Türkiye'ye Kurulan Tuzaklar (1)
Türkiye ve Fransa’daki siyasetçilerle ilgili hukuki süreçleri, örneğin Marine Le Pen’in son hukuki durumunu Ekrem İmamoğlu’nun aldığı cezayı birbiriyle kıyaslanması kamuoyunda kafa karışıklığına yol açıyor.
Türkiye’deki Ekrem İmamoğlu ve Fransa’daki Marine Le Pen davalarında mahkeme kararlarının siyasi etkilerini ve halkın adalet algısını nasıl şekillendirdiğini son olaylar ortaya koyuyor. İnsanlar, seçilmiş kişilerin yargı yoluyla görevden alınmasını, oylarının ve demokrasinin değersizleşmesi olarak görüyor ve “Yargı siyasete alet mi oluyor?”, “Hukuk herkese eşit mi?” sorularını soruyor olmaları, hukukun üstünlüğüne dair endişeleri artırıyor ve adalete olan inancı sarsıyor.
Yargı Sistemine Müdahale ve Siyasi Manipülasyon: Hukukun Üstünlüğü mü, Üstünlerin Hukuku mu?
Türkiye’de yargının bağımsızlığı tartışmalı konudur. Siyasi baskının arttığı, kararların siyasi amaçlarla kullanıldığı ve hukukun üstünlüğünün zarar gördüğü yönünde endişeler var.
Eleştirilenler, terörle mücadele gibi belirsiz kavramlar kullanılarak susturuluyor veya siyasetten uzaklaştırılıyor. Hukukun üstünlüğü zayıfladıkça, adam kayırma ve yolsuzluk artıyor, denetim kayboluyor. Türkiye, uluslararası sıralamalarda gerileyerek itibar kaybediyor olması yatırımcıları kaçırıyor ve ekonomik krizi derinleştiriyor. Siyasi rekabet, yargı kararlarıyla engellendiği için kutuplaşma artıyor.
Sosyal Medya Manipülasyonu ve Dezenformasyon: Gerçekler Yerle Bir, Yalanlar Baş Tacı!
Sosyal medya, günümüz siyasetinde önemli yer tutsa da, yalan haberler, sahte hesaplar ve botlarla dolu savaş alanına dönüşmesi, insanların doğru bilgiye ulaşmasını zorlaştırıyor ve gerçeklik algısını bozuyor. Sosyal medya platformları, insanları kendi fikirlerine hapseden “yankı odaları” yaratarak, farklı düşünenler arasındaki ayrımını artırırken, siyasi partiler ve çıkar grupları, kendi çıkarları için kullanarak, insanları........
© Küresel İfşa
