menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ücretler Gerçekten Enflasyonu Sürüklüyor mu?

9 0
10.10.2026

Ücretler Gerçekten Enflasyonu Sürüklüyor mu?

Ücretlerle fiyatların birlikte yükselmesi, enflasyonun ücretlerden kaynaklandığını göstermiyor. Türkiye üzerine bulgular, ücretlerin enflasyonu başlatan temel unsurdan çok, yükselen fiyatlara ve enflasyon beklentilerine tepki verdiğine işaret ediyor.

Türkiye’de asgari ücret görüşmeleri yaklaşırken aynı tartışma neredeyse kaçınılmaz biçimde yeniden gündeme geliyor: Asgari ücrette yapılacak yüksek bir artış enflasyonu yükseltir mi? Ya da soruyu tersten sorarsak: Asgari ücret enflasyonun altında artırılırsa enflasyon gerçekten düşer mi? Bu sorulara cevap vermeden önce, tartışmanın neden günümüzde yeniden bu kadar önemli hâle geldiğini açıklamaya çalışalım.

Bilindiği üzere, 1980’lerin ortalarından itibaren enflasyon birçok gelişmiş ekonomide önceki dönemlere kıyasla daha düşük ve istikrarlı seyretmişti. Great Moderation olarak adlandırılan bu dönemin ardından enflasyon, COVID-19 pandemisi sonrasında küresel ölçekte yeniden güçlü bir yükselişe geçti. Bu yükseliş büyük ölçüde pandeminin yol açtığı arz zinciri aksaklıkları, ekonomilerin yeniden açılmasıyla hızla toparlanan talep, talebin hizmetlerden mallara kayması ve emtia fiyatlarındaki artışlarla ilişkilendirildi (Bobasu vd., 2021; Attinasi vd., 2021). Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgalinin ardından özellikle enerji, gıda ve gübre fiyatlarında ortaya çıkan yeni baskılar ise mevcut enflasyonist süreci daha da güçlendirdi (Hellegers, 2022; Ihle vd., 2022).

Bu dönemde yaşanan enflasyonun dikkat çekici özelliklerinden biri çok hızlı yükselmesiydi. Ancak daha belirgin olan, başlangıçtaki şokların etkisi azalsa ve merkez bankaları para politikalarını belirgin biçimde sıkılaştırsa bile enflasyonun bir süre daha yüksek seyretmesiydi. Bu nedenle iktisadi tartışmalar, enflasyonu neyin başlattığı sorusunun yanında giderek enflasyonu neyin kalıcı hâle getirdiği sorusuna da yöneldi. Enerji ve diğer girdi maliyetlerindeki artışların fiyatlara kademeli biçimde aktarılması, firmaların kâr marjlarını koruma çabası, sıkı işgücü piyasalarının ücret baskılarını artırması, beklentilerin geçmiş enflasyona daha duyarlı hâle gelmesi ve çalışanların reel ücret kayıplarını telafi etmeye yönelik ücret talepleri bu tartışmada öne çıkan mekanizmalardı (Battistini vd., 2022; Boissay vd., 2022; Adrian, 2022).

Ücret-fiyat sarmalı neden yeniden gündemde?

Yüksek enflasyonun ücret taleplerini artırması ve yükselen ücret maliyetlerinin yeniden fiyatlara yansıması, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki yüksek enflasyon ortamında iktisadi tartışmalarda belirgin biçimde yer bulan ücret-fiyat sarmalı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı (Bernstein ve Patel, 1952; Boissay vd., 2022; Alvarez vd., 2022).[1] Bu konunun özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde gündeme gelmesi tesadüf değildir. Çünkü bu dönemlerde ücretlerle fiyatların birlikte yükseldiğini gözlemlemek çok daha kolaydır. Ancak bu birliktelik, neden ile sonucun birbirine karıştırılması riskini de beraberinde getirir. Ücretleri enflasyonun nedeni olarak gören yaklaşım oldukça basit bir mekanizmaya dayanır: Ücret artışları bir taraftan işletmelerin işgücü maliyetlerini, diğer taraftan hanehalkının satın alma gücünü ve dolayısıyla talebi artırarak fiyatların yükselmesine neden olur. Bu görüşe göre nedenselliğin yönü ücretlerden fiyatlara doğrudur.

Ancak aynı ilişkiyi tersinden okumak da mümkündür. Fiyatların yükselmesi çalışanların satın alma gücünü aşındırır ve bu kaybın telafi edilmesi daha yüksek ücret taleplerini beraberinde getirebilir. Bu durumda ücretlerde görülen artışın nedeni daha önce gerçekleşmiş fiyat artışlarıdır; yani ücretler fiyatları değil, fiyatlar ücretleri yukarı çekmektedir. Dolayısıyla ücretlerle fiyatların aynı dönemde ve aynı yönde hareket etmesi, tek başına ücret artışlarının fiyat artışlarının kaynağı olduğunu göstermez.

Ücret-fiyat ilişkisinin sürekliliği, konunun düzeylerden ziyade değişim oranları üzerinden ele alınmasını daha anlamlı hâle getirir. Tartışılması gereken yalnızca ücretlerin ve fiyatların yükselip yükselmediği değil, başlangıçta ortaya çıkan bir şokun ekonomi içinde nasıl ve ne oranda yayıldığıdır. Örneğin enerji fiyatlarındaki ani bir yükseliş önce fiyatları artırabilir; bunun ardından çalışanların satın alma gücü kaybını telafi etmeye yönelik ücret artışları ortaya çıkabilir ve yükselen ücret maliyetleri yeniden fiyatlara yansıyabilir. Ancak burada belirleyici olan, fiyatlardaki artışın ücretlere ve ücretlerdeki artışın yeniden fiyatlara hangi oranda aktarıldığıdır. Eğer her aşamada başlangıçtaki şokun daha küçük bir bölümü karşı tarafa aktarılıyorsa, bu etkileşim bir süre devam etse bile giderek zayıflayacaktır. Aynı mantık ücretlere gelen tek seferlik bir şok için de geçerlidir.

Şokun kaynağı ve aktarım gücü neden önemli?

Şokun kaynağı, ekonomi politikasının nasıl tasarlanması gerektiği açısından oldukça önemlidir. Eğer süreci başlatan şok ücretlerden geliyor ve ücret artışlarının önemli bir bölümü fiyatlara aktarılıyorsa, ücret artışlarını sınırlamak enflasyonist baskıları azaltabilir. İlk şok ücretlerden kaynaklanmıyorsa bile, fiyatlardan ücretlere ve ücretlerden yeniden fiyatlara aktarım çok güçlüyse ücretleri sınırlamak bu sarmalı -ve dolayısıyla enflasyonist baskıları- yine zayıflatabilir. Buna karşılık aktarım sınırlıysa, ücretleri baskılamak enflasyonun kaynağını ortadan kaldırmadan esas olarak onun sonuçlarından birine müdahale etmek anlamına gelir.

Türkiye’de son yıllarda uygulanan ekonomi politikası bu tartışmanın oldukça somut bir örneğini oluşturuyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Temmuz 2023’te açıklanan ekonomi programının temel bileşenlerinden birini “enflasyon hedefi ile uyumlu gelirler politikası” olarak tanımlamıştı.[2] İlerleyen aylarda yüksek ücret artışlarının yüksek enflasyona yol açabileceğini, bunun bir “sarmal” yarattığını ve “bu kısır döngüyü kırmamız lazım” diyerek ücret artışları ile enflasyon arasındaki karşılıklı etkileşime dikkat çekti.[3] Böylece ücret artışlarının enflasyonu yeniden besleyebileceği düşüncesi, Türkiye’de uygulanan dezenflasyon politikasının unsurlarından biri hâline geldi. Bu yaklaşım asgari ücret politikasında da kendisini gösterdi. 2022 ve 2023 yıllarında yıl içinde iki kez artırılan asgari ücret, 2024’ten itibaren yılda bir kez belirlenmeye başlandı. Üstelik yılbaşındaki artışlar üç yıl üst üste bir önceki yılın gerçekleşen enflasyonunun altında kaldı: 2023 yıl sonu enflasyonu yüzde 64,8 iken 2024 başında asgari ücret yüzde 49; 2024 yıl sonu enflasyonu yüzde 44,4 iken 2025 başında yüzde 30; 2025 yıl sonu enflasyonu yüzde 30,9 iken 2026 başında yüzde 27 artırıldı.

Dolayısıyla Türkiye’de uygulanan gelirler politikasının enflasyonu düşürmede ne ölçüde etkili olacağını anlayabilmek için iki soruya birlikte cevap vermek gerekiyor: Enflasyonist şoklar esas olarak nerede başlıyor ve bu şoklar ücret artışları ile enflasyon arasında ne ölçüde aktarılıyor?

Yakın zamanda Quarterly Review of Economics and Finance dergisinde yayımlanan araştırmamda ücret artışları ile enflasyon arasındaki ilişkiyi tam da bu iki soru üzerinden ele aldım.[4] Amacım yalnızca ücretlerle fiyatların birlikte hareket edip etmediğini göstermek değildi. Asıl olarak, enflasyonist şokların nerede ortaya çıktığını, ücretler ile fiyatlar arasında hangi yönde yayıldığını ve bu aktarımın ne kadar güçlü olduğunu anlamaya çalıştım. Başka bir ifadeyle şu sorunun cevabını aradım: Ücret artışları enflasyonu harekete geçiren bağımsız ve önemli bir şok kaynağı mı, yoksa ücretler ekonominin başka bir yerinde başlayan enflasyonist gelişmelere esas olarak tepki veren bir unsur mu?

Araştırmada 2009 başından Ekim 2025’e kadar uzanan aylık verileri kullandım. Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından elde edilen 88 alt sektöre ait ücret verileri, yalnızca Türkiye genelindeki ortalama ücret hareketlerini değil, tarım, sanayi ve hizmet sektörlerindeki gelişmeleri de ayrı ayrı incelemeye imkân verdi. Analize ücretlerin ve asgari ücretin yanı sıra enflasyon, enflasyon beklentileri, döviz kuru, faiz oranı ve istihdamı da dâhil........

© Katman Portal