menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sözcükler dergisi 20 yaşında – Turgay Fişekçi: “Bütün sanatlar mucizeyi de içinde taşır”

40 0
07.04.2026

Son güncelleme: 7 Nisan 2026 -

Sözcükler dergisi 20 yaşında – Turgay Fişekçi: “Bütün sanatlar mucizeyi de içinde taşır”

İSTANBUL (Medyascope) – Sözcükler dergisinin ilk sayısı 20 yıl önce Mart-Nisan takvimini içine alarak okuyucuya ulaştı. 120’inci sayısı yayımlanan dergi geçen süre içinde Türkiye’de edebiyat dünyasının akışına dair güçlü yayınlar yaptı ve çok sayıda belgeyi de sanatseverlere sundu. Sözcükler Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri Sorumlusu Turgay Fişekçi ile derginin 20 yıllık serüveniyle beraber dergiliğin zorluklarını, beklentilerini ve yaptıklarını konuştuk.

Turgay Fişekçi, geçen zaman diliminde yayıncılığın ciddi değişimler yaşadığını ifade ederek, buna rağmen derginin hâlâ ilgi görmesini okura ulaştırdıkları içerikle ilgili olduğunu ifade etti. Fişekçi, yeni belgelerin okura ulaşmasının da örneklerini ortaya koyduklarını kaydederek, “Derginin yaygın biçimde tanınmasına yol açan da 12. sayımızda Nâzım Hikmet’in kitaplarında bulunmayan “Dört Güvercin” adlı şiirini Piraye arşivinde bulup yayımlamamız oldu” dedi.

“Bütün sanatlar mucizeyi de içinde taşır” diyen Fişekçi, “Çilesiyle, gururuyla, emeğiyle geçtiğimiz yirmi yılda binlerce insanı çevresinde toplayan, ortak bir değer yaratmanın hazzını yaşatan bir dergi oldu Sözcükler. Sanırım en büyük başarısı bu ortak duygu iklimini oluşturması” sözlerine yer verdi.

“Kurumlardan ve yerel yönetimlerden de beklentilerini anlatan Fişekçi’ye sözü bırakıyoruz…

Sayın Fişekçi, Sözcükler dergisi 120. sayısı okura ulaştı ve 20. yılını doldurdu. İlk sayıyı elinize aldığınız günü anımsarsınız. Bugüne varacağınızı öngörmüş müydünüz?

Doğrusu Sözcükler’in yayımına başlarken 50 yaşındaydım ve ardımda da 30 yıla yakın bir dergicilik geçmişim vardı. Bir 10 yıl daha dergi çıkarabilirim duygusu içindeydim. Bu duygu fizik gücüme ilişkindi, çünkü bildiğiniz gibi dar bir kadroyla yayıncılık yapmak aynı zamanda, hamal, kargocu, postacı, muhasebeci, şoförlük vb. pek çok fiziksel güç isteyen işleri de içeriyor. Bir de işin mali yanı vardı elbet. Yalnızca iki sayı çıkarabilecek paramız vardı. Derginin kendini döndürebilmesi için en az bin adet satması gerekiyordu. Bu 20 yıl içinde gerekli satış sayısını sağlayan okurlarımıza teşekkür ediyoruz. Onlara ödedikleri bedele değecek değerde nitelikli edebiyat ürünleriyle dolu bir dergi hazırlayabilmek hep birinci önceliğimiz oldu.

Doğrusu Sözcükler’in yayımına başlarken 50 yaşındaydım ve ardımda da 30 yıla yakın bir dergicilik geçmişim vardı. Bir 10 yıl daha dergi çıkarabilirim duygusu içindeydim. Bu duygu fizik gücüme ilişkindi, çünkü bildiğiniz gibi dar bir kadroyla yayıncılık yapmak aynı zamanda, hamal, kargocu, postacı, muhasebeci, şoförlük vb. pek çok fiziksel güç isteyen işleri de içeriyor. Bir de işin mali yanı vardı elbet. Yalnızca iki sayı çıkarabilecek paramız vardı. Derginin kendini döndürebilmesi için en az bin adet satması gerekiyordu. Bu 20 yıl içinde gerekli satış sayısını sağlayan okurlarımıza teşekkür ediyoruz. Onlara ödedikleri bedele değecek değerde nitelikli edebiyat ürünleriyle dolu bir dergi hazırlayabilmek hep birinci önceliğimiz oldu.

20 yıl yaşadığımız çağ açısından kısa bir zaman sayılmıyor. Değişimler çok hızlı oluyor. Hele de son çeyrek asrın baş döndürücü bir hızı olduğuna sanırım siz de katılırsınız. Bu değişimden sizin payınıza düşen ne oldu? Dergicilik iletişim vasıtalarındaki bu değişimden nasıl etkilendi?

Yayın dünyasının temel girdileri hep dövize endeksli. Kağıt, baskı makineleri, matbaa boyaları, iplik, tutkal, selofan… İnsan emeği dışında her şey dövizle alınıyor. Yayına başladığımızda Avrupa para birimi Euro 2 liraydı. Uzun süre de o civarda kaldı. Sonra hızlı bir yükseliş süreci başlayınca bizim sıkıntılarımız da arttı. İlk kez Euro 8 liraya çıktığında, bir temmuz günüydü, kan ter içinde dergi dağıtırken, “Ben 8 liralık dövizle dergi çıkarıyorum, kimsenin umurunda değil,” diye düşünmüştüm. Bugün Euro 51 lira. Varın siz düşünün gerisini… Öte yandan son 20 yılda toplumların okuma kültürlerinde büyük değişimler oldu. Basılı kitap, dergi, gazete okurluğu giderek gerilerken dijital yayınlara ilgi arttı. Özellikle orta öğrenim gençliğinin okuduğu yardımcı ders kitabı niteliğindeki kitapların satışı neredeyse tümüyle durdu. Belki PDF okuyorlar, bilmiyorum ama dergi satışı azalmadı. Bugün de bin adedi aşan net satış sayısını koruyoruz. Sanırım derginin zengin içeriği bu olguda çok etkili. Okurlara sosyal medyada bulamayacakları değerde edebiyat ürünleri sunduğunuzda alıyorlar. googletag.cmd.push(function() { googletag.display('inline_ad'); });

Yayın dünyasının temel girdileri hep dövize endeksli. Kağıt, baskı makineleri, matbaa boyaları, iplik, tutkal, selofan… İnsan emeği dışında her şey dövizle alınıyor. Yayına başladığımızda Avrupa para birimi Euro 2 liraydı. Uzun süre de o civarda kaldı. Sonra hızlı bir yükseliş süreci başlayınca bizim sıkıntılarımız da arttı. İlk kez Euro 8 liraya çıktığında, bir temmuz günüydü, kan ter içinde dergi dağıtırken, “Ben 8 liralık dövizle dergi çıkarıyorum, kimsenin umurunda değil,” diye düşünmüştüm. Bugün Euro 51 lira. Varın siz düşünün gerisini…

Öte yandan son 20 yılda toplumların okuma kültürlerinde büyük değişimler oldu. Basılı kitap, dergi, gazete okurluğu giderek gerilerken dijital yayınlara ilgi arttı. Özellikle orta öğrenim gençliğinin okuduğu yardımcı ders kitabı niteliğindeki kitapların satışı neredeyse tümüyle durdu. Belki PDF okuyorlar, bilmiyorum ama dergi satışı azalmadı. Bugün de bin adedi aşan net satış sayısını koruyoruz. Sanırım derginin zengin içeriği bu olguda çok etkili. Okurlara sosyal medyada bulamayacakları değerde edebiyat ürünleri sunduğunuzda alıyorlar.

Sözcükler iki ayda bir çıkıyor. Periyot olarak aylık dergiye nazaran daha konforlu olduğunu ilk bakışta düşündürüyor. Ancak, bu deneyimi bizzat sizden dinlemek isteriz. Gerçekten öyle midir?

İki aylık döngü biraz zorunluluktan. Hazırlanması, basımı, dağıtımı, abonesi, iadesi ancak bu sürede toparlanabiliyor. Ayrıca günümüz dünyasında takvimlerin de çok önemi kalmadı. Derginin ne zaman çıktığından daha önemlisi, kitabevi raflarına ulaşabilmesi, okurla yüz yüze gelebilmesi. Okur raflarda bulabildiğinde alıyor dergiyi.

İki aylık döngü biraz zorunluluktan. Hazırlanması, basımı, dağıtımı, abonesi, iadesi ancak bu sürede toparlanabiliyor. Ayrıca günümüz dünyasında takvimlerin de çok önemi kalmadı. Derginin ne zaman çıktığından daha önemlisi, kitabevi raflarına ulaşabilmesi, okurla yüz yüze gelebilmesi. Okur raflarda bulabildiğinde alıyor dergiyi.

Nazım’ın kayıp şiiri Atay’ın fotoğrafları

Derginin arşivini karıştırdığımızda edebiyat tarihine not düşen çokça belgeyi de kazandırdığınız görülüyor. Örneğin önümde Nâzım Hikmet’in “Yankiler Hilali İşgal Ediyor” yazısı var. Böylesi keşiflerin yarattığı yankılar hakkında bize neler söylersiniz?

Dergilerin pek çok başka görevlerinin yanında bir özelliği de sözünü ettiğiniz gibi kimi edebiyat tarihi bakımından önemli belgelerin okura sunulması. Sanırım bu alanda da Sözcükler sayfaları türlü zenginliklerle dolu. Derginin yaygın biçimde tanınmasına yol açan da 12. sayımızda Nâzım Hikmet’in kitaplarında bulunmayan “Dört Güvercin” adlı şiirini Piraye arşivinde bulup yayımlamamız oldu. Derginin çıkışının ertesi günü Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet ve Radikal gazeteleri 1. sayfalarının yarısını bu olaya ayırmışlardı. Yine 59. sayımızda Oğuz Atay’ın bir arkadaşında kalmış ve o güne dek hiç yayımlanmamış fotoğraflarını ilk kez yayımladık. En çok satılan sayımız oldu. Bunlar gibi çok sayıda belge ilk kez Sözcükler sayfalarından okurlara ulaştı. Tümü de büyük ilgi gördü.

Dergilerin pek çok başka görevlerinin yanında bir özelliği de sözünü ettiğiniz gibi kimi edebiyat tarihi bakımından önemli belgelerin okura sunulması. Sanırım bu alanda da Sözcükler sayfaları türlü zenginliklerle dolu. Derginin yaygın biçimde tanınmasına yol açan da 12. sayımızda Nâzım Hikmet’in kitaplarında bulunmayan “Dört Güvercin” adlı şiirini Piraye arşivinde bulup yayımlamamız oldu. Derginin çıkışının ertesi günü Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet ve Radikal gazeteleri 1. sayfalarının yarısını bu olaya ayırmışlardı.

Yine 59. sayımızda Oğuz Atay’ın bir arkadaşında kalmış ve o güne dek hiç yayımlanmamış fotoğraflarını ilk kez yayımladık. En çok satılan sayımız oldu. Bunlar gibi çok sayıda belge ilk kez Sözcükler sayfalarından okurlara ulaştı. Tümü de büyük ilgi gördü.

Sözcükler yalın bir ad

Bursa’da bir etkinlikte sizin de olduğunuz ortamda dostumuz Sevengül Sönmez derginin adından memnun olduğunu söylemişti. Öyle ki Melih Cevdet’in toplu şiirlerine ad olan Sözcükler ile aynı adı taşımasının kendisi için ayrı bir değer ifade ettiğini eklemişti. Buradan bu soruya katkısı için kendisine teşekkür etmeliyim elbette. Siz derginin adı hakkında neler söylemek istersiniz?

Dergi yayına başlarken bir amacımız da yalınlıktı. Edebiyatı resim, renk, fotoğraf vb her tür süsten, magazin unsurlarından arındırarak okuru yalnızca okuduğu metinle baş başa bırakmayı amaçlamıştık. Yalın bir kapak ve sayfa tasarımını Hakkı Mısırlıoğlu’ndan rica ettik, o da tam istediğimiz özellikte bir tasarım sundu. Derginin adı da bu yalınlığın bir parçası. Sözcükler edebiyatın ana gereci. Sözcüklerle yapılan bir iş edebiyat. Bu yüzden arkadaşımız Erdal Alova’nın önerisi olan bu ismi benimsedik. Derginin kapak düzenini pek çok sayıda Besim Dalgıç gerçekleştirdi. 89. sayımızdan bu yana Burak Tuna üstlendi. Editör olarak da 33. sayımızdan bugüne Burcu Yılmaz’ın katkısı büyük.

Dergi yayına başlarken bir amacımız da yalınlıktı. Edebiyatı resim, renk, fotoğraf vb her tür süsten, magazin unsurlarından arındırarak okuru yalnızca okuduğu metinle baş başa bırakmayı amaçlamıştık. Yalın bir kapak ve sayfa tasarımını Hakkı Mısırlıoğlu’ndan rica ettik, o da tam istediğimiz özellikte bir tasarım sundu. Derginin adı da bu yalınlığın bir parçası. Sözcükler edebiyatın ana gereci. Sözcüklerle yapılan bir iş edebiyat. Bu yüzden arkadaşımız Erdal Alova’nın önerisi olan bu ismi benimsedik. Derginin kapak düzenini pek çok sayıda Besim Dalgıç gerçekleştirdi. 89. sayımızdan bu yana Burak Tuna üstlendi. Editör olarak da 33. sayımızdan bugüne Burcu Yılmaz’ın katkısı büyük.

Derginin duyurularından birinde kargo bedelinin dergiye ve okura yükünü okudum. Düzenli dergi çıkarmanın zorlukları ortada. Yayınların okura ulaşmasına katkı sunmak adına devlet kurumlarından ilk elden beklentileriniz nelerdir?

Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü yayımlanan dergilerden belli miktarlarda alımlar yaparak halk kütüphanelerinde okurların yararına sunuyor. Azlığı çokluğu tartışılabilir ama........

© Medyascope