Merve Küçüksarp yeni romanı Aşk Acıtır’ı anlattı: “Bir kadının hayatını değiştirebilmek her şeye değer”
Son güncelleme: 25 Mayıs 2026 -
Merve Küçüksarp yeni romanı Aşk Acıtır’ı anlattı: “Bir kadının hayatını değiştirebilmek her şeye değer”
25 Mayıs 2026 Pazartesi
İSTANBUL (Medyascope, Buse Ok) – Yazar Merve Küçüksarp’ın “Aşk Acıtır” adlı romanı raflarda. Küçüksarp bu romanda kadın-erkek ilişkilerindeki psikolojik dinamikleri, narsisizmi ve aile içi travmaların bireyler üzerindeki etkisini anlatıyor. Küçüksarp’ı bu romanı yazmaya iten kuvvetin ise yıllardır zihninde biriken kadın hikâyelerinin sonucu olduğunu anlattı.
Merve Küçüksarp’ın yeni romanı Aşk Acıtır, Epsilon Yayınevi’nden çıktı ve raflarda. Kitabın arka kapağında “Kadın-erkek ilişkilerini psikolojik bir mercek altında incelemeye ihtiyaç duyanların, kalp kırıklıklarının arasında gerçek mutluluğu arayanların çok şey bulacakları bir hikâye sunuyor” deniliyor.
Peki Küçüksarp’ı bu romanı yazmaya ne itti? Biz sorduk, Küçüksarp yanıtladı.
Romanı yazmaya iten temel nedenin, “çok nitelikli ve güçlü kadınların dahi mutsuz ilişkilerin içinde kalmak için direnmesi” olduğunu belirten Küçüksarp, özellikle duygusal şiddetin kanıksanmasına dikkat çekti. Yazar, geçmişte daha çok ekonomik ve sınıfsal nedenlerle şiddet gören kadınların konuşulduğunu ancak bugün “seçenekleri olduğu halde kendilerini mutsuz eden ilişkilerde kalan kadınların hikâyelerinin” daha görünür olması gerektiğini ifade etti.
Küçüksarp, kız çocuklarının “kusursuz” yetiştirilme çabasının ilerleyen yaşlarda ilişkilerde bir “prangaya” dönüşebildiğini vurgulayarak, bunun kadınların onay alma ihtiyacı ile bağlantılı olduğunu söyledi.
“Narsist bir adam kendi zaaflarıyla yüzleşmek istemez, onun yerine günah keçileri yaratır”
Romandaki “Narsisizm Acıtır” bölümünde yer alan İlker karakteri üzerinden narsistik kişilik yapısını ele alan Küçüksarp, karakterin zihnini anlatırken otosansür uygulamadığını dile getirdi:
“İlker’in zihnindekileri anlatırken otosansür yapmadım. Onun cümleleri okuru irkiltse de, karakterin olabildiğince gerçek olmasını istedim. İlker çok koyu bir narsist, bununla birlikte hedonist. Kadınlara salt haz enstrümanı olarak bakıyor, aynalarla kaplı dört duvar arasında duygusuzca günübirlik yaşıyor. İçinde hiç dinmeyen bir açlık var ve bu açlığa da, ihanetlerine de birlikte olduğu kişi sebep olmuyor. Bununla birlikte herhangi bir kadının da bu açlığı dindirmesine imkan yok. Böyle biri elbette ihanetlerini ballandıra ballandıra anlattıktan sonra bir noktada karısını da suçlu bulacaktır, çünkü narsist bir adam kendi zaaflarıyla yüzleşmek, özeleştiri yapmak istemez, onun yerine günah keçileri yaratır.”
“İlker’in zihnindekileri anlatırken otosansür yapmadım. Onun cümleleri okuru irkiltse de, karakterin olabildiğince gerçek olmasını istedim. İlker çok koyu bir narsist, bununla birlikte hedonist. Kadınlara salt haz enstrümanı olarak........
