Kökten kopan barışın kırılgan ufukları
Kökün İçindeki Sessizlik
İçinde denge kuramayan toplumlar, barışı dışarıda aramaz; sadece onun adını değiştirir.
Bazen bir toplumun en derin hakikati, en çok konuşulan sözlerinde değil, kökün içinde biriken ve giderek ağırlaşan sessizliğinde saklıdır; çünkü bazıları için barış hâlâ bir eksikliğin adıdır, gürültü yoksa barış vardır, çatışma görünmüyorsa her şey yolundadır gibi kolay ve rahatlatıcı kabullerle açıklanır.
Oysa bu kabullerin tam da kendisi, barışın en derin yanılgılarından biridir. Çünkü bazen en büyük gerilimler, en sessiz zamanların içinde büyür; söylenmeyenler, duyulmayanlar ve ertelenenler, görünenden çok daha ağır bir yük taşır.
Bu nedenle barışı yalnızca yokluklarla tarif etmek, onu anlamaktan çok uzaklaştırır. Barış bir boşluk değil, bir doluluk hâlidir; bir eksilme değil, bir inşa sürecidir. Ve her inşa gibi, kendisini ayakta tutacak bir temele, yani köklere ihtiyaç duyar.
Toplumsal Barışın Sessiz Zemini
Toplumun kendi içinde yankı bulmayan her söz, dışarıda kurulan barışın zeminini zayıflatır.
Tam da burada, mesele bizi kaçınılmaz olarak toplumsal barışın zeminine getirir. Çünkü bir toplumun kendi içinde kuramadığı denge, ne kadar iyi niyetli olursa olsun, başka hiçbir düzlemde kalıcı bir biçimde kurulamaz. Seslerin birbirine değmeden dağıldığı, sözlerin yankı bulmadığı ve kararların hayatın doğal akışının önüne geçtiği bir yerde barıştan söz etmek, gerçekte yalnızca bir kelimeyi tekrar etmektir. Oysa toplumsal barış, birlikte yaşamanın katlanılan değil, anlam kazanan bir hâle dönüşmesidir; bu yönüyle de kendiliğinden ortaya çıkmaz, aksine bilinçli bir çaba, ortak bir irade ve belirli bir ahlaki duruş........
