Türk Tipi Enflasyon – Tevfik Kızgınkaya Yazdı
Bizdeki enflasyonu anlayamadık gitti.
“Türk tipi” Başkanlık Sistemi gibi…
Dünyada eşi benzeri olmayan “Türk tipi enflasyona” sahibiz.
Yıl sonu gelince düşüyor, bir ay sonra yıl başında tavan yapıyor, dış güçlerden de etkileniyor…
Son durumu Maliyeye bakan Şimşek açıkladı,
Enflasyonun sebebi kış şartları.
Yıllar öncesi bir ekonomist asıl nedenini söylemişti,
“Faiz sebep enflasyon sonuç.”
İşin aslını öğrenmek istedim,
İktisatçı Prof. Dr. Erinç Yeldan’ı davet ettim. (*)
Faizi belirleyen Merkez Bankası (MB),
Açıklanan faiz oranını yetkili ekonomist beğenmeyince,
Suçlu MB başkanları oluyor, ha bire değiştiriliyor.
Madem faiz sebep enflasyon sonuçsa,
İktidarın 24 yıldır yönettiği ekonomide,
Neden dünyada en yüksek faizi veren ülkeyiz?
Neden 2026’da faiz için 2,7 trilyon TL kaynak ayrıldı?
Söylendiğine göre, Türkiye ekonomisi büyüyor, uçuyor ve de dünya kıskanıyor,
Ancak çalışanlar ve emekliler açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Tübitak’tan emekli bir yurttaşımızın gözleri dolarak torunlarımın cebine harçlık koyamıyorum sözleri ve “biz köle miyiz” sorusu,
İktidarın 24 yıllık ekonomi politikasının gerçeğini gösteriyor.
Erinç hocaya bir daha sordum,
Asgari ücreti ve emekli maaşlarını açlık sınırının altında tutmak,
Köprüleri, yolları satmak, iktidara yakın şirketlerin vergi borçlarını silmek çözüm mü?
Erinç hoca bu iki soruya da tek kelimeyle yanıt verdi, hayır.
Bu durumda iktidarın ekonomi politikası kimin için?
Yanıt net, en yüksek gelire sahip yüzde 10’luk kesim için.
Yeni dünya düzeninin serbest piyasa ekonomisi gereği,
Tüm fabrikalarımızı, üretim tesislerimizi, kamusal hizmet veren kurumlarımızı özelleştirme adına satınca…
Yediğimizden içtiğimize, giydiklerimizden kullandıklarımıza kadar ne varsa dışardan satın almak zorunda kalınca…
Bunların bedellerini döviz olarak ödeyince…
Hazinede döviz bitince, yüksek faizle borç almaya başlayınca…
Ülkede dövizin değeri de ithal ettiğimiz malların fiyatı da yükseldi,
Paramızın döviz karşısında değeri ve alım gücü de düştü.
Üstüne vergilerle, zamlarla halkın cebine yüklenince de,
Halkın açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşadığı bir ülke olduk.
Temel gerçek, “üretmeden tüketenler, eninde sonunda tükenirler.”
Halkın açlık ve yoksulluk sorunu yaşamaması için,
Nasıl bir ekonomi politikası uygulanmalı?
Erinç hoca yine tek kelimeyle yanıtladı, kolay.
Kaynaklarımıza, özellikle de tarıma dayalı sanayileşmeyi Anadolu’nun doğusuna doğru kaydırmakla,
Teknolojiye dayalı sanayimizi geliştirmekle,
Eğitimden sağlığa, çalışma yaşamından sosyal yaşama kadar…
Kentlerimizi insanca yaşam koşullarına kavuşturmakla,
Hem büyük kentlere göç önlenir hem ekonomik kalkınma tüm ülkeye yayılır hem de ürettiklerimizi ihraç ederek ülkemize gelir sağlanır.
Bu ekonomi reçetesi özünde Nerede ne üretiyorsak oraya fabrikasını kurmak…
“Cumhuriyetin Toplu Kalkınma Hamlesinin” kendisi değil miydi?
Babalar gibi satılan fabrikaların kuruluş amacı da buydu değil miydi?
Çözüm, bugünün koşullarında kuruluş ayarlarına dönmektir.
Gerçekler denilince sözümüzü, işi ve görevi gerçekleri yazarak halkın haber alma hakkını yerine getirmek olan gazetecilerle bitirelim.
Alican Uludağ, gerçek bir gazeteci.
18 yıldır adliye koridorlarında yargıda adaleti arayan,
Haberleriyle hukuksuzlukları ve adaletsizlikleri halkın bilgisine taşıyan bir gazeteci.
Ankara’da çocuklarının önünde gözaltına alınıyor, İstanbul’a getiriliyor ve tutuklanıp cezaevine konuyor.
Gerekçe, geçmişte yaptığı sosyal medya paylaşımlarıyla “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” ve “Yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak.”
TBMM’de “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” adına raporun açıklandığı günlerde…
Görülen o ki, barış ve demokrasi,
Gerçekleri yazan, anlatan gazeteciler için değil, iktidarın çizdiği sınırlar içinde kalanlar geçerli.
Alican Uludağ’ın “İki çocuğum vardır. Bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım. Çünkü ben suç işlemedim” sözleri,
Aslında Halkın “haber alma hakkına” sahip çıkmasına yönelik bir çağrıdır.
Alican Uludağ çıkacak ve gerçekleri yazmaya devam edecek.
Basın örgütlerinin ortak metninde yazdığı gibi,
Gazeteciliği yargılamaktan vazgeçin!
Gazetecilik Suç Değildir!
(*) ADD TV Youtube Kanalı Ortak Çözüm Programı
