İran ve ”Günahsız Olan İlk Taşı Atsın!”
İran ile ABD arasında yürütülen nükleer müzakerenin devam ettiği bir anda; 28 Şubat sabahı; ABD-İsrail şer ittifakı tarafından; BM ve Uluslararası Hukuk yok sayılarak, rejim değişikliğinin gerçekleştirilmesi ya da nükleer silah üretiminin sonlandırılması amacıyla; İran İslam Cumhuriyetine yapılan saldırı sadece İran İslam Cumhuriyetine değil, bütün İslam coğrafyasının tamamına yönelik bir saldırıdır. İslam ülkelerini birbirine düşürerek, fitne çıkarmayı amaçlayan, hain saldırılar karşısında zaman; Müslümanlar olarak, geçmişten ders alıp, işgal güçlerinin oyununa gelmeden birbirimize sahip çıka zamanı olmalıdır. Özellikle İran’ın Körfez ülkelerindeki ABD üslerine füze saldırılarının ABD tarafından İslam ülkelerine yapılan saldırı gibi değerlendirilmesinin büyük bir tuzak olduğunun; kendi yaptıkları haydutluklar, işgaller, tehditler, şantajlar ortada iken, Gazze’de olduğu gibi Müslümanların kendi topraklarına sahip çıkma yolundaki mücadelelerinin “terörist faaliyetler” olarak değerlendirilmesinin büyük bir hedef saptırması olduğunun farkına varılmalıdır. Tıpkı Irak’ın kimyasal silah ürettiği bahanesiyle ABD ve küresel güçler tarafından işgal edildiği gibi; şimdide İran’ın nükleer silah ürettiği yalanıyla İran İslam Cumhuriyetini dünya kamuoyu nezdinde terörize etmeye çalışmaları menfur saldırılarını meşrulaştırma çabasından başka bir şey olmadığı bilinmelidir. Bu durumun İspanya, Almanya, İtalya gibi ülkelerin farkına varıp, İslam ülkelerinin farkına varmamaları gaflet, dalalet; hatta hıyanet içinde olduklarının bir göstergesidir. ABD-İsrail ortak saldırısının; İsrail’in Büyük İsrail devletinin kurma ve arz-ı mev’ud safsatası hayaline kapılması; petrol ve doğalgaz zenginliklerine sahip olan ve Hürmüz körfezini kontrolü altında tutan İran’ın doğal zenginlik kaynaklarına çökülmesi; stratejik imkanlardan mahrum bırakılması; Siyonist İsrail tarafından 2 yıl boyunca sürdürülen Gazze soykırımında; İran’ın Filistin Direniş Hareketlerine sahip çıkması, silah, mühimmat ve maddi destek sağlaması sebebiyle cezalandırılması; ayrıca Ortadoğu da İsrail ve ABD karşıtı tek ülke olan, yine Ortadoğu’da ABD üssü bulunmayan İran’da rejim değişikliği yapılarak ya da başı ezilerek; yayılmacı politikalarının önündeki büyük bir engelin ortadan bertaraf edilmesi gibi birden çok amacının olduğunu söylemek mümkün olduğu; Esptein lağımına gömülerek yularını Bebek katili Netenyahu ’ya kaptıran ABD Başkanın; kendi ahlaksızlığını örtbas etme ve hedef saptırma adına seçtiği bir çıkış yolu da olduğunu söylemek mümkündür. İşgal güçlerinin savaş kararı alınmadan; hatta müzakereler devam ederken İran İslam Cumhuriyetine yaptıkları saldırılar; hukuki mesnedi olmayan zalimce bir saldırıdır. İran Silahlı Kuvvetleri’nin ve Devrim Muhafızları’nın bu saldırılara karşılık vermeleri ise hukukî ve meşru bir müdafaadır. Saldırganlar zalim, saldırıya uğrayan İran ise mazlumdur. “Kendilerine savaş açılanlara, zulme uğratılmalarından ötürü (savaşmaları için) izin verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye tam anlamıyla kadirdir.” (Hac, 39) İran şu anda; Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Filistin gibi ülkelerin işgal edilmesinden ya da yıkılmasından sonra bir ön savunma işlevi görmektedir. Eğer işgal güçleri İran hattını kırmayı başarırlarsa, her İslam ülkesi sıranın kendisine........
