KKTC alarm veriyor: İklim krizi kapımızda, hazır mıyız?
MERT MAPOLAR’IN KÖŞE YAZISINI SESLİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Avrupa'yı etkisi altına alan aşırı sıcak hava dalgaları, artık yalnızca bir meteoroloji haberi değil; halk sağlığından yerel yönetimlere, ekonomiden toplumsal dayanıklılığa kadar uzanan, çok boyutlu bir iklim uyarısıdır. Peki KKTC bu yeni döneme gerçekten hazır mı?
"Tabiat, bazen sessizce uyarır, bazen ise yüksek sesle alarm verir. Asıl soru: bu alarmı duyup duymadığımızdır."
Avrupa'nın birçok ülkesinde günlerdir etkisini artıran aşırı sıcak hava dalgaları, artık yalnızca meteorolojik bir olay olarak değerlendirilmiyor. Bilim dünyası bu gelişmeleri iklim değişikliğinin günlük yaşam üzerindeki en somut ve en görünür sonuçlarından biri olarak görüyor. Son yıllarda giderek sıklaşan uzun süreli sıcak hava dalgaları, sağlık sistemlerinden enerji altyapısına, tarımdan su kaynaklarına, turizmden ekonomiye kadar hayatın hemen her alanını etkiliyor. Bugün artık tartışılması gereken konu yalnızca termometrelerin gösterdiği değerler değil; insanın, toplumun ve devletlerin bu yeni iklim düzenine ne kadar hazır olduğudur.
Akdeniz havzasının önemli bir parçası olan Kıbrıs Adası da bu değişimin merkezinde bulunuyor. Yaz mevsimlerinin daha uzun sürmesi, gecelerin bile serinlememesi, nem oranındaki artış ve sıcaklıkların yaşam kalitesini zorlayacak düzeylere ulaşması, bunun sıradan bir yaz mevsimi sorunu olmadığını bize gösteriyor. Bu gelişmeler artık halk sağlığını, sosyal yaşamı ve kamu yönetimini doğrudan ilgilendiren, stratejik bir güvenlik meselesidir de aynı zamanda.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesi, sıcak hava dalgalarını doğal afet kapsamına alırken, erken uyarı sistemleri kuruyor, belediyeler serinleme merkezleri açıyor, yalnız yaşayan yaşlıları düzenli ziyaret ediyor, evde bakım hizmetlerini artırıyor ve sağlık ekiplerini önceden hazırlıyor. Çünkü artık biliyoruz ki sıcak hava dalgaları, yalnızca güneş altında çalışanları değil, evlerinden çıkamayan yaşlıları, kronik hastaları, engellileri, çocukları ve ekonomik imkânları sınırlı aileleri de ciddi biçimde etkiliyor.
KKTC açısından bakıldığında ise, sıcak hava dalgalarının yalnızca çevresel değil, sosyal ve yönetsel boyutlarının da yeterince gündeme gelmediği görülmektedir. İklim değişikliğinin etkileri konuşulurken, çoğu zaman yalnızca hava sıcaklıkları ele alınıyor. Oysa asıl mesele, sıcaklığın insan psikolojisi, sağlık sistemi, belediye hizmetleri, enerji yönetimi, su politikaları ve sosyal dayanışma üzerindeki etkileridir de aynı zamanda.
Bu tablo, yalnızca iktidar sorumluluğu üzerinden okunabilecek dar bir çerçeveye sıkıştırılamaz. İklim krizi gibi hayati bir konuda, muhalefet partilerinin de yeterli düzeyde bütüncül, sürdürülebilir ve baskılayıcı bir politika dili geliştiremediği görülmektedir. Eleştirinin yalnızca anlık siyasi tepkiler üzerinden........
