in kendisine verdiği bir sırrı da paylaştı. Özel, Önder’in “Bir Cumhuriyet Şarkısı” isimli filmin senaryosunu yazdığını ancak bunu bir sır olarak söylediğini açıkladı.
Komisyon kurulurken yoğun eleştiriler
PKK’nın kongresini toplayarak kendini feshettiğini 12 Mayıs’ta açıklaması, Öcalan’dan ilk videolu mesaj ve 11 Temmuz’da temsili törenle silah yakması gibi kritik gelişmeler yaşanırken Meclis’te komisyon hazırlıkları da başladı. İBB’ye operasyonlar dalga dalga devam ederken, pek çok ilçe belediyesinin yanı sıra temmuz ayında Antalya ve Adana’ya da operasyonlar sıçradı.
Özel ve CHP yönetimine Meclis’te kurulacak süreç komisyonuna girmemeleri yönünde yoğun uyarılar, telkinler ve eleştiriler yapıldı. Özel bu çağrılara, sürecin Meclis zemininde ilerlemesinin başından beri kendi tutumları olduğunu, şeffaf ilerlemesi ve gerekli gördükleri katkıları sunmak için komisyonda olmaları gerektiği şeklinde yanıtlar verdi. Bu süreçte kamuoyunu “CHP’nin olduğu değil, olmadığı komisyondan korkun” diyerek ikna etmeye çalıştı, garantörlük rolüne soyundu.
19 Temmuz 2025’te Medyascope’un sorularını yanıtlayan Özel “Biz bu sürece bir çıkar ilişkisi, parti çıkarı değil, ülkenin çıkarları olarak bakıyoruz. Erdoğan ise kendine bir çıkış yolu arıyor” dedi. Özel “Erdoğan kendisine siyasi ittifak arıyor. Biz her şeye rağmen sürece olumlu katkı sağlamak istiyoruz. Ancak süreci kökünden sabote eden Erdoğan’ın siyasi yaklaşımları, siyasi ittifak gibi sunmaları. Bir yandan Kürt siyasetiyle müzakereleri sürdürüp, bir yandan da kent uzlaşısından arkadaşlarımızın içeride tutulması kabul edilemez” sözleriyle yaklaşımını net şekilde ortaya koydu.
CHP komisyonda yerini aldı
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyon için temaslarını sürdürürken 21-24 Temmuz’da MİT Başkanı İbrahim Kalın Meclis’te grubu bulunan siyasi partileri ziyaret etti. 30 Temmuz’da Özel, nitelikli çoğunlukla karar alma taleplerinin karşılandığını ve komisyona katılma kararı aldıklarını açıkladı. Özel ayrıca bu konunun “CHP’ye operasyonlar dursun” noktasına indirgendiğini söyleyerek “Sanki 18 Mart günü ülkede her şey güllük gülistanlık mıydı? Tutuksuz yargılamanın esas olması, iddianamelerin hızlı yazılması, savcıların mafyavari yöntemler uygulaması falan bunlar sadece bugünün bizim karşımıza çıkardığı sorunlar mı” diye konuştu.
Özel, CHP’ye yönelik operasyonlarla süreçte attıkları adımları birbirinden net şeklinde ayırdı, komisyonda al-ver hesabı yaparak değil, kendi iddiasına göre iktidar süreçten dışlamak için her şeyi yapmasına rağmen çözüme destek sundu. Ekrem İmamoğlu da 3 Ağustos’ta paylaştığı mesajla komisyon önerisinin sahibinin CHP olduğuna dikkat çekti. İmamoğlu “Devletimizin ve milletimizin özüne nakşedilmiş olan ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ ilkesine bağlı kalarak hem ülkemizde hem de bölgemizde büyük bir barış hattının kurulması için irademizi ortaya koyacağız” diyerek komisyonda olmayı destekledi.
Süreç komisyonu, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu adıyla 5 Ağustos 2025’te çalışmaya başladı. CHP de 11 üyeyle komisyonda yer aldı.
Dokunulmazlıklar için özür diledi
1 Ekim 2025’te yeni yasama yılı açılışında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DEM Partililerin yan yana olduğu kareler çok tartışılırken Özel “Birileri kendini gayrimeşru görüp, yıllardır elini sıkmadıklarına şimdi çeşitli umutlarla el uzattı diye esas kızılacak dururken, kimse hiçbir günahı olmayan kişilere, partilere, seçmenlerine ağır gelecek sözler, laflar söylemesin” diyerek muhalefete sahip çıktı.
Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekillerinin tutuklanmasının dokuzuncu yıldönümünde, 4 Kasım 2025’te Özel grup toplantısında “Özür borcunuz yok mu” diyerek partisi adına özür diledi. Aynı gün Bahçeli’nin Demirtaş’ın tahliyesinin hayırlı olacağı sözlerine Özel, 2016’da dokunulmazlıkların kaldırılması için yapılan anayasa değişikliğine eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” diyerek destek vermesine gönderme yaparak yanıt verdi:
“Dün Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı içeri atmakla, Osman Kavala’yı AİHM kararına rağmen içeride tutmakla övünenlere soruyorum. Bugün ‘Hayırlısı bu’ diyorsanız, dönüp de bir özür borcunuz yok mu? Açık söyleyeyim. Bizim de var. Her ne kadar o zaman 120 milletvekilinin 100’ü ret oyu verse de, o dönem bizler partide buna karşı bir mücadele vermiş olsak da, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 20-25 tane ‘İşte efendim referanduma gitmesin de geçecekse buradan geçsin’ diye kullanılan o oylarda bu partinin de kusuru var. Partinin bugünkü Genel Başkanı olarak tarih önünde o günkü kusur için tüm Türkiye’den, Türk milletinden özür diliyorum. Bugünkü Genel Başkan sıfatıyla.”
“Dün Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı içeri atmakla, Osman Kavala’yı AİHM kararına rağmen içeride tutmakla övünenlere soruyorum. Bugün ‘Hayırlısı bu’ diyorsanız, dönüp de bir özür borcunuz yok mu? Açık söyleyeyim. Bizim de var. Her ne kadar o zaman 120 milletvekilinin 100’ü ret oyu verse de, o dönem bizler partide buna karşı bir mücadele vermiş olsak da, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 20-25 tane ‘İşte efendim referanduma gitmesin de geçecekse buradan geçsin’ diye kullanılan o oylarda bu partinin de kusuru var. Partinin bugünkü Genel Başkanı olarak tarih önünde o günkü kusur için tüm Türkiye’den, Türk milletinden özür diliyorum. Bugünkü Genel Başkan sıfatıyla.”
Demirtaş ise Bahçeli ve Özel’e teşekkür ederek “Kimseye özel bir kırgınlığım da küskünlüğüm de yoktur” dedi.
CHP’nin İmralı sınavı
Komisyonun Öcalan’ı dinlemesi tartışması DEM Parti’li komisyon üyelerinin açıklamasıyla 25 Eylül’de başladı. Tartışmalar iki ay boyunca sürerken MHP destekledi, AKP renk vermedi, CHP ise karşı çıktı.
Kasım ayında komisyonun Öcalan ile görüşmesi tartışması yoğunlaştı, 18 Kasım’da İmralı vizesi çıktı. CHP İmralı’ya gidilmesini doğru bulmadıkları yönündeki kararını komisyon toplantısında açıkladı, heyete üye vermedi. CHP’nin İmralı’ya gitmemesini, Kemal Kılıçdaroğlu “Milletimizin CHP’den beklentisi kardeşlik sürecinde öncü olması ve sürece istikamet çizmesidir. Tarihin doğru tarafında yer almak çoğu zaman cesaret ve kararlılık gerektirir” diyerek eleştirdi.
İmamoğlu ise “Sürecin iktidar tarafından ciddiye alındığını gösteren demokratikleşme adımları atılmadıkça ve millet sürecin parçası kılınmadıkça, CHP sürece ihtiyatlı tutumunu sürdürerek katkıda bulunmaya devam edecektir” diyerek partisinin kararını destekledi.
İmralı ziyaretini “tümsek” olarak tanımlayan Özel, partisine dönük operasyonlara ve İstanbul İl Başkanlığına kayyum atanıp polisle girilmesine değinirken “‘Sen hâlâ masada oturacak mısın’ sorusuna cevap vermek kolay değildi. Birtakım zorluklardan geçtik. İmralı ziyareti de bu yolda bir........
