Denktaş’ın şakası, müzakere teknikleri ve insani ilişkiler…
Dün işe gidemedim. Son iki gündür musallat olan burun akıntısı, öksürük ve halsizlik giderek artınca, Canan “lütfen gelme, beni da hasta etme” dedi. Malum, Cuma günleri ‘Haftanın Enleri’ günümüz. 60 dakika aynı havayı solumak onu da hasta edebilirdi.
Haliyle pas geçtik, evde oturduk.
Evde oturunca da kitap karıştırmaya başladım. Son dönemlerde kitaptan kitaba atlama, daldan dala konma gibi bir huy geliştirdim. Sanırım çağımız hastalıklarından birisi olan ‘konsantre olamama’ durumu bende fazlasıyla var.
Önce Stefan Zweig’in bitirmeye çalıştığım ‘Dünün Dünyası’ kitabına baktım ve hemen sıkılıp, bizim Abdullah Korkmazhan’ın yazdığı 'Vretçalı Hoca' kitabına geçtim. Kitabı okumuşum. Neden derseniz, en son sayfalarını bile karaladığıma göre, öyle olsa gerek. Bildiğiniz gibi ‘unutmak’ da çağımızın yeni hastalıklarından.
Yine de çoğunluğu Özker Hoca’nın notlarından derleme olan ve Abdullah'ın büyük bir emek ve titizlikle yazdığı kitaba göz atarken, daha önce altını çizdiğim bir bölüm çok dikkatimi çekti.
Hatta bu makalenin saniyeler içinde kafamda oluşmasına ve benim kalkıp bilgisayar başına oturmama sebep oldu. İlhan perisi dedikleri şey tam da bu aslında.
Kitabın 79.sayfasında geçen hikaye, CTP’nin ilk kez iktidara geldiği ve güvenoyu aldığı 12 Ocak-14 Ocak 1994 günlerini Özker Hoca’nın günlüğünden anlatıyor.
Notlarda hükümetin güvenoyu almasının ardından Ankara’dan adaya gelen ve hükümete Kıbrıs sorunu konusunda mesajlar getiren dönemin TC Dışişleri Bakan Yardımcısı Müsteşarı Turgay Uluçevik’ten bahsediliyor.
Buna göre Uluçevik, hükümet yetkilileriyle birlikte yaptığı toplantıda, Ankara’nın o zamanki Kıbrıs görüşmelerinin odak noktası olan Gali Fikirler Demeti ve Güven Yaratıcı Önlemler konusunda oldukça olumlu olduğu ancak dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın tavrından şikayetçi olduğunu anlatmış.
Özker Hoca’nın notlarına göre, Denktaş, dönemin BM Özel Temsilcisi Gustav Feissel ile yaptığı toplantıda çok sert ve uzlaşmaz bir tutum sergilediği, bunun da BM’yi çok rahatsız ettiği yazılmış.
Ama esas bomba şu: Uluçevik’in dediğine göre dönemin BM Genel Sekreteri Butros Gali, birkaç ay önce New York’ta yapılan görüşmede Denktaş’ın kendisine şaka yolluyla “Enver Sedat’ın ölümünden sen sorumlusun” demesine çok bozulmuş ve bunu aşamıyormuş!
Burada duralım. Çünkü makaleyi yazmamanın temel noktası başlıktan da anlaşılacağı üzere tam olarak burası.
Önce size olayın tarihsel sürecinden bahsedeyim.
Enver Sedat, efsanevi Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Nasır’ın ölümünden sonra........
