menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aslı Tunç yazdı: Parçalanmış bir medya deneyimi olarak Dünya Kupası

21 0
18.07.2026

Son güncelleme: 18 Temmuz 2026 -

Aslı Tunç yazdı: Parçalanmış bir medya deneyimi olarak Dünya Kupası

18 Temmuz 2026 Cumartesi

Tercih edilen kaynak olarak ekle

Kırk sekiz takım. Üç ev sahibi ülke. Altı zaman dilimi. Beş buçuk hafta boyunca yüz dört maç. Dünya Kupası, maç sayısı, coğrafi yayılım, yayın erişimi ve reklam hacmi açısından insanlık tarihinin en büyük spor etkinliği. FIFA’ya göre bu dev etkinliği toplam 5 milyar kişi izledi. Takımlar, yıldızlaşan oyuncular, antrenörler, maçları izleyen ünlüler hakkında sayısız şey yazılıp çizildi günlerdir. Bugün ise biraz işin medya deneyimi boyutuna bakalım istiyorum.

Ev sahibi ABD’de tüm maçları yayınlayan tek bir kanal bulunmuyor. Fox TV İngilizce yayın haklarına sahip ve yalnızca en önemli maçları yayınlıyor. Telemundo’nun elinde ise İspanyolca yayın hakları mevcut ve bu maçların çoğunu arayüzü futbol için tasarlanmamış bir hizmet olan Peacock üzerinden yayınlıyor. Düzenleyici kurumun kendi ürünü olan FIFA dünya çapında çok az sayıda maçı ücretsiz olarak yayınlarken, çok daha fazlasını ücretli erişim için saklıyor. Apple TV, futbol etrafında bir altyapı oluşturmak için yıllarını harcadı ama nedense Dünya Kupası yayıncılığından çekildi. Yirmi yıldır ülkenin en istikrarlı futbol yayıncısı olan ESPN’in elinde ise hiçbir şey yok. Anlayacağınız, Amerika’da yaşayanlar milli takımlarını izlemek için en az bir streaming yani internet üzerinden canlı yayın platformu aboneliği edinmek zorunda kaldı. Belki de ilk kez geleneksel televizyon yayıncılığı bu turnuvanın yükünü taşıyamadı.

Oysa Dünya Kupası gibi dev spor organizasyonları tarihsel olarak aynı zamanda bir televizyon olayıdır. Eskiden dünya tek bir saatte randevulaşır ve televizyonun karşısına geçerdi. Televizyon ortak küresel bir deneyimin tek iletişim aracıydı. 2026 Dünya Kupası’nı en doğru açıklayan kavram ise “parçalanmışlık”. Bu yılki format tek kanalı izlemeyi imkânsız hale getirdi. Çünkü çok fazla maç, çok fazla başlama saati, çok fazla çakışan yayın vardı. Buna streaming platformlarını, saat dilimlerini ve yayın haklarının parçalanmasını da eklerseniz, ne demek istediğimi daha iyi anlayabileceksiniz.

Kolektif medya olayının sonu mu?

Kolektif bir medya olayı, aynı anda aynı deneyimi yaşayan çok sayıda insanın varlığını gerektirir. Örneğin, bir Dünya Kupası finalinin popüler kültürdeki anlamı komşunun bağırması, iş yerindeki ekranlar, sabah gazetesindeki özetler gibi ortak bir deneyime dayanır. Ancak bu yıl bu ortak deneyimin yitirildiğine tanık olduk. Bunun nedeni kısmen yayın haklarının parçalanmasında, kısmen de sosyal medyanın yayın anlatısını parçalara ayırmasında yatıyor. Hakların artık tek bir kanalda toplanmamasının ötesinde, sosyal medya anlatıyı özet kliplere, yorum gönderilerine ve tepki videolarına ayırıyor. 2026’da bir maçı izlerken aynı anda beş farklı yayın akışı arasında geçiş yapmak mümkün mesela. Bu daha fazla erişim olsa da, daha az ortak deneyim demek.

Bununla birlikte, ortak deneyim elbette ortadan kalkmıyor, ancak kanalları değişiyor. Mesela metroda bir maç sırasında insanların telefonlarına eğilmiş halde aynı maçı izlediğini görüyoruz. WhatsApp gruplarında aynı anda maç gönderilerinin paylaşıldığı, X (Twitter) zaman tünelinde ise aynı hedefin eşzamanlı olarak görüldüğü belgeleniyor. Bu, kolektif deneyimin yeniden ortaya çıktığı, ancak eski medya kurumlarından bağımsız olarak gerçekleştiği anlamına geliyor. Yayın teknolojisi, görünüşe göre, kolektif deneyimi sonlandırmıyor; onu medya kurumlarından alıp özel alanlara taşıyor. Artık bir spor yayınının aracılık ettiği ortak deneyim, özel mesajlaşma uygulamalarında ve küçük algoritmik topluluklarda gerçekleşiyor. Bu hâlâ bir kolektif deneyim, ama eskisinden farklı bir şekilde ölçekleniyor. Bir başka deyişle, mikro hale geliyor. Dünya Kupası artık dev bir gösteri olmaktan çıkıp ekran üzerinden kişiselleştirilen akışlara bölünüyor.

Reklamverenler parçalanmış deneyimi kullanıyor

Kolektif bir medya olayının ekonomik mantığı, büyük bir izleyici kitlesinin aynı anda aynı reklamı görmesine dayanır. 2026 Dünya Kupası için reklam fiyatlarının rekor seviyelere ulaştığını biliyoruz. Mesela final maçında 30 saniyelik bir spot, 4 milyon dolardan fazla. Ancak reklamverenler dikkatin hızla dağıldığının da farkında. Yayın ortamının parçalanması, reklamın etkisini azaltıyor ve ona duyulan güveni sarsıyor. Bazı markalar bu nedenle yayın yerine sponsorluk ve etkinlik deneyimlerine yöneliyor. Kolektif dikkatin ekonomik değeri düşerken, kolektif deneyimin ekonomik modeli de değişiyor.

“Parçalanmışlık” her yerde. Mesela Twitter/X, TikTok ve Instagram aynı maç için taban tabana zıt anlatılar üretiyor. Taraftarlar kendi açılarından vurgular ve yorumlar yapıyor, tarafsız yayıncı anlatımı ise geri planda kalıyor. Algoritmalar kullanıcıyı kendi yankı odasına yerleştiriyor. 2026’da belirgin olan şey, tek bir maçın birden fazla kolektif deneyim oluşturması. Türk taraftarları bir anlatı izlerken, Paraguay taraftarları başka bir anlatı izliyor. Ortak anlatı yerine paralel anlatılar oluşuyor. Bu, daha önce olmayan bir çeşitlilik ama aynı zamanda daha önce olmayan bir parçalanmışlığı da beraberinde getiriyor.

2030’da bizi yine üç ülkede birden yapılacak bir Dünya Kupası bekliyor. Fas, Portekiz ve İspanya’da düzenlenecek organizasyonda ise yapay zekâ destekli farklı bir izleyici modeli bekliyoruz, yani aynı maç, ancak kişiye özel katmanları olan farklılaşmış bir maç deneyimi. Yapay zekâ kamera açılarını, anlatım dilini, tekrar sıklığını ve yorumları izleyici tercihlerine göre yeniden belirleyecek. Alın size bu kez de parçalanmış bir taraftar deneyimi. Bir sonraki Dünya Kupası’nda bakalım gelişen yayıncılık teknolojisi bizleri nerelere götürecek?

FIFA Dünya Kupası sosyal medya ve yeni medya Yapay zeka

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Aslı Tunç / Diğer yazıları

Aslı Tunç yazdı | Yaz tatilinin en büyük lüksü:........

© Medyascope