menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sokrat Bizim Neyimiz Olur?

13 0
15.06.2026

Antik Yunan filozofu Sokrates’in neyimiz olduğu konusunda bir fikrim yok/tu; ama klasik Rus roman yazarı Dostoyevski’nin “bizim akrabamız değil ama kader ortağımız” olduğunu iddia/ispat eden harika bir yazı okudum. Muhsin Kızılkaya’nın söz konusu makalesini bir ara okumanızı tavsiye ediyorum.

Oradan öğreniyoruz ki, Cemal Süreya biyografisini iki cümleyle özetlemiş: “1931 yılında doğdum, 1937 yılında annem öldü, 1944 yılında Dostoyevski okudum; o gün bugün huzurum yoktur. Biyografim bu kadardır.” 

Ahmet Hamdi Tanpınar, Dostoyevski’yle tanıştıktan sonra “satıhtaki huzurun huzur olmadığını” kavrayıp, “Huzur” adında bir roman yazmış.

Oğuz Atay kurgu eserler yazmaya başlar başlamaz Dostoyevski yapışır yakasına. Hem “Tutunamayanlar” hem de “Tehlikeli Oyunlar” romanlarında kahramanları sanki “yeraltından” çıkmışlar.(…) Tutunamayanlar’ın kahramanı Turgut Özben, “Ben yeraltından konuşuyorum” der, sonra zihnindeki sorgulayıcı, bilge ve bazen ironik iç sesi, “efendim” dediği Olric’e seslenir: “Böyle giderse her mahallede bir Dostoyevski çıkacak Olric. Dünya borsalarında Dostoyevski hisseleri düşecek. Her hafta bir Karamazov, yeraltımız kadar yeraltı olacak.” der.

Cemil Meriç: “Kristof Kolomb’un önüne Amerika’yı çıkaran kader, benim karşıma da Dosto’yu çıkarmıştı. Dosto’yu yani sonsuzu. Bu girdaplar ve zirveler dünyasında, tek başına........

© Maarifin Sesi