Geldik Mutlak Butlana – Melih Demirel Yazdı
Memleketin siyaset gündemi uzunca süredir aynı ‘’sorunun’’ etrafında dönüp duruyor. Bir düğüm var, çözülemiyor. Bir mesele var, kapanamıyor. Ve artık kimse de, gündemi uzun uzun doldurduğu için görmezden gelemiyor: CHP’nin “Mutlak Butlan” davası…
Daha önceleri de vurguladığım gibi; bu mesele öyle sıradan bir iç tartışma değil. Bu mesele, ana muhalefetin yalnızca kendi geleceğini değil, Türkiye’de siyasetin yönünü de belirleyecek bir kırılma noktasıdır. Çünkü CHP’nin yaşadığı kriz, yalnızca CHP’nin krizi değildir. Bu, memleketin nefes borusunun tıkanmasıdır.
Yerel mahkeme geçtiğimiz aylarda bu davayı usulden reddetti. Ancak mesele kapanmadı. Çünkü herkes biliyor ki, asıl karar istinafta. Ve bugün gelinen noktada, istinafın ret kararını bozmasının beklendiği, hatta bu ihtimalin giderek kuvvetlendiği konuşulmakta.
Bu beklenti boşuna değildir. Çünkü ortada yalnızca hukuki değil, siyasi ve ahlaki bir dosya vardır. Maalesef devleti kuran parti, mahkeme koridorlarına düşürülmüştür…
Eee, az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, ve geldik mutlak butlana…
Bu yalnızca bir dava dosyası değildir. Bu, yalnızca bir hukuki prosedür değildir. Bu mesele, Türkiye’nin ana muhalefet partisinin içine düştüğü pusulasızlığın, siyasetsizliğin, yönsüzlüğün ve savruluşun mahkeme salonlarına taşmış ve taşırılmış halidir.
CHP yaklaşık ikibuçuk yıldır bir siyasi çizgi değil, bir siyasi boşluk yaşamaktadır. Gün gün şirazesi kaymış, pusulası şaşmış, neye itiraz ettiği belli olmayan, neyi savunduğu anlaşılmayan bir hâle bürünmüştür. İktidara alternatif olmak bir yana, kendi içinde alternatif bile üretemeyen bir yapı ortaya çıkmıştır.
Bu boşluk, sadece seçmeni değil, devleti de, toplumu da, siyaseti de yorar. Çünkü muhalefet yoksa........
