Talep etmek başka, yapmak başka; Peki bu başarı kimin?
Siyasette ilginç bir alışkanlığımız var.
Bir sorun yıllarca konuşulur. Muhalefet eleştirir, sendikalar talep eder, çalışanlar sesini yükseltir. Sonra hükümet, dosyayı açar, teknik çalışmayı yaptırır, mali karşılığını hesaplar, düzenlemeyi hazırlar ve yasalaştırmak üzere siyasi irade ortaya koyar.
Tam o anda birileri çıkar:
“Biz söyledik, bizim sayemizde oldu.”
Devrim Barçın’ın Güvenlik Kuvvetleri personelinin özlük hakları konusunda yaptığı son açıklamayı okuyunca insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Talep etmekle yapmak ne zamandan beri aynı şey oldu?
Barçın, yıllardır bu sorunları Meclis kürsüsünde ve komitelerde gündeme getirdiklerini söylüyor.
Muhalefetin görevi de zaten budur.
Sorunu görecek, gündeme taşıyacak, hükümeti eleştirecek, çalışanların taleplerini Meclis’e taşıyacak ve çözüm için baskı yapacaktır.
Bunda tartışılacak hiçbir şey yok.
Ancak tartışılması gereken başka bir şey var:
Bir sorunu dile getirmek, o sorunun çözümünü siyasi olarak sahiplenme hakkını verir mi?
Çünkü bugün hükümetin ortaya koyduğu irade, “bakacağız, değerlendireceğiz” cümlesinden ibaret değil.
Başbakan Ünal Üstel; Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı personelinin yıllardır beklediği özlük hakları konusunda kadroların güncellenmesinden askeri memurların baremlerinin kamudaki emsalleriyle uyumlaştırılmasına, statü değiştiren personelin geçmiş hizmetlerinin korunmasına kadar uzanan üç ayrı yasal düzenlemeyi açıkladı.
Yani........
