6.günde tansiyon yükselirken, İran’da kayıp sayısı da artıyor
Bugün savaşın 6. günü… Hangi savaşın demeye gerek yok! Dünyada savaşlardan en fazla nasibini alan hiç kuşkusuz Orta Doğu. Kaderi midir nedir bu coğrafyada çatışma ve savaş hiç durmuyor. Barış’a o kadar özlem duyan bir başka ülke olamaz. Örneğin Gazze’de 72.000 kişinin şehit edilmesi insanlık tarihine kara bir utanç sayfası olarak geçti.
ABD ve İsrail’in, İran’a başlattığı saldırıların 5.gününde İsrail, Lübnan’a da saldırdı. Hizbullah’ın altyapısını bitireceğini açıklarken, esas amacın Lübnan topraklarında kendine alan açmak olduğu belirtiliyor.İsrail, bir yandan ABD ile birlikte İran’ı vururken, bir yandan da Lübnan’a saldırıyor. Lübnan, Orta Doğu’daki hesaplaşmalarda az çekmedi.
Öyle anlaşılıyor ki, bir yanda ABD ile İsrail, öte yanda İran uzun sürecek bir savaş için kendilerini ayarlıyorlar. Başkan Donald Trump, savaşın 4 – 5 hafta süreceğini kaç kez açıklamış bulunuyor. Amaç İran’ı nükleerden, uranyum zenginleştirmesinden vazgeçirmek, ülkedeki rejimi yıkmak ve İran’ı ‘kökten budanmış’ bir ülkeye dönüştürmek! İşte o zaman İran, İsrail için tehlike arz etmeyeceği gibi, İsrail’in emrine amade bir ülke olacak. Bütün mesele bu!
Peki; İsrail nükleer silaha sahip de, İran niye olmasın? ABD bu duruma niye karşı çıkıyor? İsrail nükleer silaha sahip olacak, ama İran olmayacak. Bu durum biraz tuhaf değil mi? Nitekim Rusya’dan yapılan değerlendirmelerde İran’a yapılan saldırının, kendilerini savunma durumunda hisseden bölgedeki birçok ülkenin de iştahını kabarttığı ve nükleer silah sahibi olma isteklerini tetiklediği belirtiliyor.
Bu arada Avrupa’ya bakacak olursak, her zamanki gibi bekleme modundalar. En nihayet 4 – 5. gün bu moddan çıkarak seslerini duyurmaya başladılar. Ancak Avrupa içinde en cesur ülke İspanya çıktı. Başbakan Pedro Sanchez, ülkedeki Amerikan üslerinin kullanılmasına izin vermeyeceklerini söyledi ve ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın derhal durdurulması gerektiğini kaydetti. Sanchez, “Milyonlarca insanın kaderi Rus ruleti ile belirlenemez” dedi.
İspanya Başbakanı’nın bu sözleri ABD Başkanı Donald Trump’ı epeyce kızdırdı. İran’ın Körfez ülkelerine saldırması ise doğru muydu, değil miydi tartışmasına gelince, İran ilk günden uyarıda bulunmuş, yapılan saldırılara karşılık Körfez’deki Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerinin de hedef olduğunu duyurmuştu. Ancak bu hedefleri vurması ve enerjisini başka türlü harcasaydı daha iyi olmaz mıydı?
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Maalesef bu mübarek günlerde bölgemizin farklı noktalarındaki topraklar kan ve gözyaşı ile ıslanmaya devam ediyor. Coğrafyamızın dört bir ucunda bu hadiseler yaşanırken, Türkiye olarak barış, huzur ve istikrar odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi.
Savaş devam ederken petrol ve gaz fiyatları sert bir şekilde yükselişe geçti. Şimdi özellikle Avrupa ülkeleri bir biri ardına gelen olumsuzluklardan dolayı tedirginlik yaşamakta, savaşın durmasıyla hayatın yeniden normale dönmesini beklemektedirler. Ancak bu konuda İspanya gibi ses çıkartmaktan çekinen ülkelerin beklentilerinin karşılanması mümkün müdür?
Dünya örgütü BM dahi savaşı durdurma ve ateşkesi sağlama konusunda aciz kalırken, diğer ülkeler ne yapabilir? Sonuçta tansiyon daha da yükselirken İran’da can kayıpları sayısının artması da savaşın çirkin yüzünün göstergesi değil midir?
Oral Lefke’de, Duyar Mağusa’da defnedildi
Oral ailesinin değerli mensubu Türel Oral dün Lefke’de son yolculuğuna uğurlandı. Tüm dost akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyurulurken kardeşleri Türay Oral (merhum), Taylan Yücel, Papatya Oral, kardeşi çocukları Doruk Oral, Nihan Yücel ve tüm ailesi “Acımız sonsuzdur. Yokluğuna asla alışamayacağız. Yattığın yer nur, mekanın cennet olsun” dediler.
Bu arada aslen İskeleli olan 1934 doğumlu çınar isim Hüseyin Duyar dün Mağusa’da toprağa verildi. Tüm dost akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Sevgili eşi Şaziye hanım, evladı Filiz ve Fisun Duyar, torunları Uğur, Hüseyin ve Ahmet Er, Bülent Peksoylu, torun eşleri İlmiye, Hülya Uzun Er, Gül Uslu, Çağla Peksoylu, torun çocukları Şaziye Barut, Birkan Er, Daren Kuzey Barut, Celal Barut, Defne Peksoylu ve Demir Kaan Peksoylu, sonsuz acı içinde olduklarını ifade ederek nur içinde yatmasını, mekanının cennet olmasını dilediler.
