İlahi Ne Adamsınız
Toplumda bugünlerde bir “ilahi” tartışmasıdır gidiyor. Kim ne dedi, kim ne demedi, kim hangi ilahiyi okudu… Vallahi memlekette başka mesele kalmamış gibi herkes bu konuyu konuşuyor. Ama baştan söyleyeyim; benim yazımın bu tartışmayla bir alakası yok.
Biz Şadi ile çıkarız habere. Nereye çağırırlarsa gideriz, haberimizi yapar, fotoğrafımızı çeker, döner işimize bakarız. Habercilik biraz da böyle bir şeydir; çoğu zaman telefonun ucundaki bir “ihbar”la başlar.
Ama işin en ilginç tarafı, bazen öyle telefonlar gelir ki insan şaşırmadan edemez.
— “Abi, manşetlik haber var!”Ben de doğal olarak sorarım:
— “Nedir haber?”Karşıdaki başlar anlatmaya…
Dinlerim… Dinlerim… Bir daha dinlerim…
Sonunda dayanamam sorarım:— “Kardeşim, bu mu manşetlik haber?”
Yani bırakın manşeti, gazetenin sayfasına bile zor girer.
Ama anlatan o kadar heyecanlıdır ki sanırsınız memlekette devrim olmuş. Bir bakarsınız mahallede iki kedi kavga etmiş, bir bakarsınız komşu komşuya ters bakmış. Bazen de “abi kesin yazın bunu” diye anlatılan şey, aslında kahvede anlatılacak bir muhabbetten öteye gitmez.
O an içimden tek bir cümle geçer:
“İlahi ne adamsınız yahu!”Biz haberciler bazen olayın büyüğünü küçültürüz, bazen küçüğünü büyütürüz ama bazı vatandaşlar var ki daha telefonun başında haberi “destan” yapmış oluyor.
İşin komik tarafı da şu:
Haberi anlatan kişi telefonu kapatırken hâlâ aynı cümleyi söyler:— “Abi manşet olur değil mi?”Ben de kendi kendime gülümserim.
Çünkü bazen memlekette en büyük haber…Haber diye anlatılan şeyin haber olmamasıdır.
Kalın sağlıcakla tabiki Koz'da
