İdare-i maslahatçılar – Melih Demirel Yazdı
Bir yapıyı yıkmanın en kolay yolu, ona cepheden saldırmak değildir. Cepheden gelen düşman görünür, tanınır. Mücadele edilir. Asıl tehlike, aynı sofraya oturup ekmeğini yiyen, aynı mücadelinin gölgesinde büyüyen, fakat ilk fırtınada yönünü rüzgara çevirenlerdir. Onlar ne dosttur ne de açık düşman… Onlar, tarihin en eski mesleğini icra ederler, yani: İdare-i maslahatçılık.
İdare-i maslahatçılar, hakikatin değil, şartların adamıdır. Onların pusulası vicdan değil, menfaattir. Dün alkışladıklarını bugün inkar eder, bugün övdüklerini yarın terk ederler. Onlar için ilke, taşınacak bir yük değil, ihtiyaç duyulduğunda giyilip çıkarılan bir elbisedir.
En sinsi tarafları ise bağırmaları değildir; sizden yana bağırıyor gibi gözükmeleridir.
Yanlış karşısında, anti bir haykırmayla yanlışa yanlış katar, haksızlık karşısında ellerni ovuştururlar. Doğrunun yanında duruyor gözüküp, aslında kendilerine vaad edilen menfaatlerin yanı başında dururlar. Çünkü onlar için mücadele, değer üretmek değil, fırsat kollamaktır.
Oysa o tarih ki, fırsatçıları hiçbir zaman kahraman diye yazmadı. Onların adı dipnotlarda bile yer bulamadı. Çünkü karakter, makamla değil; zor zamanda gösterilen duruşla........
