menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘’YAPAY ZEKÂ’’ ÇAĞINDA ASIL MESELE: İNSAN

21 0
24.08.2026

ŞU EĞİTİM DEDİKLERİ… YA ŞİMDİ?

Birçok yazımda kullandığım gibi:

Kalkınmanın temeli insandır.

Bir toplumun sahip olduğu en değerli kaynak; yer altındaki zenginlikleri, sermayesi ya da teknolojisi değil, düşünebilen, sorgulayabilen, üretebilen ve bütün bunları toplumsal yarara dönüştürebilen insanıdır.

Bu nedenle eğitimde, yani insan yetiştirmede geri kalan bir toplumun yalnızca eğitimde geri kalmadığını; ekonomiden demokrasiye, bilimden kültüre, üretimden toplumsal yaşama kadar hemen her alanda bunun bedelini ödediğini yıllardır söylüyorum.

Yine birçok defa dile getirdiğim gibi, “Bir doğru var, gerisi yanlıştır” ya da “Aklın yolu birdir” anlayışlarının egemen olduğu bir eğitim sistemi, farklılıkları geliştirmek yerine benzeştirir; sorgulamayı değil kabullenmeyi, düşünmeyi değil tekrarlamayı öğretir.

Oysa aklın yolu her zaman bir değildir.

Aynı probleme farklı yollardan ulaşılabilir; aynı gerçekliğe farklı pencerelerden bakılabilir. Eğitimin görevi de belirli bir kafa yapısında insan yetiştirmek değil; insanın kendi yeteneklerini keşfetmesini, düşünmesini, sorgulamasını ve yeni olanı üretebilmesini sağlamaktır.

ARTIK AYNI EĞİTİMİ KONUŞMUYORUZ

Bugün bütün bunları yeniden ve çok daha güçlü biçimde tartışmak zorundayız.

Çünkü karşımızda artık “yapay zekâ” dediğimiz son derece güçlü sistemler var.

Ancak burada belki önce kavramın kendisini sorgulamamız gerekiyor:

“Yapay zekâ” dediğimiz şey gerçekten zekâ mıdır?

PENROSE: HESAPLAMA, ANLAMA VE BİLİNÇ

Nobel ödüllü matematikçi ve fizikçi Sir Roger Penrose, bu sorunun düşünsel temellerini daha 1989 yılında yayımladığı The Emperor’s New Mind ile tartışmaya açmıştı.

Penrose, insan zihninin ve özellikle bilinçli anlamanın salt algoritmik ve hesaplamalı süreçlere indirgenemeyeceğini savundu.

1994 tarihli Shadows of the Mind ile de bu görüşünü daha ileri taşıdı.

Aradan geçen on yıllar ve bugün ulaştığımız yapay zekâ teknolojileri Penrose’un bu temel sorusunu ortadan kaldırmadı. Tam tersine, onu çok daha güncel hale getirdi.

Penrose yakın dönemdeki yapay zekâ tartışmalarında da aynı noktaya dikkat çekiyor.

Hatta “artificial intelligence” adlandırmasını problemli buluyor; bugünkü sistemlerin olağanüstü hesaplama ve örüntü işleme yeteneklerinin bilinçli anlama ile aynı şey olmadığını vurguluyor.

Bu nedenle onların yaptığını, esprili fakat düşündürücü biçimde, “artificial cleverness” olarak adlandırmanın daha uygun olabileceğini........

© Kıbrıs Postası