menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AVUKATLIKLARIN MESLEKİ ÇATILARININ YAPILARI VE OLUŞUM USULLERİ DEĞİŞTİRİLMELİDİR

18 0
03.05.2026

Avukatlık Kanunu, baro, baro birlik seçimleri ve yapılanmaları günümüz çalışma koşullarına hizmet etmemektedir. Başkanlık ve kurullar yalnızca baro ve baro birlik başkanları ile yönetim, denetim ve disiplin kurullarında yer alan avukatların elinde tutulmaktadır. Bu avukatlar da tıpkı bizler gibi serbest avukatlar olup oraya hiçbir yeterliliklerine bakılmadan yalnızca oy alarak gelmektelerdir. Onlara oy verenler kendi arkadaşları olduğu için onlarla ilgili yapılan baro şikayetlerinin üzeri sıklıkla kapatılmaktadır. Zaten avukatlık mesleği haliyle zor bir meslektir. Günümüzde daha da zorlaşmaktadır. Bunun sebepleri çok ve çok yönlüdür. Avukat sayısının çok olması, ülkede ve dünyada genel ahlaki ve toplumsal bozulmalar, serbest ekonomideki sıkıntılar, her gün yapılan zamlar ve geçim sıkıntısı bunlardan yalnızca birkaçıdır.  Şu anda avukatlar meslektaş olmaktan çıkıp birbirlerine haksız azilname gönderilmesini sağlayıp adeta birbirlerinin takip ettiği davaları ve müvekkillerini çalmaktadır. Birçok avukat avukatlık mesleğini suçta kullanmakta, müvekkiliyle birlikte suç işlemekte, avukatların çantaları resmi kurum girişlerinde aranmadığından çantasında uyuşturucu madde taşımakta, cezaevlerine yasaklı madde sokmakta, birçok halde suç işleyen polisle iş birliği halinde suç işlemekte, çok sayıda insanı mağdur etmektedir. Müvekkilinden ücret almadan yalnızca karşı vekalet ücreti için dava takip eden avukat sayısı çoktur. Bu avukatlar davaları kazabilmek ve dolayısıyla karşı vekalet ücreti alabilmek için bu süreçte karşı tarafa iftira atmakta, suç uydurmakta, hukuksuz delil üretmekte, çok çirkin savunmalar ve ahlak ve hukuk dışı yalan beyan ve iddialarla karşı tarafın, mağdur kesimin canını acıtmaktadır. Bu halde haklı taraf davasında mağdur olmakta, ikincil örselenmeler yaşamaktadır. Haklıyken haksız isnatlarla ve iftiralarla karşılaşmaktadır. Hatta adliyelerde yalancı tanık arayan ve bekleyen avukatlar olmaktadır. Avukatlardan çoğu suçta maşa olarak kullanılmaktadır. Oysa barolar kendilerine ulaşan şikayetlerde kendi arkadaşlarını, kendi komşularını, kendi ekiplerini korumaktadır. Ayrıca bu kimseler (baro ve TBB başkan ve kurulları) mesleği yeterince temsil edememektedir. Birçok baro başkanı özel üniversite mezunu olmakla övünüp çalışkan avukatlarla adeta alay etmektedir. Baro başkanlıkları ve baro birlik ne yaptığının ve sorumluluklarının bilincinde değildir. Avukatları susturmak için kanun ve yönetmelikler kabul edilmektedir. Oysa kendileri de avukattır ve ellerinde “Avukata dokunma.” pankartı ile dolaşmaktadır. Amaçları yalnızca kendi canları istediğinde kendileri konuşsun. Hepsi yalnızca bunu istemektedir. Bizlerin uygulamadaki mağduriyetleri, yaşadığı sıkıntılar onlar için önemsizdir. Karakollar ve jandarmalar kolluk ve askeri disiplinden uzak ve girilemez haldedir. İstanbul'da jandarmada avukatların telefonları hukuksuz şekilde toplanmakta, birçok kolluk ve cezaevinde avukatın müvekkiliyle görüştüğü esnada üzerinden kapılar kilitlenmekte, memurlar kapıda veya yakında durmamakta, dakikalarca kapılar yumruklanınca açılmaktadır. Bizlerin kollukta can ve mal güvenliği yoktur. Saldırıya uğranması an meselesidir. Baro yapılanmaları bu aday ve sonrasında başkan ve kurul üyesi olanlarla kendi arkadaş grubuna hizmet etmekte ve bu kimseler kendi ideolojilerini tüm avukatlara dayatmaya çalışmaktadır. Hatta kendi duygu ve düşüncelerini tüm avukatların sesi gibi göstermenin peşindedir. Oysa gerçek durum bu değildir. Ben stajla birlikte yirmi yıldır avukatlık mesleğini icra ve ifa ediyorum. Bizler baro seçimlerine katılamıyoruz. Baroların kendi içerisinde kötü bir sarmalı ve döngüsü vardır. Kimse o döngüden kendisini kurtaramamaktadır. Başka bir anlatımla baro yönetim ve başkanlıkları, bizlerin yaşadıkları sorunlarla değil, doğrudan avukatlarla savaşmaktadır. Aslında baro ve TBB nezdinde bir iç savaş vardır.  Avukatlar savaşmaktadır. Oysa orası savaş alanı değil, meslek gelişimi ve ifasında ortak çatıdır. Her seçimde üç büyük il barosunda karşılıklı olarak “Baroda terörist istemiyoruz” ve başkaca Kürtçe sloganlar atılmakta, avukatlar birbirlerine şişe ve sandalye fırlatmaktadır. Seçim günlerinde avukatlar yaralanmaktadır. Bizler yıllardır seçimlere gidemiyoruz. Oy bile kullanamıyoruz. Hiçbir şekilde demokratik bir sistem ve düzen yoktur. Bizlerin uygulamadaki sorunları çözümlenmemektedir. Bu sorunların doğrudan bizler tarafından açıklanması gibi bir ortam hazırlanmamaktadır. Başka bir anlatımla bizlere mikrofon uzatan bir baro yönetimi ve baro birlik yoktur. Onların mikrofonları yalnızca kendi ideolojik ve çoğunlukla birçok avukat tarafından tasvip edilmeyen söylemlerine hizmet etmektedir. Örneğin CMK uyarınca yapılan görevlendirmelerde karşı vekalet ücreti sorunu yıllardır yaşanmakta, kanunlara konu olmamaktadır. Oysa bunun yolu çok basit ve açıktır. Avukatlık Kanunu’na veya Ceza Muhakemesi Kanunu’na konulacak bir hüküm, bu sorunu kökünden çözecektir. Benzer şekilde bizlere hak kazandığımız karşı vekalet ücretleri bazı başsavcılıklarca bilinçli şekilde ödenmemektedir. Bu konuda uğraş ve savaş veren yoktur. Baro çatılarında bazı avukatlar sevilmezken, çoğu avukat tanınmamakta, bazı avukatlarsa özellikle korunmaktadır. Bu korumacı yaklaşımla insanlar mağdur edilmektedir. Şu anki baro birlik başkanı hiçbir şekilde etkili değildir. Aksine yalnızca kendi hayatına devam etmektedir. Oysa iki yüz bin civarı avukattan bazılarının usulsüzlükleri, bazılarının da şikayet ve haklı söylemleri vardır. Ama bunları duyan ve dinleyen yoktur. Avukat şikayetleri sağlıklı şekilde incelenmemektedir. Tamamen “arkadaş, komşu” veya “Avukat dava sürecinde her şeyi yapar.” denilerek hukuksuz sonuçlar doğurulmaktadır.  Birçok baroda avukatın asaleten (kendi adına) yaptığı şikayetten ücret ve masraf alınmaktadır. Bu halde şikayet haklarının kullanımı zorlaşmakta ve avukat gereksiz masraf ve giderlere tabi tutulmaktadır. Oysa bir avukat kendisine haksız azilname gönderilmesine yol açan avukatı masraf yapmadan ve daha fazla mağdur olmadan şikayet edebilmelidir.  Barolar avukatları tep tip haline dönüştürmeyi istemektedir. Ülkemizde hukuk sistemi ve sistemin zorluk ve sıkıntıları ortadadır. Avukatlık mesleği sürekli güvenilmez olarak lanse edilmektedir. Bu halde bu saygısız ve haksız intibanın altında görev yapmak imkansızlaşmaktadır. Barolar “Herkes sussun ve kimse konuşmasın.” istemektedir. Buna hakları yoktur.  Yakın zamanda katıldığım TBB ve BMMYK ile Yürütülmekte Olan Türkiye’de Adli Yardım Kapasitesinin Güçlendirilmesi Programı (SCLA) Kapsamında ve TBB, BMMYK ve Göç İdaresi ile Yürütülmekte Olan Suriye’ye Gönüllü Geri Dönüş Projesi Kapsamında 13.03.2026 tarihinde yapılan ve bazı kişilerin iki gün daha katılmaları gereken eğitimler tamamen şaibeli ve hukuksuz şekilde yapıldı. Bu eğitimler açıldığında avukatlar iki kısma ayrıldı ve bazı avukatlar yalnızca bir gün, bazı avukatlar üç gün eğitime katıldı. Bunun sebebi Türkiye Barolar Birliği barolara kendisine nöbetçi avukat listesi göndermesini istedi. Barolar kimseye duyurmadan liste belirledi. Örneğin İstanbul Barosu on kişilik liste bildirdi. Baro bu bildirdiği on kişiyi neye göre belirledi? Ben TBB’ni arayarak bu eğitimlere kaç gün katılacağımızı sorduğumda, baro birlik bana “Baronuzun belirlediği listede yer alıyorsanız ve size mesaj geldiyse üç gün, değilse bir gün katılım sağlamak gerekli.” dedi. Oysa bana mesaj gelmedi, hiçbir duyuru yapılmadı. Ben konuyu yeniden sorduğumda “Baronuzla görüşün.” denildi. Baroyu aradığımda “Bizimle ilgili bir konu değil. Hiç haberimiz yok. Siz TBB ile görüşün.” denildi. Birden fazla kez iki kurumu da aradım ancak ikisi de topu birbirinin üzerine attı. Haliyle eğitime kaç gün katılacağımız belirsiz ve durum şaibeli olduğundan ve bu kaygıyla soru işaretini yalnızca ben değil, seçilen ve isimleri bildirilenler dışındaki herkes yaşadığından, bu konu eğitim süresince çok fazla zaman aldı. Bu konuda sorular soruldu ama kimse sağlıklı cevap alamadı. Sorularımız sürekli olarak geçiştirildi. Sorular çok olunca bizlerin zaten konuşma hakkı yoktu ama mesaj göndermemiz bile tamamen engellendi. Eğitimde “Avukatların mesaj göndermelerini, yazı yazmalarını ve soru sormalarını kapatın.” denildi. Bunu yapanlar da bir kısım avukat.  Geçmiş yıllarda TBB hakem heyetleri için barolardan isim listesi istendiğinde benzer tutum ve davranışı İzmir Barosu da yaptı. Şöyle ki kendisi sözde kura çekildiğinden bahisle beş kişilik isim listesi gönderdi. Ama kura için bizlere mesaj ve arama gelmedi. Bizler barolara evrak teslim ettik ama kuraya çağrılmadık. Kurada bize göre adımız bile yoktu. Ben şahsen buna inanıyorum. Kuradan sonra bildirilen isim listesini gördüğümde baro yönetiminin aralarında yakın bağları olan kendi arkadaşlarının isimlerini bildirdiğini öğrendim. Şimdi de aynıları nöbet listesinde yapılmaktadır. Görüldüğü üzere barolarda hiçbir şey şeffaf değildir. Bu nöbet listelerini kim, neye göre belirlemektedir? Defalarca sorulmasına rağmen avukatlara kimse cevap vermedi. Açıklama yapan olmadı. Zira barolar denetimsizdir. Yol haritaları tamamen seçim, oy ve arkadaş şeklinde ilerlemektedir.  Ben bu yapılanmalarının değişmesini istiyorum. Bizler kendi sesimizi ve sorunlarımızı duyuramıyoruz. Barolar ve baro birlik meslek sorunlarına eğilmekten öte kendi içerisinde........

© Manisa Meydan Gazetesi