menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mazlum Vesek yazdı | Ekmek ve haysiyet arasında: İsimsiz Eserler Mezarlığı

21 0
12.04.2026

Son güncelleme: 12 Nisan 2026 -

Mazlum Vesek yazdı | Ekmek ve haysiyet arasında: İsimsiz Eserler Mezarlığı

İstanbul Film Festivali’nde Yeni Bakışlar bölümünden Melik Kuru’nun “İsimsiz Eserler Mezarlığı” filmini izledik. Estetik yaklaşımı ve son dönem Türkiye’sine dair sunduğu manzaralarla dikkate değer buldum. “Tereddüt Çizgisi”nin yönetmeni Melik Kuru, fotoğraf bölümü öğrencisi Aslı (Manolya Maya) ve arkadaşı Murat’ın (Ekremcan Aslandağ) büyük kentte ekonomik olarak ayakta kalma adına verdikleri mücadeleyi anlatıyor. Filmin Türkiye prömiyerini de festival kapsamında ayrıca yaptığını belirtelim.

Film sanata ve değer yargılarına önem veren Aslı’nın taviz vermeme adına ortaya koyduğu gayreti anlatırken, akademi ve sanat dünyasının etki alanındaki kişilerin sistemle bağını da irdeliyor. Esasında sanatsal üretim açısından yetenekli olan Aslı’nın önüne çıkan her fırsat, onun kişiliğini koruma tutumundan vazgeçmesi üzerine kuruludur. Hocalardan sanat galerilerine varana kadar herkesin cilalı, süslü sözlerle fotoğraf çekmenin anlamına dair söyledikleri sözler, pratiğe geldiğinde açık tutarsızlık olarak karşımıza çıkar.

Bu çarpık ilişki ve üretim ağını reddeden Aslı ve Murat, temel ihtiyaçlarını karşılamak adına yola çıkarlar. Ancak her adım, onların karşısına kendi dünyalarının temeline vurulan bir darbe olarak zuhur eder.

İkisinin sıkı dostluğunun ve yaşam mücadelesinin geleceğini belirleyecek olan da bu karşılaşmalar esnasında yaşayacaklarıdır.

Filmin arka planında üç yıl öncesinin Türkiye’sindeki seçim atmosferi yansıtılır. Doğrusu yönetmenin bu tercihinin altını çizmek gerek. Zira çok yakın geçmişin siyasal atmosferinin bugünden bakıldığında izleyiciye komik geldiğini söylemek yanlış olmaz. Yönetmenin, aktardığı siyasi ortama dair (ve tabii siyasi partilere dair) hiçbir oyuncuyu taraf kılmaksızın akışın içinde anlatması önemli. Öyle ki filmde kent dinamikleri içinde yer tutan sanat camiasının —yaratıcı fikirleri metaya dönüştürmenin— politik ortamını sadece sesler ve bayraklarla yansıtması kanaatimce filmin en başarılı yönü.

Melik Kuru, filmde siyah-beyazı tercih ediyor. Filmin sonuna kadar da üçüncü bir renge izin vermiyor. Fotoğraf sanatı, karanlık oda, fotoğraf sergisi gibi tamlamalar senaryonun-filmin merkezinde olması itibarıyla da siyah-beyazın varlığı anlaşılır. Ancak günümüzden çok da uzak olmayan bir tarihin bu iki renkle anlatılması, toplumsal-siyasal ortamın durumuna da uyan bir anlatım biçimi.

Yönetmen, yer yer diyaloglarla da filmin iki karakterinin arayışlarına ve geçmişine iniyor. İzleyici olarak öğrendiklerimiz de kırsal-kent yaşamı, ailenin gençlerle kurduğu bağa dair fikirler veriyor.

Film, kentli üretim ilişkilerinin yarattığı bunalım ve bundan çıkışa dair mücadelenin inişli çıkışlı hâllerine dair yer yer mizahi yer yer dramatik kareler sunuyor. Filmin başarısı karakterlerin sınıfsal konumlarının bu anlatı içine yedirilmiş olmasında yatıyor.

Bugün (11 Nisan) diğer günlere göre salonun çok daha dolu olduğunu görüyorum. Meslektaşlarımız ilk günlerde gösterilen filmlere çok az ilgi gösterdi. Ziya Demirel’in “En Güzel Cenaze Şarkıları”, Soner Sert’in “Annem Hakkında” ve Melik Kuru’nun yukarıda söz ettiğimiz filmi Yeni Bakışlar bölümünden üç film olarak ardı ardına gösterildi. İlk günlerde gösterilen filmler ise yabancı filmlerdi. Sanıyorum meslektaşlarımız Türk sinemasının güncel durumuna dair tespit yapmak adına daha istekli. Filmlerden ve festivalden notlar aktarmaya devam edeceğiz.

filmler ve film festivalleri

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Mazlum Vesek / Diğer yazıları

Mazlum Vesek yazdı: “Kurtuluş”a kadar sinema

Mazlum Vesek yazdı: Işık Öğütçü’nün şiirleri Japoncaya çevrildi

Mazlum Vesek yazdı: Şiirin “alacakaranlığı”, fuarın sessizliği

Mazlum Vesek yazdı – Cemal Süreya’nın son yazısı: Sivas’ta açık sinema, Kars’ta kapalı

Mazlum Vesek yazdı: İdil’den Nilüfer’e Rıfat Ilgaz’ın peşinde

Mazlum Vesek yazdı – “Gaz Lambası”ndan yansıyan ekmek ve barış şarkıları: Haygazun Kalustyan

Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin

Medyascope'un mobil uygulamasını indirin

Haftanın diğer yazıları

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Kamera, saat tamircisi, müzikolog, psikiyatr Ayhan Songar

Özlem Yalım yazdı: Hapishane ve tasarım

Ruşen Çakır yazdı: CHP muhalefette niçin yalnız kaldı?

Müge İplikçi yazdı: Ayın karanlık yüzünde insanın içsel yolculuğu

Alişer Delek yazdı: Hakkıdır, hukuka dayanan devletimin istiklal

Recep Karagöz yazdı: İran’da savaşın gerçek galibi halktı

Bilgehan Uçak yazdı – Bir başka “zoraki diplomat”: Hamdullah Suphi Tanrıöver

Şeyma Hatice Bozoğlu yazdı: Cemaatte artan eleştirilere “Batmaz” freni

Cevat Düşün yazdı – Çarşema Sor (Kırmızı Çarşamba): Ezidi inancına göre evrenin doğum öyküsü

Haftanın en popüler içerikleri

Gökhan Bacık yazdı: Türkçe “kutsal” dini metinler

Diyarbakır’da 20 TL’ye aldığı biberi 250 TL’ye satan zincir market şubesi ortaya çıktı

Masonlara kayyum atandı

Ruşen Çakır yorumladı: Yılmaz Özdil olayı bize neler söylüyor?

Ünlülere uyuşturucu soruşturması: Burak........

© Medyascope