menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güvenin değeri, güvenilir kalmanın bedeli

27 0
23.09.2026

İtibar yönetiminin en güçlü kabullerinden biri şudur: Güvenilir kurumlar tercih edilir. Sözünü tutan, şeffaf davranan, çalışanına ve müşterisine karşı sorumluluk üstlenen şirketler güven kazanır; güven itibara, itibar da rekabet üstünlüğüne dönüşür.

Peki, her zaman böyle midir?

Bu önermenin arkasında pek konuşmadığımız bir koşul var: Güvenilir davranmakla başarılı olmak arasında bir ilişkinin bulunması gerekir.

Bir şirket dürüst, adil ve şeffaf davrandığı için sürekli kaybediyor, bunları önemsemeyen başka şirketler daha kolay büyüyor, kaynaklara daha rahat ulaşıyor ve daha fazla ayrıcalık elde ediyorsa, güvenin rekabet üstünlüğü yarattığını söylemek kolay değildir.

Demokrasinin ötesinde

Tam da bu nedenle demokrasi, hukuk ve kurumların niteliği, şirketlerin güven ve itibarından ayrı düşünülemez. Hukukun herkese eşit uygulanması, kuralların öngörülebilir olması, haksız rekabetin engellenmesi, yanlış davranışın yaptırımla karşılaşması ve gücün hesap verebilir olması yalnızca demokratik bir toplumun özellikleri değildir. Bunlar aynı zamanda güvenilir davranışın karşılığını bulabileceği toplumsal ve kurumsal yapının temel koşullarıdır. Bu yapı zayıfladığında yalnızca demokrasi zarar görmez. Güvenin ekonomik ve toplumsal değere dönüşmesini sağlayan mekanizma da bozulur.

Çünkü kuralların herkese aynı biçimde uygulanmadığı bir ortamda, başarılı olmak için güvenilir olmak kadar başka şeyler de önem kazanmaya başlar. Kime yakın olduğunuz, kimlere........

© MediaCat