Savaşın konuşulmayan yüzü…
Rusya-Ukrayna savaşı başlığı gündeme geldiğinde, bizler aylardır, yıllardır televizyon ekranlarında ve harita başlarında siper çatışmalarını, tank mühimmatlarını konuşurken; aslında arka planda devasa bir jeopolitik ve ekonomik depremi, sistem içi bir hesaplaşmayı kaçırıyoruz.
Meseleyi soğukkanlılıkla ve “realpolitik” bir perspektifle okumak zorundayız.
Şunu net olarak tespit edelim: Bugün Ukrayna coğrafyasında dökülen kanın, yaşanan trajedinin arkasında sadece Rusya’nın güvenlik endişeleri veya Batı’nın anlata anlata bitiremediği “demokrasi ve özgürlük” mücadelesi yatmıyor. Ukrayna krizinin tartışılamayan, üzeri ısrarla örtülen asıl arka planında, kapitalist sistem içerisinde kıyasıya bir ABD-Avrupa rekabeti ve çatışması vardır.
Hatırlayın; savaş patlak vermeden önce Avrupa (ve özellikle lokomotifi Almanya), ucuz Rus enerjisiyle beslenen, Çin pazarına ürün satan ve ABD’ye ekonomik kafa tutabilen bir yapıdaydı. Berlin-Moskova enerji ekseni, Washington’un küresel hegemonyası için en az Çin kadar büyük bir tehdit oluşturuyordu. Rusya-Ukrayna savaşı neyi başardı? ABD, “Rus tehdidi” şemsiyesi altında Avrupa’yı adeta rehin aldı. Kuzey Akım boru hatlarının havaya uçurulmasıyla (ki bunun kimin işine yaradığı ortadadır) sembolleşen süreçte Avrupa, Rusya pazarından, ucuz enerjisinden ve ham madde tedarikinden tamamen, tabiri caizse........
