Ülkemiz Salih Coşar’ını kaybetti
Bir Kurucu Meclis Üyesi’ni ve bu tarihi üyeliğin yanı sıra, kamu kurumundaki ve siyaset kurumundaki hizmetleriyle devletimizi yaratan efsane kuşağın saygın bir mensubunu daha bugün devlet töreniyle sonsuzluğa uğurluyoruz… Pazar gününün sabahında, aramızdan ayrılması, kısacık ve içeriksiz bir dijitalle servis edildi Salih Coşar’ın… O andaki tedirginliğimi belirtmeliyim: Bilgi yetersizlikleri olsa da arşivlere girme disiplinini genç habercilerimize öğretebilmeliyiz… Ama bir de şu var: Özne ya da olgu hiç bilinmezse ne olacak? * Gerçekte önemle vurgulanması gereken şu ki, ülkemiz Salih Coşar’ını kaybetti… Bunun anlamı, onun fani hayatını kaybetmesinin de önündedir… O, önemli başlıkları olan bir yaşamın sahibi… Emin olunmasını isterim: Yaşamının her başlığı altında bir kitap yazılır… Onu tanımış ve yakından izlemiş olanlar da bunun bilincinde ve farkındadır… Ama vefasızlıktan mı, bilgisizlikten mi, boş vermişçilikten mi nedir, yaşama vedası, daha doğrusu ülkemizin onu kaybetmiş olması es geçercesine, içeriksiz, birkaç tümcelik bir “habercik” ile duyuruldu ilk aşamada… * “Devlet adamlığı” kimliğini şahsında yansıtmayı başarmış bir siyasetçi olarak sonsuzluğa uğurlansa da, bu konuda söylenecekler vardır hiç kuşkusuz… O, sadece siyasetçi değildi.. Baf’ın çok meşaggatli ama verimli otantik ortamından çıkan Salih Coşar’ın siyasal yaşamının da bir öncesi vardır çok parlak… Seçkin bir eğitimci ve müsteşarlığa dek yükselmiş bürokrat olarak… Onu siyasete taşıyan da, siyaset öncesi başarıları ve bu başarılardan olumlu etkilenen ve hatta yararlanan büyük halk kitleleridir… Gerek üst düzey bürokratlığı, gerekse ve bilhassa Milli Eğitim Bakanlığı ile Maliye bakanlığı dönemlerinde yasallaştırarak uygulamaya koyduğu kurumsallaşmalar halen ülkemizin ve halkımızın kaderinde olumlu etkilerini sürdürmektedir… Eğitimin de, bürokrasinin de siyaset kurumunun da rol model olarak özümsemesi gereken bir kimliktir Salih Coşar… * Uzman matematikçi kafasıyla hareket etmeyi hizmet yaşamının her döneminde şiar edindiğinden, yaptığı işlerde matematik bir doğruluk, düzgünlük ve isabet vardı bu zarif profilin… Cumhuriyet Meclisi’nde çalıştığım günlerden anımsarım… Genel Kurulda en hararetli tartışmaların bir yerinde Salih Coşar söz isteyerek kürsüye doğru ilerlerken rahmetli Naci Talat Usar’ın sesi yükselirdi: “Şu afili gelişe bakınız… Doğru olanı şimdi Salih Hoca’mdan duyacağız…” Nitekim Naci’nin dediği gibi denge adamı Salih Coşar, doğru olanları kendine özgü üslupla Meclise sunduğunda işler tatlıya bağlanır, tartışmalar da dururdu… Demagojiye, manipülasyona ve popülizme rağbet etmeyen matematikçi kafalı siyasetçiydi… * Naci’nin ona “hocam” demesi de boşuna değildi hani… Lisede sınıfımızın matematik hocasıydı Salih Coşar… Yetiştirdiği öğrencilerinin vefatından sonra hakkında yazdıklarını sosyal medyada okuyanlar, birkaç nesil üzerinde bıraktığı şükranı ve saygıyı hemen fark ederler… Onun ne tür öğrenciler yetiştirdiğini de fark ederler haliyle… Merhum Mustafa Çağatay’ın başbakanlık dönemi… Başbakanlık basın danışmanlığı günlerimde Salih Coşar Milli Eğitim ve Maliye Bakanlıklarında bulundu… Ankara temaslarına gideceğinde resmi basın görevlisi olarak beni, ekonomist olarak da Özmen Nasıfoğlu’nu heyetine mutlaka alırdı… Büyük bir onur ve şanstı benim ve biz heyet mensupları için… Bu temaslar sırasındaki gözlemlerim bilgisi, güvenirliliği ve etkinliğiyle devletler arası temaslarda ne denli ikna edici olduğuna dairdir… * Kendi anılarını kitaplaştırmayı hiç istemediği halde bazı anı yazı ve kitaplarımın hazırlanmasında beni hayli aydınlatan Salih Coşar’la ilgili gözlem ve düşüncelerim bir köşe yazısı ölçeğine sığdırılamaz… Merhum Aydın Samioğlu ile aynı apartmanda otururdu Köşklüçiftlik’te… Üçlü sohbetlerimiz de çok fazladır… Yeri geldikçe bu sohbet zenginliklerini aktarabilme umuduyla… Ruhu şad olsun… Ülkeye hizmette eşinden geri kalmayan Ayşe Coşar Hanımefendi’nin, aile bireylerinin ve tüm sevenlerinin başı sağ, metaneti bol olsun.
