Alex Callinicos: ABD doları egemenliğinin çözülmesi
Ekonomik güç, ABD hegemonyasının temelini oluşturmaya devam ediyor; ancak bugün bu, finansal sistemdeki egemenlik biçimini alıyor.
Merhum Papa Francis defalarca “Üçüncü Dünya Savaşı’nı taksit taksit yaşıyoruz” demişti. Eh, taksitler giderek büyüyor.
ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşı giderek daha geniş boyutlar kazanıyor. Yalnızca askeri çatışma yayılma tehdidi oluşturmakla kalmıyor, fakat yarattığı kıtlık ve fiyat artışları dünya ekonomisini de istikrarsızlaştırmaya başlıyor.
Savaş üzerine yapılan en iyi yorumların çoğu askeri dinamiklere odaklanmış durumda. Peki olup biteni Karl Marx’ın kapitalizm eleştirisi perspektifinden nasıl anlayabiliriz?
New Left Review’de yayımlanan “New Dollar Imperialism” (Yeni Dolar Emperyalizmi ) başlıklı makale*, Marksist İktisatçı Costas Lapavitsas tarafından kaleme alınmış ve bu konuda oldukça yardımcı olarak ABD emperyalizminin kendine özgü konumuna dikkat çekiyor.
Lapavitsas, ABD’nin küresel gücünün üretimdeki temellerinin küçüldüğünü belirtiyor. 1945’te ABD ekonomisi dünya imalat üretiminin yaklaşık yarısını gerçekleştiriyordu. Oysa “2024’te Çin, küresel imalat katma değerinin neredeyse yüzde 30’unu oluştururken… ABD’nin payı yaklaşık yüzde 10 seviyesinde.”
Ekonomik güç, ABD hegemonyasının temelini oluşturmaya devam ediyor; ancak bugün bu, finansal sistemdeki egemenlik biçimini alıyor.
Nitekim Lapavitsas, bu egemenliğin 2007-9 küresel finansal krizinden (GFC) bu yana daha da güçlendiğini gösteriyor. ABD doları hâlâ ezici bir biçimde ana rezerv para birimi konumunda. Bir başka deyişle, ABD devleti........
