menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu iş sanılandan daha ciddi!

14 0
23.06.2026

Politis Gazetesi Direktörü Dionysis Dionysiou’nun Pazar günü yayımlanan ve BM’nin Kıbrıs için yeni bir plan sunmaya hazırlandığımı iddia ettiği haberi, adanın her iki yanında da büyük yankı buldu.

Dionysiou’ya göre üzerinde çalışıldığı iddia edilen model, Maraş, Güzelyurt ve Mesarya’da toprak düzenlemeleri karşılığında, Kıbrıslı Türklere doğrudan ticaret, doğrudan temas ve doğrudan uçuş (3-D) gibi açılımlar öngörürken, gevşek bir federal yapı kurulmasını amaçlıyor.

Dionysiou bu yapıyı “federasyon ile konfederasyon arasında bir şey” olarak nitelerken, bunun da her iki tarafın isteklerini gözeten bir formül olduğunu yazıyor.

Gevşek federasyonlarda, federal yetkilerin çoğu güçlü kurucu devletlere dağıtılmıştır ve bu yapı kurucu devletlerin daha bağımsız gibi davranmasını sağlar. Buradaki yetkiler, ortak anayasa ile güvence altına alınmıştır ve merkezi hükümet bir çeşit koordinasyon organı gibi davranır.

Bu durum, haberde iddia edildiği gibi kulağa “bir çeşit konfederasyon” gibi gelebilir.

Ancak arada hayati bir farklılık vardır: Konfederasyonlarda ayrılma hakkı varken, federasyonlarda ayrılma hakkı yoktur!

Ayrıca konfederasyonlar, iki tanınmış entite arasında kurulabilen bir düzenektir. Bu denklemdeki tarafların sadece bir tanesi tanınmıştır.

Bana göre işin püf noktası budur: yani ayrılma hakkının olup, olmaması!   

Benim yıllardır savunduğum desentralize federasyon modele çok benzeyen gevşek federasyon, ayrılma hakkını içermeyen bir modeldir.

İkisi arasındaki temel nüans ise şudur: Destentralize model, yetkilerini dağıtarak, işlevsellik yaratmaya çalışır. Anayasa genellikle merkezi otoriteyi önceleyen bir çerçeve sunar, yetki devri merkezden yapılır.

Gevşek federal modeldeyse, kurucu devletlerin egemenliğini Anayasada daha güçlü şekilde tanımlar, merkez daha çok koordinasyon organı gibi çalışır.

2018 sonbaharında eski Rum lider Nikos Anastasiadis tarafından ortaya atılan bu iki model, aslına bakarsanız, o tarihten çok daha eskilere dayanır.

Mesela, 1978 ABC (Anglo-Amerikan-Kanada) planına bakacak olursanız, yine iki parlamentolu ‘gevşek federasyon’ önerisini görürsünüz. Annan Planı da gevşek federasyona yakın bir yapıydı. 

Rauf Denktaş’ın yıllarca diline pelesenk ettiği model zaten “güçlü kurucu devletleri” öngörmekteydi.

Dolayısıyla Denktaş, ‘kırmızı çizgisi’ olan Türk askeri ve garantiler konusunda girilmediği sürece, Rumlarla müzakere etmekten çekinmedi. Ama işin içine garantiler girdiği anda Denktaş’ın “no’su” her zaman sabitti.

Yine aynı Denktaş, “yüzde 29 toprak tavizi” konusunu kabul etmekten de çekinmemişti.

İşte Guterres’in ortaya koymaya hazırlandığı yeni formülün de toprak iadesi konusunda bir takım tavizleri öngördüğünü bu makalede okuyoruz.

Maraş, Güzelyurt ve Mesarya’yı içine alan yeni teklif, aslına bakarsanız 2017 Ocak ayında dönemin liderleri Akıncı-Anastasiadis arasında teati edilen meşhur haritaların da özüdür. 

Türk tarafının 2017’de Cenevre’de,........

© Kıbrıs Postası