OKULLAR VE OKURLAR!
Eğitimde özelleştirmeyle başlayan liyakatsizlik okulları iş yeri, veliler müşteri, öğrenciler rekabetçi hale getirdi. Bir tarafta “Şehzade Yetiştirme Yurdu” gibi özel okullar, diğer tarafta beslenme çantası olmadan okula giden öğrencilerin yoksulluğu. Ekonomik sorunlardan dolayı üniversiteten çocuklarının kayıtlarını sildiren aileler Devletin “ liyakat için” yaptığı sınavı Başaramayan öğretmen adayı özel okullarda öğretmenlik yapıyor. Okullar, siyasetin, paranın ve gücün paylaşıldığı alanlara dönüştü.
ŞİDDETİN MERKEZİ OKUL VE AİLE ÜZERİNDEN TARTIŞILAMAZ! Kamuoyunda öğrencilerin şiddet eğilimi okul, aile ve digital bağımlılık üzerinden tartışılıyor. Oysa gerçek neden bu mu? Bu türden olayların yaşandığı ülkelerde ekonomi ve siyasi yapı temel alınır. Devlet büyük ailedir, şiddet eğilimi olan çocukların anne ve babası öncesinde devletin çocuklarıydı, yetişkin oldular, şu an evlilik kurumu yöneten vatandaşlar. Anne, baba ve çocuklar devlet sorumluluğundadır. Aile bireylerinin biri diğerine karşı istediği gibi davranış sergileyemez. Devletin yasaları, kuralları , kurumları vardır. İsa Aras Merenli’nin babası Polis emeklisi. Devlet, yıllardır maaş ödeyip çalıştırdığı, bugün hala emekli maaşı ödüyor. Devlet bu süreçte kendi memurunu nasıl tanımaz? Devlet ne için var? Devletin kurumları ne için var? Devlet aileyi izlemeli. Şiddet eğilimli gençler üzerinde devlet çalışma yapmaz masraftan kaçınırsa, gençler yaşamı sürecince eğilimini güçlendirecek deneyimler üzerinden yetişkin olduğunda uyuşturucu tüccarı, çete, mafya olabilir, caniye dönüşebilir. Bu bataklığı kurutmak devlete daha pahalıya mal olur. Bu nedenle sosyal devlet olunmalı! Bu tartışmalar aile, digital oyunlar, diziler, okul, öğretmenler üzerinden değil devlet kurumları ve uygulamaları üzerinden okunmalı.
Rekabetçi - sınav odaklı sistemden vaz geçilmeli. • Sürekli başarı baskısı • Not üzerinden değer görme Bu sistem öğrenciler arasında: Kıskançlık oluşuyor. Dışlanma yaşanıyor. Zorbalık gelişiyor. Üretkenlik azalıyor. Müdür kimin adamı? İl - ilçe Milli Eğitim ve okul müdürü hangi partiden, hangi ulustan, milliyetten mezhepten…? Hangi tarikattan….? Okulun aylık ücreti nedir? Okulun ile bağlantı kurmak isteyenlerin ilk araştırmaları bunlar. Oysa okulun kapısından içeri girildiğinde ekonomik, siyasi algı değil sosyal devletin sunduğu eğitim güveni olmalı.
LİYAKAT DEĞİL SADAKAT Bir okul müdürü neye göre belirlenir? Pedagojik birikime mi, eğitim vizyonu mu? Süre gelen gelenek: Müdürler, müfettişler ve yöneticiler; mesleki yeterliliklerinden çok her iktidarın siyasal, inançsal yakınlıklarıyla görev alırlar. Bunun sonucu açık: Okul yöneticisi eğitim lideri olmaz. Öğretmen kendini güvende hissetmez. Adalet duygusu çöker. Adaletin, liyakatın olmadığı alanlarda ise eğitim değil, itaat kültürü büyür.
OKULLARIN GÖRÜNMEYEN SAHİPLERİ Kağıt üzerinde okul devlete ait. Gerçekte ise durum farklı: Günümüze kadar; siyasi iktidarlar yerel parti yapıları, ekonomik gücü olan veliler, okul üzerinde belirleyici hâle gelmiş durumda. Bu tablo içinde okul müdürü eğitimciye değil, denge kurmaya çalışan bir idare memuruna dönüşüyor.
ÖĞRENCİ MÜŞTERİ, VELİ OTORİTE Eğitim sistemi talep, arz mantığıyla şekilleniyor. Özel okullarda bu açıkça görülüyor. Devlet okullarında önüne geçilemeyen: Bağış, Sponsorluk, proje destekleri… Velinin destek gücü arttıkça, okul üzerindeki etkisi de artıyor. Sonuç: Öğretmen üzerinde öğrenci velisinin talepleri doğrultusunda idarenin baskısı oluşuyor. Yönetim yıl sonunu getirmek için sessizleşiyor. Öğrenci eğitim disiplini tanımıyor… Ortaya çıkan: “Ekonomik güç varsa her şeye muktedirsin.” Eğitim ve inanç üzerine Eğitim, sorgulamayı dışlayan, eleştirel düşünceyi sınırlayan, bilimsel özerk parasız eğitimi hayata geçiremeyen ülkeler hiç bir alanda gelişim gösteremez. Bilimsel Eğitim ve İnanç Birlikte Var Olabilir mi? Evet, olabilir. Bunun için net bir çerçeve gerekir: 1. Eğitim sistemi bilimsel olmalı Müfredat, pedagojik yöntemler ve akademik yapı bilimsel esaslara dayanmalı. 2. İnanç bireysel ve etik bir alan olarak kalmalı. Devletin görevi, inancı dayatmak değil; özgürlük alanını korumaktır. 3. Eleştirel düşünce teşvik edilmeli. Hiçbir bilgi, sorgulamanın dışında tutulmamalı. 4. Laiklik doğru anlaşılmalı. Laiklik, din karşıtlığı değil; dinin ve bilimin kendi alanlarında özgürce var olmasının güvencesidir.
Sosyal Devlet Sorumluluğu Okullarda artan şiddet televizyon ekranlarında istisnaların dışında vizyonsuzlar tarafından tartışılıyor. Bir çok kişi aileyi yargılıyor. Yüzbinlerce liralık maaş alanlar, evlerine yardımcı çalıştıranlar, çocuklarına dadı tutanlar, düzenli psikolog, psikiyatri terapisine gidenler: Çocuğu uyanmadan işe gidip, çocuk uyuyandan sonra işten dönen ; aç yoksul, sefil yaşayan aileleri çocuklarının eğitimi ile ilgili eleştiriyorlar. Her ailenin kendileri gibi yaşadığını sanıyorlar. Yoksul çocukları 40-50 kişilik sınıflarda eğitim görüyorlar. Suçlanan ebeveynler bu toplum içinden çıkmadı mı? Aile suçluysa: Devlet büyük aile değil mi? Çocuğun izi neden sürülmedi? Devlet aileyi neden izlemedi? Sürece neden müdehale etmedi? Bir evde onca silah niye olur? Silahlanma yarışı, hevesi niye? Şiddet, bireysel bir sorun değil; sistemin ürettiği bir sonuçtur. Bir öğrenci: • Öğretmenin değersizleştirildiğini görüyorsa • Adaletin işlemediğini hissediyorsa • Gücün hukukun önüne geçtiğini fark ediyorsa • Öğretmenin her koşulda çalışmak zorunda olduğu biliniyorsa • Ekonomik ve siyasi gücü olan aileden gelen öğrenci öğretmen karşısında güç kazanır. • Hak, hukuk, adalet aramak yerine ortaya ekonomik siyasi gücü koyarlar.
MÜFREDAT Kendi kadrolarını kuruyorlar Kendi neslini yetiştirmeye çalışıyorlar… Eğitimde sürdürebilirlik ortadan kalkıyor. Bu belirsizlik içinde öğrenciler ya umutsuzluğa düşüyor veya öfke biriktiriyor.
ÖĞRETMEN MESLEĞİ! Toplumları, yönetimleri, bilimi…, var eden temel öğe öğretmendir. Öğretmenin mesleki özerkliliği güçlendirilmelidir. Öğretmenlik mesleği, değersizleştirilirse, siyasi ve ekonomik baskı altına alınırsa, bilimsel öğretiden uzak müfredat dayatılırsa, iş güvenliği, güvencesi olmazsa sosyal siyasal örgütlenme hakkı yasaklanırsa… Öğretmen mesleki özerklik kimliğinden, eğitim bilimden uzaklaşır.
NE YAPMALI ? Parasız bilimsel özerk eğitim temel alınmalı. Öğretmenlere mesleki özerklik verilmeli. Bilimin ışığında; liyakat işlerlik kazanmalı. Eşit gelir dağılımı, herkes için adalet, herkes için hak ve özgürlükler varsa, ortaya çıkacak sosyal devlet eğitim kalitesini artırır, ekonomiyi güçlendirir, şiddeti-ayrışmayı, ortadan kaldırır. Hadi hayırlısı…
