menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okul güvenliği ve öğretmene yönelik şiddet

22 0
08.03.2026

2 Mart günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi 17 yaşındaki E.S.B.'nin bıçaklı saldırısı sonucu iki kadın öğretmen ve bir öğrenci yaralandı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi ile hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınan yaralılardan durumu ağır olan biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, hastanede yapılan müdahaleye rağmen yaşamını kaybetti.

Türkiye genelinde eğitim emekçilerinin ve kamuoyunun büyük tepkisine neden olan bu bıçaklı saldırı, okullardaki şiddetin boyutunu ve güvenlik önlemlerinin yetersizliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

3 Mart'ta eğitim sendikalarına üye öğretmenler, Fatma Nur Öğretmen'in öldürülmesini ve okullarda öğretmenlere yönelik şiddeti protesto etmek için bir günlük iş bıraktılar. Ardından birçok kentte İl Millî Eğitim Müdürlükleri önünde ve alanlarda toplanıp "Susma Haykır Şiddete Hayır" sloganı atıp, Millî Eğitim Bakanı'nı istifaya çağırdılar.

Ankara'da da tüm eğitim sendikaları sokağa çıkarak “Okullarda Şiddete Karşı Artık Yeter" pankartıyla yürüyerek Millî Eğitim Bakanlığı önüne geldiler. Buradaki polis barikatlarının kaldırılmasının ardından eğitimciler bir basın açıklaması yaptılar.

Basın açıklamasında Öğretmen Fatma Nur Çelik'in ailesi ve öğrencilerine başsağlığı dileyen Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak şunları söyledi: "Bu saldırı asla münferit bir saldırı değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak kalıcı ve önleyici politikaları hayata geçirmeyen Millî Eğitim Bakanlığı, bu olayın birinci dereceden sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bu okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebiliyorsa, bu durum güvenlik mekanizmalarının yetersiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır."

Genel Başkan Irmak, Millî Eğitim Bakanlığı'na çağrıda bulunarak okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel, katılımcı bir politikanın derhal hayata geçirilmesini, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesini, her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmesini istedi.

Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay ise açıklama yapılan yerdeki polis barikatlarına tepki göstererek şu açıklamada bulundu: "Bu barikatları buraya kuracağınıza, güvensiz hale gelen okullara sahip çıksanız, hastanelere sahip çıksanız, Sayın Bakan. Senin sorumluluğunda olan bir okulda öğrencilerinin gözü önünde bir öğretmen öldürüldü. Senin kapının önüne eğitim emekçileri yaklaştırılmazken, gerekli güvenlik tedbirlerine neden aynı hassasiyet gösterilmiyor?" diye sordu. Konuşmasının sonunda Genel Başkan Özbay, "Çocuklar ölüyor, öğretmenler ölüyor. Eğer okulun kapısına güvenlik koymuyorsan, sosyal hizmet desteği sağlamıyorsan, öğretmenlerin tuttuğu raporların gereğini yapmıyorsan, bu ölümün sorumlusu sizsiniz" dedi.

Diğer yandan, eğitim emekçilerinin Türkiye genelinde iş bıraktığı gün olan 3 Mart'ta Fatma Nur Çelik Öğretmen için görev yaptığı okulun bahçesinde cenaze töreni düzenlendi. Yoğun katılımın olduğu cenaze töreninde konuşan Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, "Öğretmen Meslek Kanunu'nda öğretmenlerimize yönelik tehdit, hakaret ve her türlü cana kastedecek şeylere yönelik suçların cezasının artırılmasına dair kararımız TBMM'de kabul edildi. Aynı şekilde okullarımızdaki disiplin cezaları ağırlaştırıldı. Toplumdaki bu hadiselere bizim daha da dikkat etmemiz gerekiyor" dedi. Yılmaz'ın bu sözlerinin ardından bahçedeki kitlenin çoğunluğu tarafından alkışlarla protesto edildi. Konuşmasının bitiminde bir grup tarafından "Güvenlik yok" sloganı atıldı.

Bugün Türkiye'de öğretmenlere yönelik şiddet bireysel, kurumsal ve toplumsal düzeyde yaygınlaşan bir sorun hâline gelmiştir. Toplumda giderek derinleşen yoksulluk, geleceğe dair kaygılar, ailelerde ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunları da artırmaktadır. Aile içi tartışmalar ve dış çevrenin olumsuz etkileri, kimlik kazanmaya çalışan ergen bireylerde şiddet eğilimini de artırabilmektedir. Öğretmene yönelik saldırıların önemli bir kısmının öğrenciler, veliler veya onların yakın çevresindeki kişiler tarafından gerçekleştiği bilinmektedir.

7 Mayıs 2024'te İstanbul'un Eyüp Sultan ilçesindeki özel bir lisenin 74 yaşındaki müdürü İbrahim Oktugan'ın 17 yaşındaki bir öğrencisi tarafından makamında tabancayla vurularak öldürülmesinin ardından kaleme aldığım "Öğretmenlere yönelik şiddete hayır!" başlıklı yazımda o yıl saldırıya uğrayan bazı öğretmenleri tarih ve yer belirterek saymış ve bunun ne ilk ne de son olacağının altını çizmiştim. Okul müdürüne yapılan ve ölümle sonuçlanan saldırının ardından Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Eğitime yönelen şiddeti engellemek üzere toplumun tamamen bir seferberlik hâliyle mücadele etmesi" gerektiğinden bahsetmişti. 10 Ekim 2024 günü TBMM'de kabul edilen Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nda öğretmenlere yönelik tehdit ve şiddetle ilgili cezaların artırılması düzenlemesi de uygulamada yetersiz kalmıştır.

Millî Eğitim Bakanlığı'nın öğretmenlerin okullarda saldırıya uğrayıp öldürülmesinden sonra açıklama yapması ve idari soruşturma açıp konuya ilişkin müfettiş göndermesi yeterli değildir. En kısa sürede okullarda kalıcı güvenlik önlemlerinin alınması şarttır. Bir öğretmene yönelik saldırı yalnızca bireysel bir suç değil, aynı zamanda kamu hizmetine yönelik bir saldırı olarak değerlendirilmelidir.

Öğretmene yönelik silahlı saldırılar ve nedenleri

Son bir yıl içinde öğretmenlere yönelik silahlı saldırılardan bazıları;

Konya'nın Ereğli ilçesinde Kutören İlkokulu öğretmeni Cihan Güçlü, engelli bir öğrencisinin ağabeyi Kerem Kınık’ın gerçekleştirdiği silahlı saldırıda ağır yaralandı. (21 Şubat 2025)• Konya'da Fetihkent İmam Hatip Ortaokulu Rehberlik öğretmeni Muhammed Öz, Berkehan Oluk adlı kişi tarafından okulda tüfekle vurularak öldürüldü. (12 Haziran 2025)

Konya'nın Ereğli ilçesinde Kutören İlkokulu öğretmeni Cihan Güçlü, engelli bir öğrencisinin ağabeyi Kerem Kınık’ın gerçekleştirdiği silahlı........

© Kısa Dalga