Kir İttifakı: Siyasetin Pazar Yeri ve Şirketleşen Partiler- Prof.Dr.Duran Bülbül&Melih Demirel Yazdı
Siyaset mühendisliğinin laboratuvarlarında üretilen, millete “değişim” ambalajlarıyla sunulan her yeni ortaklık, altı kazındığında derin bir çıkar ortaklığına, daha doğru bir ifadeyle kirli bir ittifaka açılır. Bugün siyaset sahnesinde izlediğimiz tiyatro, tam da bu tanımın, yani maskeli baloların en pervasız örneklerinden biridir. Dün birbirlerine söylenmedik söz bırakmayanların, en ağır ithamları haysiyet kalkanı yapıp bugün aynı masanın altından birbirine göz kırpanların sergilediği tablo; ilkesizliğin, ikiyüzlülüğün, ahlaki problemlerin ve siyasi tüccarlığın doruk noktasıdır.
Bu çarkın dişlileri arasında dönenler, milletin hafızasını sıfırlayabileceklerini sanıyorlar. Unutulmasın ki tarih, bu omurgasız savrulmaların yanı sıra, saman altından su yürütenleri de “vatan, millet, Sakarya” hamasetini arka cepteki hesaplarına kalkan yapanları da, sıkıştıklarında yine aynı hamasetin arkasına sığınıp; ‘’Parti benim’’ diyenleri de asla affetmeyecektir.
Müteahhit aklıyla zehirlenen siyaset
Türk siyaseti, tarihin hiç de kaydetmekle övünmeyeceği bir dönemeçten geçiyor. Siyasetin geleneksel mecraları, ideolojik sınırları ve ilkesel omurgaları, bir müteahhit kurnazlığıyla tasfiye edildi. Siyaseti bir kamu hizmeti, bir fikir rekabeti olmaktan çıkarıp büyük bir ihale sahasına, bir rantiye alanına çeviren bu zihniyet, adeta Türk siyasetinin damarlarına zehirli bir sarmaşık gibi sarıldı.
Bugün geldiğimiz noktada, arkalarına taktıkları medya gücü ve sınırsız fonlarla siyaseti paranın kulu kölesi haline getiren bu aktörler; devleti, partileri ve en önemlisi toplumsal barışı zehirlemektedir. Siyasetin doğasını değiştiren, her şeyi bedeliyle satın alabileceğini düşünen bu müteahhit mantığı, sadece kurumları değil, siyasi aktörlerin de ruhunu esir almıştır. Dün bu zihniyete en ağır........
