Alevi – Melih Demirel Yazdı
Bazı kelimeler vardır; onu kirli emellerine dahil etmek isteyen ağızlardan çıktığı anda kutuplaşır. Çünkü o kelimeyi telaffuz eden niyet, temiz değildir. Son günlerde “Alevi” kelimesi de tam olarak böyle bir saldırının hedefindedir. İnanç değildir mesele; kültür değildir; tarih hiç değildir. Mesele, kadim bir yolun, bin yıllık bir irfanın, Anadolu’nun vicdan damarlarından birinin, ucuz ve kirli bir siyasal mühendisliğe malzeme edilmek istenmesidir.
Yine sahnedeler. Yine aynı zihniyet, aynı karanlık akıl, aynı bölücü ezberler… Etnik kimlikler üzerinden siyaset üretmeyi marifet sayan, çatışmadan beslenen, ayrışmayı varlık sebebi hâline getirmiş bilhassa ‘’BÖLÜCÜ’’ çevreler; bu kez “Alevi” adını kullanarak konuşuyor. Ama konuştukları Alevilik değil. Konuştukları, kendi siyasi hesaplarının dili. Aleviliği, bir inanç ve yaşam biçimi olarak değil; kendi ajandalarına taşınabilecek bir araç, bir kaldıraç, bir parantez olarak görüyorlar.
Bu, bir sahiplenme değildir. Bu, düpedüz bir sömürüdür.
Alevilik; ne bir etnik kimliğin arka bahçesidir ne de başka bir siyasetin aracı. Alevilik, Anadolu’nun mayasıdır. Hacı Bektaş-ı Veli’den Pir Sultan’a, Abdal Musa’dan Seyyid Nesimi’ye uzanan bir hakikat zinciridir. Akla yaslanır, vicdana tutunur, adaleti merkeze alır. Dogmaya mesafeli, zulme karşı tavizsizdir. Bu yüzden tarih boyunca hem iktidarların hem de karanlık örgütlenmelerin hedefinde olmuştur.
Bugün de pek değişen bir şey yoktur.
Alevileri, dar bir etnik........
