Güncel çeşitleme
GARANTİ ANTLAŞMASI RADİKAL SATIRLARLA GÜNCELLENMELİ: Rum Meclis Başkanı Anitta Dimitriu’nun dengesiz ve saçma demeçleri sürüyor… Bu Hanımefendi, bir yandan Kıbrıs’ın tümüyle ele geçirilmesi adına EOKA mücadelesine eş bir mücadeleyi öngörüyor… Bir yandan da Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde garantörlerin rolünün yeniden ele alınması gerektiğini öne sürüyor… Garantilerin silinmesini niçin istiyor? Daha rahat bir EOKA mücadelesi için mi? Bu arada Rum Ortodoks Kilisesinin başkanı Georgios efendi, Kıbrıs’a demir atan Yunan savaş gemisini ziyaret ederek, bu gemilerin devamlı olarak Kıbrıs’ta kalması için ruhani fetvasını sunuyor… Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’i sorarsanız… O da askeri ittifakları daha de genişletme hevesinde… Daha fazla yabancı gücün ve silahın Güney Kıbrıs’a gelmesi için bıkıp usanmadan çaba harcamakta… Dahası Güney Kıbrıs’ı NATO’ya sokma planları da yapmakta hararetle… Bu arada, Rum – Yunan lobisinin dümen suyuna şuursuzca giren Avrupa Parlamentosu’nda olanlara da bakalım ibretle… Parlamento Başkanı, Maltalı Hanım Roberta Metsola’nın girişimleriyle EOKA’nın 1 Nisan kuruluş yıl dönümü oralarda da “coşkuyla” kutlanacakmış… Olur şey değil… EOKA’nın Kıbrıs adasının Yunanistan’a ilhakı için mücadele verdiğini bal gibi bilmelerine rağmen nasıl yapabiliyorlar bunu?. Bunlar Rum’dan fazla Rumcu, Yunan’dan fazla Yunan’cı, EOKA’dan fazla da EOKA’cı… Gelelim şimdi esasa: Müzakere konusu yapılmak istenen uluslararası garanti antlaşması bu atmosfer içinde daha da önem kazanırken, doğrusu son derece yetersiz de kalmaktadır artık… Eğer müzakereler yeniden başlayacaksa, mevcut garanti antlaşmasına Kıbrıs’ın güvenliği ve geleceği için daha radikal maddeler eklemek kesinlikle vacip olmaktadır… Bu antlaşmanın yürürlüğe girdiği 1960’dan bu yana köprülerin altından çok sular akmış ve bu akan sular da çok şeyi değiştirmiş ve alabildiğine yıpratmıştır… Güveni gittikçe sıfırlanan Kıbrıs Türk halkının bu adadaki güvenli yaşam garantisi Kıbrıs sorununa ilişkin tüm kronik meselelerin en başında gelmektedir… Özcümle, konu tamamen hayat – memat meselesidir… Aklını peynir ekmekle yemiş saldırgan ve doyumsuz bir fanatik güruh karşısında en sarsılmaz güvenlik önlemlerini güncelleştirilecek bir garanti antlaşması çerçevesinde yaşama geçirmek gerekir… Bu, sürdürülebilir bir barışın, aklın, mantığın ve diplomasinin gereğidir artık… Değerli bir okurum diyor ki, “O garantiler araç sigortası gibidir… Kaza olmazsa devreye girmez… Ama görünen o ki, kaçınılmaz kaza olacak gibidir…” * BAYRAMOĞLU BEKLENMEYEN ÖLÜMÜYLE ÇOK ÜZDÜ: Bayram öncesi, Mehmet Bayramoğlu’nun erken kaybını derin üzüntüyle öğrendim.. Hem Londra Türkleri ve hem de Kıbrıs Türkleri bağlamında yeri doldurulamayacak bir boşluk bırakarak sonsuzluğa gitti… Mehmet Bayramoğlu başarılı iş adamlığı yanında milliyetçi çizgisinden taviz vermeyen mücadeleci bir aydın ve Kıbrıs – Türkiye sevdalısı yurtseverdi… Bir dönem, bir ayağı KKTC’de, öteki ayağı Londra’da yurtseverliği uğruna yoğun ve özverili çabalar harcadı… Ödün vermediği düşünceleri adına kavgalara girmekten bile çekinmedi… KKTC – Londra arasında kurduğu düşünce ve etkinlik köprüsünde, belleği olanlar için çok anılar ve yankılar bıraktı… KKTC ve TC için düşmanca çalışan İngiltere’deki Rum ve Yunan lobisinin korkulu rüyasına dönüşen kabına sığmaz heyecanlı bir kişiliği vardı… Yakınları, mücadelesi için cebinden çok da para harcayan bir iş adamı olduğunu belirtmektedirler… Uğraşlarında tek kişilik ordu gibi olan Mehmet Bayramoğlu, uzun süre Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) Londra temsilciliğini de yaptı… Yazıları, demeçleri eylemleri, tartışmaları ve söylevleriyle hep gündemde iken, nedeni bilinmez birden köşesine çekildi ve beklenmeyen ölümü ile kamuoyuna kendini yeniden anımsattı. Cenaze töreni vazgeçilmez vatanı KKTC’de yapıldı… Ruhu şad, mekânı cennet olsun Limasol kökenli mücadeleci yurtsever Mehmet Bayramoğlu kardeşimizin. * EMEKLİLİK YAŞI TARTIŞMALARI: Hayalimizde Avrupa Birliği’ne dahil olma var… Gelin götün ki, nu Birliğin kriterlerine uymayı da içselleştiremiyoruz bir türlü… Bu halimiz, emeklilik yaş sınırının 65’e yükseltilmesi tasarısı gündeme gelince de tezahür etti yine işte… Hem de şamatalı biçimde… Bazı Avrupa ülkeleri emeklilik yaş sınırını 65’in de üstüne taşırken, AB hayranlığının tavan yaptığı KKTC’de, 65 tasarısına karşı kazan kaldırıldığını görüyoruz… Emeklilik yaş sınırı yükseltilirse gençlerin önünün tıkanacağını savunanlar, genç kamu emeklilerinin özel sektörde “deneyimli eleman” olarak istihdam edilmelerinin ya da özel sektörde kendi işlerini kurmalarının gençlerin önünü rekabetçi biçimde tıkadığı gerçeğini neden ıskalıyorlar? KKTC’de 60 yaşında ya da altında emekli olup da kendi köşesine çekilen ve istirahat eden ve de böylece gençlerin önünü açma düşüncesine arka çıkan kaç kişi var acaba?
