menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NOTLAR ARTARKEN MERHAMET NEDEN AZALDI

14 0
15.04.2026

NOTLAR ARTARKEN MERHAMET NEDEN AZALDI

NOTLAR ARTARKEN MERHAMET NEDEN AZALDI

Son kırk sekiz saat içinde yaşadığımız iki korkunç olayla sarsıldık. Önce Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaşanan hadise hemen sonrasında Kahramanmaraş ilimizin Oniki Şubat ilçesinde yaşanan olaylarla yüreğimize kor ateşi düştü. Üstelik Kahramanmaraş’taki olay tam da Siverek ilçesinde yaşanan olanların protesto edildiği sırada meydana gelmesi olayın şokunu bir kat daha arttırdı.

Yaşanan her iki can yakıcı olayda da olayın failleri olduğu söylenen kişi veya kişilerin yaşlarının henüz yirmi yaşının altında olması, Kahramanmaraş’taki olayın failinin ise 8.sınıf öğrencisi olduğu düşünüldüğünde toplumsal çöküşün nereye kadar düştüğünün en açık göstergesidir.

Bu ülkede cezalar hiçbir zaman caydırıcı olmadı. Okulda, sokakta, pazarda, tarlada, spor sahaları ve daha nice yerlerdebenzer şiddet olaylarına her gün tanıklık ediyoruz. Bu kafayla etmeye de devam edeceğiz gibi geliyor. Şimdi herkes olayı kendi penceresinden değerlendirip kimisi de işin şovunu yaparken, bazıları biraz daha ileri gidip işi sulandırmanın peşine düşecektir. Oysa şimdi ne şov ne reyting zamanı. Bu çürümüşlüğün, bu caniliğin, bu hunharca işlenen olayların önüne geçemezsek hiç birimiz artık güvende olamayacağız.Öyle bir alıştırıldık ki silahla veya başka bir yaralayıcı veya öldürücü silahla biri diğerini vurmasın. Neredeyse her akşam haber saatlerinde bu durumla karşılaşmak artık iyice sıradanlaştı. İşin en acı yanı da bu…

Şimdi sorunu sadece bir güvenlik zaafiyeti olarak görüp çözmeye çalışmak maalesef kimseyi sağlıklı bir sonuca götürmeyecektir. Dahası bu çözümler sadece o anki olay dışında çok az başka sorunların çözümüne katkı sunacaktır. Şimdi tüm kurumlar ve dahi ilgili kuruluş ve yetkililer şapkalarını önüne koyup hiç değilse böyle bir olayda toplumsal bir mutabakata varıp gerçekten çözüm bulmaya başlamalıdırlar. Bu ne yarın ne de öbür gün olmalı. Hiç vakit kaybetmeden çözüm yolu aranmalı ve kalıcı çözümler üretilmelidir.

Mesela işe televizyon dizilerindeki mafya dizilerinden başlayabiliriz. Dijital sahadaki korkunç oyunları yasaklamaya, sonrasında 12 yıllık kesintisiz eğitime son vermekle devam edebiliriz. Arkasından saçma sapan uzman (!) görünümlü şahısların elleri ile önce kızıştırılıp sonra dağıttığımız aile ortamını, şefkatini geri getirmek için o programların tamamı RTÜK tarafından kaldırılmalıdır. Milli Eğitim müfredatımızdaki aile, değerler eğitimi daha çok işlenmeli, salt yarıştırılmak için var olduğunu düşündüğümüz çocuklarımızın yarıştırılmasından ve akademik kaygılarla zihin dünyalarını bulandırmaktan bir an evvel vazgeçilmeliyiz.

Unutulmamalıdır ki dağıtılan dağılma pozisyonuna giren o aile bireylerinin çocukları ya da sosyal medyaya ya da sokak kabadayılarına veya en nihayetinde kötü çevreye mahkûm edilmektedir. Yine sosyal medya veya dizi bağımlısı haline gelen ebeveynlerin çocukları maalesef kendi dünyalarını kurmaya mecbur bırakılmışladır. O çocuklar ise kendilerine sunulan şiddet içerik ve davranışlarla dolu bir dünyaya esir olmaktadırlar. Çünkü anne ve baba şefkatinden mahrum kalan çocuklarımıza sunulan dünyada maalesef merhamet ve şefkat yoktur.

Anne Baba biz de Suçluyuz!

Bu durumlarda biraz da kendimizde suç aramayı, kendimizi hesaba çekmeyi görev bilmeliyiz. Çünkü öğretmenin en ufak bir uyarısında bile fırtınalar kopardığımız, çocuğumuzun her istediğini alarak iyi anne baba olduğumuzu düşündüğümüz sürece kaybedeceğimizi unutmayalım. Çocuklarımızın her şeyden evvel güzel bir ahlaka, elindeki ile yetinmeyi bilmeye, öfkesini kontrol etmenin erdemliğine ve en önemlisi sevgi ve saygıyı hayatının merkezine oturtma bilincine ihtiyaçları vardır.Alın karşınıza ve onlara ilk öğreteceğiniz şey anne ve baba hakkı olsun. Bunları öğrenince yukarıdaki diğer hususları da kendiliğinden öğrenecektir.

Unutmayalım ki “Maneviyatı eksik her bir çocuk maalesef patlamaya hazır bir mayın gibidir”

Tüm bunları yaptıktan sonra ise şu birkaç hususun da gözden geçirilmesi kanaatimce sorunun çözümüne katkı sunacaktır.

*Öğretmenlik mesleğinin onuruna en ufak bir halel getirmeden toplum nezdinde en saygın meslek gruplardan biri olduğunun anlatılması, uygulanması, kanunlarla desteklenmesi

* Bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi

* Okullarda güvenlik tedbirlerinin arttırılması

* Ceza kanununda caydırıcı düzenlemeler yapılması

* Şiddet olaylarına karışanlara ağır ve ertelenmeyen yaptırımların uygulanması

* Okul çevresinin “güvenli bölge” ilan edilmesi, sıkı denetime tabi tutulması

* Kesici–delici alet taşımanın ağır suç kapsamına alınması

* Disiplin süreçlerinde hızlı ve kesin kararların uygulanması

* Şiddet eğilimi gösteren öğrenciler için zorunlu rehabilitasyon süreci uygulayın.

“Şiddet değil, sevgi kazandırır. Ama ilk önce öğretmenin sevildiği bir sevgi iklimi hakim olsun”


© Mardin Life