Çağın Krizi, İnsanın Fıtratı ve Eğitimi
İnsanlığın eğitim serüveni, her çağda kendi imtihanını içinde taşır. Bugün ise bu imtihan, daha derin, daha yakıcı ve daha kuşatıcı bir hâl almıştır. 1970’lerde Amerika’da başlayan okul saldırılarının, yarım asır sonra bizim kapımıza dayanması, yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bir medeniyet ve anlam meselesidir. Bu gelişmeler, eğitimin ruhunu yeniden düşünme zaruretini açıkça ortaya koymaktadır.
Modern dünyada eğitim, uzun süre insanı yalnızca akıl ve beceri düzleminde ele almış, onun ruhunu, kalbini ve anlam arayışını geri planda bırakmıştır. Bu eksiklik, bu tek kanatlılık zamanla karakter ve değerler eğitimi gibi başlıklarla telafi edilmeye çalışılmıştır. Ancak bugün gelinen noktada, insanın derinlikli bir manevi inşa ihtiyacı olduğu daha berrak biçimde görülmektedir. İnsan, sadece bilgiyle değil, anlamla büyür. Sadece beceriyle değil, hikmetle olgunlaşır.
Çağımızın ithal ve hâkim anlayışı, insanı tüketim döngüsü içinde konumlandırırken, varoluşun , fıtratın, vicdanın daha geniş ufkunu göz ardı etmektedir. Oysa insan, doğum ile ölüm arasında sıkışan bir varlık değildir. İnsanı insan yapan; iyilik duygusu, merhamet hissi, hakikate yönelişi ve aşkın bir anlamla kurduğu, nihayetinde yaratıcıya götürecek olan bir manevi bağdır. Eğitim sistemi, bu derinliği merkeze alarak yeniden inşa edilmelidir. Bunun içinde inancımızın........
