menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Duanın Sırrı

26 0
27.04.2026

Duâ, kulun Rabbine yönelişinin en latif, en derin halidir. Zira duâ teslimiyet ve kulluk şuurudur. Kalp ne kadar incelirse, dil o kadar hakikatle konuşur. Bu sebeple duâ, sadece sözlerin sıralanması değil; gönlün Rabbine teslimiyetidir.

Yüce Rabbimiz, kullarına olan yakınlığını Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle beyan eder:“Kullarım sana beni sorduklarında, şüphesiz ben çok yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına karşılık veririm…” (Bakara, 186)Bu Ayet, kul için büyük bir müjdedir. Zira bu âyet, araya hiçbir perde koymadan kul ile Rabbi arasında doğrudan bir bağ kurar. Ne zaman ki kul samimiyetle yönelir, işte o an rahmet kapıları ardına kadar açılır.

Duânın özü ihlâstır. İhlâs ise kalbin yalnızca Allah’a yönelmesi, O’ndan başkasına bağlanmamasıdır. Gönül, dünya meşgaleleriyle parçalanmışsa, duâkalpten olmaz. Fakat kalp toparlanıp Rabbine yöneldiğinde, duâ bir niyazdan öteye geçer; bir vuslat kapısı hâline gelir. Bu sebeple büyükler, duânın kabulünü kelimelerde değil, kalpte aramışlardır.

Hazret-i Mevlânâ’nın şu ikazı bu hakikati ne güzel ifade eder:“Nedâmet ateşiyle dolu bir gönülle ve nemli gözlerle duâ ve tevbe et! Zîrâ çiçekler, güneşli ve ıslak yerlerde açar!”

Demek ki duânın çiçek açması için kalbin yanması ve gözün ıslanması gerekir. Gafletle yapılan duâ, dudakta kalır; fakat gözyaşıyla yapılan duâ, arşa alaya yükselir.

Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), duânın nasıl yapılacağını sadece sözleriyle değil, yaşantısıylada öğretmiştir. Geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılması, ardından........

© Maraş Gündem