menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Amerika Birleşik Devletleri faşistleşiyor mu?

23 1
25.01.2026

Bir yandan, ülke dışındaki saldırganlık; Venezuela’da Nicolas Maduro ve Cilia Flores’in zor kullanılarak kaçırılması ile İran ve Grönland’a yapılan askeri müdahale tehditleri. Diğer yandan, ülke içinde baskı; en önemlisi geçtiğimiz hafta Minneapolis’te bir ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu) ajanı tarafından Renee Good’un öldürülmesi.

Donald Trump’ın gücü kendi elinde merkezileştirme çabası inkar edilemeyecek kadar açık. Şimdi Venezuela’yı yönettiğini ve ülkenin petrolünü kontrol ettiğini söylüyor. Ayrıca kurumun başkanı olan Jerome Powell’ı cezai kovuşturma ile tehdit ederek, ABD Merkez Bankası Yönetim Kurulu’na boyun eğdirmeye çalışıyor.

Ama bu, bugün ülkeyi konsolide edilmiş faşist bir rejimin yönettiği anlamına gelmiyor. Good’un vurularak öldürülmesine verilen tepki böyle olmadığını gösteriyor: kitlesel eylemler, ICE’a sokaklarda direnişin sürmesi ve ABD eyaletlerinin sayısız resmi görevlisinin federal hükümeti kınaması.

Rehavete yer yok. Almanya’da Naziler, Ocak 1933’te Adolf Hitler’in şansölye olarak atanmasının hemen ardından devletin kontrolünü ele geçirdiler. Ama Benito Mussolini’nin Ekim 1922’de İtalya Başbakanı olmasından sonra, faşistlerin güçlerini pekiştirmesi için bir kaç yıl geçmesi gerekti.

Marksist gelenekte faşizm, örgütlü işçi sınıfını ezmek ve dışa doğru genişlemek için topyekün bir iktidar elde etmeye çalışan, sözümona devrimci bir ideoloji tarafından bir araya getirilmiş alt orta sınıflardan oluşan bir kitle hareketidir. Bugün ABD’de........

© marksist.org