menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Federalizmden sonra: Kıbrıslılık kimliğinin ötesinde bir sol mümkün mü? (5)

3 0
previous day

Kıbrıslılık Milliyetçiliğine Örnek Olarak bir Anektod

Bu Kıbrıslı milliyetçilerinin, özellikle kibirli versiyonlarının gündelik hayattaki kafa yapılarını anlamanız için size bir anekdot anlatmak istiyorum.

Yıl 2002. Babamların o zaman dostu olan Mehmet Yaşın ve eşi antropolog Yael Kıbrıs’a gelmişlerdi.

Mehmet Yaşın bana sordu: “Sen Kıbrıs Sorunu’nu nasıl görüyorsun?” diye. Ben de “Rum tarafındaki milliyetçi yapı devam ettiği sürece çözüm olmayacak, çözüm olmadığı sürece de Kuzey’deki bu yapı devam edecektir” dedim. Mehmet Yaşın, karşısında sanki gülyabani görmüş gibi irkildi. Dünyanın en utanç verici lafını söylemişim gibi bana hayal kırıklığıyla dolu, küçümseyici ve iğrenç bir bakış attı! “Bu söylediklerini Denktaş da söylüyor, Denktaş ile aynı şeyi söylüyorsun” dedi.

Ben kendi dünyamda kendisine çok bariz ve de rasyonel bir şey söylediğimi sanıyordum ancak o bu söylediklerimi işitmiyordu. Bana attığı o aşağılayıcı ve küstah bakışta “Sen ne biçim Bekir Azgın’ın oğlusun?” gibi bir bakış da vardı. Ben Mehmet Yaşın’a karşı hiçbir zaman “Sen nasıl Türk milliyetçisi bir babanın oğlusun?” gibi bir düşüncem olmadı. Sonunda bu hâl ve tavırlarına karşı dayanamayıp “Kulakların işitiyor mu beni?” diye kendisine sert bir şekilde sordum. Hem bana benim fikrimi soruyor hem de karşı tarafı dinleme nezaketinde bulunmuyordu.

Kıbrıs’ta zaten karşı tarafı dinlemeyi bilen çok fazla insan bulamazsınız. Bana tartışmanın sonunda haykırdı: “Peki ama bir umut ver, çözüm olacak diye bir şey söyle!” Ben de ona umut veremeyeceğimi, Rum tarafından öyle bir sinyal almadığımı söyledim. Ben Mehmet Yaşın gibi birçok insanın iki toplumun barış içerisinde yaşaması noktasındaki samimiyetlerinden ve bu uğurda her şeylerini ortaya koyacaklarından da şüphe duymadım.

Mehmet Yaşın hiyerarşiye çok derecede önem veren ataerkil bir insandı. Eğer birisinin toplumsal rütbesi ve saygınlığı kendisinden yüksekse ona çok sağlam hürmet edip saygılı davranırdı. Eğer birisinin toplumsal rütbesi ve saygınlığı kendisinden düşükse (ben o zaman 22 yaşımdaydım diye ataerkil kodlarına göre benim rütbem daha düşüktü) çok üstenci ve küstahça davranabilirdi. Bu da Kıbrıs’ta çok bilindik bir kişilik yapısıdır. Buna ilaveten, Mehmet Yaşın’ın duygusal ve empatik yanları olduğunu da söylemeliyim. Kendisini en son gördüğümde de çok iyi bir baba olmuştu.

Kıbrıslılık Milliyetçiliğinin İkilik ve Körlük Üzerine Kurulu Dünyası

Burada anlatmaya çalıştığım konu şudur! Koyu Kıbrıslı milliyetçilerinin dünyasının, aynı koyu Türk milliyetçileri gibi, kör ve ikilik üzerine kurulu olduğudur. Benim 2002 yılında Denktaş ile hiçbir alakam yoktu. Ben CTP Gençlik Örgütü’nde Sn. Talat ve Sn. Ferdi Sabit Soyer ile birlikte çalıştım. İkisi de çok zor zamanlarda bu toplumun dengelerini gözeterek siyaset yaptılar.

2002 yılından bugüne iki kez Rum tarafının reddetmesiyle çözüm olmadı. Bunların hepsi Rum siyasi liderliği bizi hâlâ daha eşit görmediği için oldu. Peki şimdi ne diyeceğiz?

İşin komik tarafı, Mehmet Yaşın ile o zamanki karısı Yael bu tartışmamızdan bir hafta sonra bizim kaldığımız eve geldiler. Niyetleri annemlerin ilişki ağlarını kullanıp kendilerine temizliğe gelecek bir kadın bulmaktı. Ben de ailemle salonda oturup televizyon izliyordum. Kapı çalındı, ben de kapıyı açıp onları içeri aldım. Yael salona oturur oturmaz direkt babama “Bekir Bey, hiç beklemediğiniz insanlar militarist çıkıyor” diyerek bana çemkirdi! Yael’in de insan olarak çok iyi özellikleri vardı ancak kocası Mehmet Yaşın’a kıyasla kalbi korku, hınç ve nefret dolu biriydi. Neyse, Yael bana çemkirirken ben de ona ve eşi Mehmet’e limonata ikramı yapıyordum.

Bir keresinde de bana şaşkın ve hayal kırıklığı içinde “Yani Bilge, bu iki toplumun birleşmesi için bir şeyler söylemen gerek” üzerinden yarı öfkeli nasihatlerde bulunmuştu. Bunu iyi niyetli bir biçimde söylemişti ancak sağ olsun, çarpık lenslere haiz olduğu Kıbrıslılık milliyetçiliğinin siyasi zorunluluklarını ve ahlaki gerekliliklerini bana tekrarlıyordu.

Barış Adına Dayatılan Kıbrıslı Kimlik Siyaseti

Burası önemli! Nasıl ki heteronormativity ve ethno-normativity gibi kavramlar var, Kıbrıslı milliyetçilerinde de farklı açıdan ancak benzer bir şekilde insanların üzerine “tüm Kıbrıslı olanlar birleşsin” veya “Kıbrıs Kıbrıslılarındır” normatif yapısı üzerinden ideolojik kimlik dayatma çabası vardır.........

© Kıbrıs Postası