Türkiye’de Beşerî Sermaye (I)
Türkiye’de Beşerî Sermaye (I)
Yirmi birinci asrın ilk çeyreğini geride bırakmışken, Türkiye, beşerî sermayesinin niceliği ve niteliği bakımından ne durumda, ne yapmalı? Bir yazı dizisi.
Bu makale, Türkiye’de beşerî sermaye birikimi hakkında bazı saptamalar yapan bir yazı dizisinin ilk bölümü. Bu ilk bölüm, kavramsal temeller inşa etmeye ve beşerî sermayenin Türkiye için neden öncelikli bir sorun alanı olduğunu bazı göstergeler yardımıyla açıklamaya çalışıyor.
Devam eden bölümler şu tür sorular üzerine odaklanacak: Dünyadaki bazı ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’nin beşerî sermaye açıkları ne düzeydedir? Eğitime ve sağlığa ne kadar yatırım yapılmaktadır? Türkiye’nin eğitime ve sağlığa yöneltilen kamusal ve özel kaynaklar bakımından dünyadaki göreli konumu nedir? Eğitim ve sağlık bakımından bölgesel eşitsizliklerin yarattıkları tehditler nelerdir? Nesiller-arası eğitim, servet ve gelir hareketsizlikleri neden önemlidir?
Beşerî sermaye ile ilgili bu tür sorulara vereceğimiz yanıtlar, Türkiye’de insanlara müreffeh ve saygın yaşamlar sağlamak için uygulanması gereken politikalar ve planlar için yol gösterici olabilir. Daha önemlisi, bu yazı dizisi, Türkiye’de yerleşik kapitalist düzenin, neden uzun dönemde beşerî sermaye açıkları ve eşitsizlikleri yarattığını anlamamız için ipuçları sunabilir.
Beşerî sermaye nedir?
Toplumsal, politik, ekonomik ve hatta kültürel bir kuruluş veya sistem olarak kapitalizm, adı üzerinde, kapital (sermaye) ile tanımlanıyor. Sermaye nedir? Üretken olan, biriktirilebilen, sahibine getiri sağlayan ve aşınabilir olan herhangi bir şey. Ofisimdeki masayı, masamdaki bilgisayarı ve bilgisayarımdaki bir yazılımı düşünün. Bunların hepsi, yüksek öğrenim ve araştırma sektöründeki üretim süreçlerinde kullanılan sermayenin bir parçası. Beytepe yerleşkesinin ısıtılmasını sağlayan tesisat, personelin kullandığı toplu ulaşım araçları, fakülte binaları ve diğer bileşenlerle birlikte kocaman bir sermaye birikiminden bahsediyoruz.
Yukarıda betimlediğim fiziksel olan sermaye, bilgisayarımdaki yazılımların kaynak kodlarının tamamının basılı olduğu doküman da dahil olmak üzere, çeşitli üç boyutlu nesnelerden oluşuyor. Bu nesneler, onları insanlar veya yapay zekalar yaratmış olsalar da, bir insandan ayrık olarak, bir insandan bağımsız biçimde varlar. Dünyadaki tüm insanlar bir anda yok olsa, fiziksel sermaye olduğu gibi durur; ona artık fiziksel sermaye diye bir kategori bağışlayacak iktisatçılar yokken bile.
Bir kategori veya kavram olarak tartışmalı olsa da, insanda var olan, sadece ama sadece insan ile var olabilen bir sermaye de var; beşerî sermaye. Beşerî sermaye de, üretken olan, biriktirilebilen, sahibine getiri sağlayan ve aşınabilir olan bir stok. İnsanın kendi bünyesinde var olan beşerî sermayenin, üç boyutlu nesnelerden oluşmadığını anlıyoruz. Ama beşerî sermaye gerçekten nedir?
Merriam-Webster Sözlüğü şöyle bir tanım öneriyor: “bir kişinin, grubun veya işgücünün, ekonomik varlıklar olarak düşünülen becerileri, bilgileri ve nitelikleri.” Cambridge Sözlüğü ise “çalışanlar ile onları bir şirket veya ekonomi için yararlı kılan tüm bilgileri, becerileri ve deneyimleri” diyerek tanımlıyor. İktisatçı Sherwin Rosen, Yeni Palgrave İktisat Sözlüğü’nün 1987 baskısındaki “beşerî sermaye” başlığı altında, “insanların sahip olduğu beceri ve üretken bilgi birikimi” diyerek daha kısa bir tanım veriyor.
Beşerî sermaye için daha doyurucu betimlemeleri, Gary Becker, Theodore Schultz, Jacob Mincer, Robert Lucas ve James Heckman gibi iktisatçıların klasik eserlerinde bulabiliriz. Bu Chicago Okulu iktisatçıları ve onların yetiştirdikleri başka iktisatçılar, ya beşerî sermayeyi zenginliğin ana kaynağı olarak görmüşlerdir, ya da kuramsal ve uygulamalı analizlerinde beşerî sermayeye özel önem atfetmişlerdir. Bu iktisatçılardan ve günümüzdeki kuramcıların çalışmalarından hareketle, beşerî sermayenin ne olduğunu anlamak için genel ve yararlı bir betimleme yapmaya çalışalım.
Çeşitli fizyolojik ve ussal engelleri olmayan bir insanın el-göz koordinasyonu ile temel zindelik durumunu (sağlığını), en düşük beşerî sermaye düzeyi olarak tanımlayalım. Şimdi, bu insana, bazı üretken bilgiler ve beceriler kazandırmak istiyoruz. Bunu, okullarda verilen eğitim ile yapabildiğimizi........
