menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SREBRENİTSA'DAN İNSANLIĞA BİR SELAM

23 0
11.07.2026

SREBRENİTSA'DAN İNSANLIĞA BİR SELAM

Bugün 11 Temmuz, 1995 yılındaki katliamın yıl dönümü. Geçen Kurban Bayramında Srebrenitsa şehitliğini ziyaret etmiştim. O gün zihnime kazınan duygu ve düşünceleri bugün sizinle paylaşmak istedim.

Bazı yerler vardır; gezilmez, yaşanır. Bazı mekânlar vardır; fotoğrafı çekilmez, zihinlere kazınır. Srebrenitsa öyle bir yer. Yeşilin binbir tonuna bürünmüş dağların arasında bir vadide binlerce beyaz mezar taşının uzandığı mezarlıktaki mezar taşları, insanlığın vicdanına çakılmış birer çivi gibi göründü bana.

Her mezar taşı aynı soruyu soruyordu adeta: "Neredeydiniz?"

O yıllarda üniversitede öğrenciydik; gücümüzün yettiği şeyler, tel’in mitinglerine katılmak ve okul harçlıklarımızı bağışlamanın ötesine geçemiyordu. Peki, bu insanlık dramını durdurmaya gücü yeten egemenler neredeydi? Ne yapıyordu? Yoksa o yardım beklediklerimiz, insanlıktan bihaber miydi?

Mezarlığın karşısındaki müzede, afişlerden biri dikkatimi çekti: "Wake Up Europe! Sarajevo Calls Every Man, Woman and Child." yani "Uyan Avrupa! Saraybosna her erkeği, kadını ve çocuğu (yardıma) çağırıyor."... Ama yardıma çağrılanlar kulaklarının üzerine yatmış, her zamanki ikiyüzlülükleri ile menfaati olmadığı için belki de duymazdan geliyorlardı.

Bir başka afişte ise Birleşmiş Milletler amblemi “United Nations” yerine "Disunited Nations of Bosnia and Herzegovina." yani "Bosna-Hersek'in Birleşmemiş Milletleri” olarak değiştirilmiş… Oysa “tek millet” ama aralarına giren mezhep ve din ayrılığı yüzünden birbirlerine düşmüşler; birleşmeyi bırakıp ayrışmışlar, düşmanlaşmışlar.

Birleşmiş Milletler tarafından "güvenli bölge" ilan edilen Srebrenitsa’da insanlar bu söze güvenmiş, silahlarını teslim etmişti. Fakat Temmuz 1995'te, dünyanın gözü önünde binlerce insan katledildi. Hem de BM için barış görevlisi olarak gelen Hollandalı askerlerin gözetiminde yaşandı, Dutchbat trajedisi!... Birleşmiş Milletler, o dönem “Bir Leşmiş Milletler” gibi davranıyordu sanki. O gün Avrupa’nın göbeğinde yapılan bir soykırımı durdurmak için laftan öteye geçmediler. Bugün nasıl ki?

Savaş sadece kurşunla yapılmıyor. Önce insanın insanlığı elinden alınıyor; aşağılanıyor, ötekileştiriliyor ve nihayetinde öldürülmesi kolaylaştırılıyor…

"İnsan" diyorum ama tam bu noktada zihnime eski bir tespitim düşüyor: Bunlar insan olamaz. İnsan, şeklen iki ayak üzerinde yürür, manada ise eşref-i mahlûkat olur, yani yaratılmışların en şereflisi. Manada o şerefe ulaşamayanlar ise sadece şekilde insan görünür ama aslında birer mahlûkturlar. Hatta bunları bildiğimiz hayvanlara benzetmek bile hayvanlara hakaret olur. İnsan gibi görünen o vahşi bedenlerin içinde belki bir canavar, belki de insanlıktan nasibini almamış,........

© Konya'nın Sesi