Pusulasını Kaybeden Toplum: Karakter İnşası mı, Akademik Yarış mı?
Günümüz toplumlarının içinden geçtiği en sancılı süreçlerden biri, ekonomik dalgalanmalardan veya siyasi gerilimlerden ziyade derinlerde hissedilen bir değer aşınması ve buna bağlı gelişen sosyal çürümedir. Sokaktaki kavgadan dijital dünyadaki linç kültürüne, aile içi sarsıntılardan iş ahlakındaki yozlaşmaya kadar her alanda “ahlaki pusulamızın” bozulduğuna şahitlik ediyoruz. Değerler, bir toplumun hayat yolculuğundaki trafik levhalarıdır; bu levhalar yerinden oynatıldığında veya anlamları tahrif edildiğinde, toplumsal kaza kaçınılmaz hale gelir. Bugün yaşadığımız tam da budur: Yönünü şaşırmış, tabelaları karıştırılmış bir toplumun savruluşu. Bu savruluş, sadece bireylerin değil, koca bir milletin istikametini kaybetme riskini beraberinde getiriyor.
Bu savrulmanın kökeninde, sadece yerel hatalar değil, çok daha geniş kapsamlı ve küresel bir projenin “kurbanı” olma gerçeği yatmaktadır. Hatırlayalım; meşhur Rockefeller röportajında geçen o çarpıcı itiraf, aslında bugün yaşadığımız krizin şifrelerini veriyor. Kadın özgürleşme hareketinin, kadını sadece daha fazla vergi veren bir iş gücü haline getirmek ve çocukları küçük yaşta aileden kopararak “küresel sistemin” istediği kalıplara göre şekillendirmek için finanse edildiği iddiası, bugün........
