menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kiliselerdeki günah çıkarma kabini: Konfesyonal

37 0
28.12.2025

SEDAT BOZKURT

İnsanlık tarihi aynı zamanda da dinler, tanrılar tarihidir.

İnsan, kolektif yaşamaya başlayıp, elini araçsallaştırdıktan hemen sonra kafasındaki soru işaretlerinin yanıtlarını aramanın peşine düşmüş. Ve orada kafasındaki sorulara kendince yanıtlarlar bulmuş. İlk önce muhtelif ihtiyaçlarını gideren her şeyi tanrılaştırmış. Bazı sorularının yanıtlarını doğanın kendisine vermesiyle de tanrıyı soyut hale getirmiş. Ama soyut da olsa tanrıya hep doğaüstü güçler vermeyi de ihmal etmemiş. O, kavrayamadıkları dünyada tanrı hep bir ihtiyaç olarak insanın karşısına çıkmış.

Dinler ise toplumsal hayatı ve insanın kendi hayatını düzenleyecek kurumlar olarak ortaya çıktı ya da “tebliğ” edildi. (Bu sizin nasıl baktığınıza ve inancınıza bağlı) Devletin kurumsallaşmasında da dinin etkisini göz ardı etmemek lazım.

Konuya girişim sizi yanıltmasın bu dini değil, politik bir yazı olacak. Başlığımdaki dini kavram nedeniyle bu giriş gerekliydi. Konfesyonal, kiliselerin içinde bulunan günah çıkarma kabininin adıdır. Papaz, kabinin yanındaki bölmede durur. Günah çıkarmak isteyen de diğer kabine geçer ve işlediği günahı anlatarak, günahlardan arındığı hissi ile huzurlu bir biçimde kiliseden ayrılır. Orada dillendirilen günah da papaz ile günah çıkaran arasında kalır. Meselenin aslında bu kadar kolay olmaması lazım. Buna, burada papaz karar verecekse cennetin, cehennemin hatta oradaki sorgulamaların bile bir anlamı kalmaz.

Bizde de Menzil cemaati benzer “ayinler” düzenliyor. Şeyhlerine bağladıkları ipleri tutan müritler günahlarından hemen oracıkta arınıyorlar. Bu ayinin getirisi de hayli iyi. O şeyhlerin altındaki araçların tanesinin 30-40 milyon lira olduğu söyleniyor. Baba şeyh öldükten sonra milyar dolarlarla ifade edilen miras paylaşımı da kardeşler arasında kavgaya dönüşmüş vaziyette. Tabii o kadar günah çıkarmanın bu dünyaya ait maddiyatla ölçülen “sevaplarının” da olması kaçınılmaz.

Türkiye siyasetinde uzun zamandır hemen hemen her yerde ve her parti içinde muhtelif “konfesyonal”ler kuruluyor. Siyasi partilerin bünyeleri o ekranlarda size anlatıldığı gibi monoblok değil. Partilerine ya da liderlerine, hatta arkadaşlarına ve politik olarak yaptıklarına yönelik ekranlarda şahane değerlendirmelerde bulunanlar sizi yanıltmasın. Onları, siz bir de o “konfesyonalde" yani çevrenizde sizden başka........

© Kısa Dalga