menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

30 yıl sonra yine aynısı olur mu?

8 0
23.02.2026

“30 yıl sonra…” Bir sonraki yaz ramazanı bile kalbimizi titretiyor.

Yaz ramazanlarının yeri ayrıdır. Takvim yapraklarında yalnızca bir ay gibi görünür ama hafızada bir mevsim olarak kalır. Güneşin geç battığı, gölgelerin uzadığı, bekleyişin sabra dönüştüğü akşamlar… Açlıkla değil; beklentiyle, huzurla ve biraz da çocukça bir heyecanla geçen o uzun ve sıcak günler…

İftara yakın saatlerde evin içinde artan o telaşı hatırlıyorum. Mutfakta son dokunuşlar yapılır, sofraya tabaklar dizilir, biri sürekli saate bakar. Sokaktan eve dönenlerin adımları hızlanır. Fırından yeni çıkmış pidelerin kokusu 2 kilometre öteden duyulur. Ezanla beraber içilen ilk yudum su, sadece susuzluğu değil, gün boyu biriken yorgunluğu da alıp götürür. O anın kıymeti, belki de bütün günün anlamıdır.

Yaz ramazanları biraz da sokaktır. Teravih dönüşü esen hafif rüzgâr, cami avlusundaki sohbetler, kapı önlerinde kurulan sandalyeler… Çocukların geç saatlere kadar süren neşesi, büyüklerin sakin muhabbeti… Kimse acele etmezdi. Zaman, sanki o ay boyunca biraz daha vicdanlı akardı.

Bugün dönüp baktığımda özlediğim şeyin yalnızca yaz akşamları olmadığını düşünüyorum. Özlediğim, kalabalık sofraların gürültüsü. Eksilmeyen sandalyeler. Birlikte olmanın sıradan ama kıymetli hâli. O zamanlar fark etmeden yaşadığımız o sade mutluluk… O an tüm güzelliğin farkında değildik tabi.

Asıl mesele mevsim değil; o ruhu taşıyabilmek. Sofrada bir kişi fazla olsun diye gösterilen çaba, “hayırlı iftarlar” derkenki içtenlik, paylaşmanın verdiği o hafif ama derin sevinç…

30 yıl sonrasını bilmiyorum. Hayatın bizi nereye savuracağını da… Ama bir sonraki yaz ramazanında, gökyüzüne bakıp aynı duayı etmek ve aynı huzuru hissetmek istiyorum. Bu belki de pek mümkün olmayacak… Zaman ve her şey değişti…


© Konya'nın Sesi