Yaylaların Baharı
Miladi takvime göre Haziran ayındayız. Bahar ayları geçti yaz mevsiminin ilk ayı. Yaylalara çıkma zamanı. Güney illerimizdeki Yörükler Toros eteklerindeki yaylalara belkide çoktan çıktılar. Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinde koyunculuk yapan Çepnilerde yaylaya çıkma hazırlıklarını tamamladılar ve sürüleri ile yayla yollarındalar. Koyunculuk yapan çiftçilerden sonra büyükbaş hayvan yetiştiricileri inekleri ve buzağıları ile yaylalarına çıkış yolculuğuna başlayacaklar. Haziran sonu Temmuz başlarında yaylalarda olacaklar.
Hayvancılık yapan yaylacılarının sayısı günümüzde çok azalsa da hâlâ yaylacılık ekonomik, kültürel boyutları ile devam etmektedir. Doğu Karadeniz’de yaylaya çıkışın ardından özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında yayla şenlikleri başlar. Yayla şenlikleri geçmişte obalardaki yaylacıların merkez obada bir araya gelerek tanışması, konuşması; birlik ve beraberliğin sağlanması; pazarlar kurarak ihtiyaçların karşılanması vasıtası idi. Günümüzde ise, yurt içi ve yurt dışından gurbetçilerin ve onlara eşlik eden şehir ve köy sakinlerinin buluşmasına, özlem gidermesine ve eğlenmesine vesile olmaktadır.
Yaylalarda Haziran Temmuz aylarında baharın güzellikleri, yeniden dirilişin provası, devem etmektedir. Sahil şeridinin nemli sıcağında bunalanlar; yaylalara göçerek oralarda rahat nefes alma ve huzura kavuşma saadetini yaşarlar. Yaylalara çıkanlar ise kendilerini tabiatın kucağına atarlar. Yaylalara çıkanlar; temiz havada, ormanların kenarında çoğu kez yukarısında, çiçeklerin, böceklerin, kelebeklerin arasında tefekkür ederler. Kuş, kuzu, inek, boğa seslerinin senfonisi ile huzur bulur; kartalların, doğanların havada süzülüşünü seyre dalarlar. Göze başlarında çimenler üzerinde piknik yaparak kendilerine saray sofralarından daha leziz ziyafet çekerler.
Yayla yamaçlarında süslenmiş, zil (çan) takılmış, çoban köpeği refakatinde bir sürü ile karşılaşmak geçmişte sıradan bir durum iken, günümüzde büyük bir şanstır. Bu atmosferde birde sürünün çobanı kaval, tulum veya kemençe ile sesleniyorsa bu duyguyu ancak âşıklar, şairler kelimelerle ifade edebilir.
Bakın Âşık Reyhani ne diyor:
“Bahar gelsin karşı dağa çıkayımBelki derdimize çare bir çiçekToplayıp döşürüp harman edeyimAçılan yaramı sara bir çiçekKarşı dağda alageyik sesi varBakın şu geyiğe bende nesi varKavalın bir acı inlemesi varÇobanı düşürür zara bir çiçek …”
Benim çocukluğumda da yaylaların güzel izleri var. Köyümüz Zigana dağlarının ardında biraz daha iç bölgede geçiş bölgesinde bir köy. Yaylamız Karadeniz iklimi ile iç karasal iklimin geçiş bölgesinde bir yerde.
Yaylaya çıkış bir başkaydı. Sanki bayrama gider gibi hazırlanırdık. Gün öncesinden kuzuları boyar, tekelere zil takar, inekleri süslerdik. Belki o gece uyumazdık. Sabah fecir ile kalkar hayvanlarımızla patika yollara........
