menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ebeveynlik, “Beklemek” kökünden geliyor olabilir mi?

13 0
21.09.2026

   Bazen düşünüyorum da ebeveynlik kelimesinin kökeninde “beklemek” olabilir mi? Çünkü çocuk büyütmenin önemli bir bölümü gerçekten beklemekle geçiyor. Okulun önünde bekle.

Özel dersten çıkmasını bekle. Basketbol antrenmanının bitmesini bekle. Müzik dersinden çıkmasını bekle.

Trafikte bekle. Arabada bekle. Sonra eve git. Ertesi gün yeniden getir, götür, getir, götür… Çocuklarımız büyürken biz de direksiyon başında yaşlanıyor olabiliriz. Üstelik mesele yalnızca onları bir yerden bir yere götürmek de değil. Saat kaçta çıkacak? Ders kaçta başlayacak? Çantası yanında mı? Antrenman kıyafetleri hazır mı? Okuldan çıkıp derse gidecekse arada ne yiyecek? Önceden bir şey hazırlanacak mı, yoksa yolda mı alınacak? Kim bırakacak, kim alacak?    Dışarıdan bakıldığında yalnızca “çocuğu kursa götürmek” olarak görünen şeyin arkasında küçük çaplı bir lojistik şirketi çalışıyor aslında.    Ve çoğu zaman o şirketin tek çalışanı bir ebeveyn oluyor. Ve onun yapacağı başka şeyler de var. Örneğin çocuğu gitmeye ikna etmek gibi… Çünkü çoğu zaman çocuk da o derse ya da kursa bizim kadar hevesli değil. Okuldan yorgun çıkmış, eve gitmek istiyor. “Bugün gitmesem?” “Çok yorgunum.” “Canım istemiyor.” Bir taraftan çocuğun yorgunluğunu anlamaya, diğer taraftan başladığı bir şeyin sorumluluğunu öğretmeye çalışıyorsunuz. Bazen çocuğu derse götürmekten daha yorucu olan, onu derse gitmeye ikna etmek oluyor.    Görünmeyen ikinci vardiya    Psikoloji ve sosyoloji literatüründe son yıllarda üzerinde daha fazla durulan bir kavram var: mental load, yani zihinsel yük.    Bir işi yapmak kadar, o işin yapılması gerektiğini sürekli akılda tutmak da emek. Çocuğu özel derse götürmek görünür iştir. Ama dersin gününü hatırlamak, öğretmenle saati ayarlamak, diğer programlarla çakışıp çakışmadığını........

© Kıbrıs Gazetesi